Bu ayıp, bu günah, bu vebal, bu sorumluluk, bu utanç.... bu, bu, bu...
Hepimizindir, hepimizin...
Yok, babam yok!
Boşuna benim değil deme!
Evet senin de ayıbın bu!
Benim,senin, bizim, hepimizin...
Eğer bir çocu, birdilim ekmek yiyerek geçirdiği günün sonunda,sersemleşen bünyesi ile ölüme mahkum kalıyorsa...
Her fırsatını bulan biraz daha zenginleşmek için her yolu mübah sayıyorsa...
Her iktidar,ama her iktidar sahibi, biraz daha semirmek için fırsat arıyorsa...
Mahalle arlarında birileri de bir dilim ekmeğe muhtaç yatıyorsa...
Suçluyuz hepimiz....
İsterseniz "insanlık öldü" diye sela verdirin...
Dilerseniz "Komşusu açken tok yatan, bizden değildir"i hatırlayın.
Evde oturmuş trajedik filmler izleyip elime asılıyordum. Başarılı olduğum söylenemezdi çok erken sonuçlanıyordu. Doktorumun söylediğine göre fazla heyecanlanıyormuşum. Korkuyordum elimde değildi. Tam başladığımda benimkiyle tanışan herkes gibi sağ eliminde bir gün beni terkedeceğini düşünüyordum. Ve bu acele etmeme neden oluyordu. Hatta bu psikoloji beni bazen o kadar etkiliyordu ki rüyalarımda elimle gerçekleşen o müthiş buluşmanın en heyecanlı yerinde elim bana sırtını dönüp sessizce uzaklaşıyordu. Dünyanın sonunun geldiğini düşünerek uyanıyordum ve sonra dünyanın gerçekten sonunun geldiğini farkederek tekrar uykuya dalıyordum. Neyse.. yine elimle yapılan bir buluşma sonrasında telefon çaldı. Salak bi arkadaşımdı arayan...