Şaşırdı, duyduğuna inanamadı.Yorgun muydu,hayal mi görüyordu,rüyada mıydı yoKSA...
İnşaattan kaval sesi geliyordu...
On ikisindeydi daha.Babası pazardan getir-
mişti.Yepyeni,gıcır gıcır. Ne güzel parlıyordu cilası.Soktu kavalı beline,ağılın kapısını açtı. Çoban sopasıyla hafif hafif sırtlarına dokunarak saydı çıkan keçileri.Akşam döndüğünde de sayacaktı aynı.Yoksa bilemezdi eksikleri,yitikleri.

Radikal gazetesinin 'Orijinal Demokrasi' adlı yeni reklam filmini gece gece gözüme taktım ve gözüm "tv ekranına dön" der gibi oldu. Bir an kendimi AB Shapper reklamlarında yer alan abilerin ( hani Beyaz'ın bir tiplemesi vardıya Johny White ona benzer abiler :) vaadlerini dinler gibi oldum. ""Yanında bu da bizden"", ""30 gün içinde iade etme hakkına sahipsiniz."" vs.
Reklamdaki Orijinal Demokrasinin keşke hiç iade edilmese düşüncesi içinde olmasını isterdim. Pek ala zorlu bir dağa tırmanmak gibi zor bu durum.
Reklam filmi, temanın çok basit bir fikirle sunularak binlerce şey anlatmasınıda çok güzel vurgulamış.
Ben çok cahil kalmışım herhalde.İnternete de baktım bulamadım.Bayramlarda veya evimize gelen büyüklerimizin ellerini öpüyoruz veya yaşıtlarımızla karşılaştığımız zaman tokalaşıp olmadı yanaklarımızdan öpüşüyoruz. Ya anlamıyorum bu kafa tokuşturma modası nerden çıktı ? 60' lı yıllarda ilkokul alfabesinde 2 inatçı keçi vardı.böyle kafa kafaya vermiş köprüden geçme mücadelesi veriyorlardı .Şimdi öyle kafa tokuşturanları görünce hep o keçileri hatırlıyorum.Acaba bunlar nerden geçmenin mücadelesini veriyorlar.
keçisi, kedisi ve tavsanından sonra ankara'nın maymunu da meshurmus