Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "topla kendini, robot!"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

kentleşme hakkındaki yazılar:

endonezya yapımı tahta tarak
endonezya yapımı tahta tarak

Turgay Tuna’nın yaptığı bir araştırmadan bol görselli bir özet hazırlamış bulunmaktayım.
Tarağın tarihi, daha doğrusu insanın saçını düzeltip şekil verme ve etrafa güzel görünme arzusu, insanlığın çok eski zamanlarına değin uzanmaktadır. Öyle ki; plastiğin bilinmediği ilkel dönemlerde kemik yapımı, ağaç yapımı, özellikle gürgen taraklara rastlamak mümkündür. Daha eski dönemlerde ise, yani büyük atalarımızın dal parçalarıyla saç ve sakallarına şekil verdikleri düşünülmektedir.
0 ahkam var

2 Ocak 2007 gecesi; Bursa'da lodostan 59 kişi zehirlendi...
Kaynak: Yazılı ve görsel iletişim organları...

Bilindiği gibi; Bursa, Güney Marmara'da bir yeşil kent... Her nedenli yeşilini yoketmek, yakmak, çalmak için uğraşlar verilse de, yeşil adını yitirmemek için direnen bir yeşil kent...Bir de Güney'den esen yeli, bir diğer deyişle lodosu olan kent...Kentin üstüne kapkara çöken kirliliği doğallıkla dağıtan, kentin havasını arındıran da Bursa'nın bu lodosu...
İpekçilik Enstitüsü'nün ( ki diğer adıyla Tohum Mektebi; Bursa ipeğinin böceğinin tohumunun yetiştirildiği okul ) komşuluğundaki evimizden Setbaşı İlkokulu'na başladığım 1960-61 yılından bu yana bilinçli bir biçimde lodosla tanıştığımdan, diyebilirim ki lodoslu Bursa'nın LODOS ÇOCUKLARI'ndan biri olarak büyüdüm. Okula giderken, lodoslu günlerde annem öğütlerdi:
-Aman saçak altından gitmeyin, başınıza kiremit düşer...
Annem yalnızca böylesine bir uyarıda bulunurdu, o kadar...Ne okullar kapatılırdı lodos esecek diye, ne de Ölüm
Meleği bizlere lodos kimliğinde gelirdi...Çünkü o günlerde Bursa evleri iki katlı ( ne de olsa birinci dereceden deprem kuşağında yaşadığımızın bilincinde olan yerel yöneticiler, 3 kattan çoğuna izin vermezlerdi ki bunun bir diğer anlamı; o günlerde oydan çok, oyverenler daha önemliydi ), sokakları bol ağaçlı, apartman denilen ölüm tuzaklarıyla çirkinleştirilmemiş, en önemlisi de okulların çatıları uçmaz, yap-satçılar devleti yanıltmaz, devlet görevlileri de yetkelerinin "denetim" olduğunun ayırdındaydı. Bir de lodos estiğinde sobalar yakılmaz ( ki gerek de yoktur, çünkü lodos estiğinde hava ılık olur ), doğaldır ki lodos kurbanlarına helvalar kavrulmazdı. Sonraları neler oldu, ne değişiklikler yaşandı da Bursa'da çocukları yel aldı süpürdü, bir de uçan çatılardan düşen damlalarla sel aldı götürdü...
Mart 1994 seçimleri öncesinde Yıldırım İlçe Yerel Yönetim Başkanı'nın yapımına gözyumduğu, Uludağ'ın yamaçlarında, orman sınırının içinde yükselen beş katlı gecekondu-apartmanlar, ardından yine ilk kadın başbakanımızın döneminde sözverdiği imar afları, derken Teferrüç bölgesinde yaşayan çocuklar için açılan okullar ki Uludağ'ın eteğinde, başkaldırırcasına doğaya, başkaldırıcasına lodosa, sele, yağmura...Doğa bu; dinler mi us dışı eylemleri, istemleri?...Uçuruverir çatıları...Üstelik; "Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir" anlayışındaki yetkililer umursamazsa bu yaşananları...Ne de olsa en kolayından nüfus planlaması...Yerel ve genel seçimlerde oy toplama kaygısıyla; ulusumuza saygısızca, sorumsuzca Doğu'dan Batı'ya göçü özendirme, Anadolu'nun yoksuluna liberal libas giydirme çabaları...Kentte sanayileşme, siyasetçilerin "iş var, aş var" yalanıyla, tarım topraklarının talanı...
Ardından dağ-tepe, orman-dere yerleşmelere açılacak, sonra lodosta çatılar çevreye saçılacak...Sonuç; 1998'de 7 can...1999'da neyseki sorunun yaralılarla geçiştirilişi...O günlerden bugünlere pek çok ölüm, pek çok zehirlenme olayı ve 2007 yılının ilk lodos zehirlenme duyumları; 2 Ocak gecesinden 49 zehirlenme...
Henüz Bursa'ya kış gelmedi, kar yağmadı...Kar yağsa en çok birkaç gün kalır kentte, ardından lodos eritir, siler, süpürür karı ve de pekçok canı...İşte bu bağlamda sormak gerekir ki; günümüzün Bursa yerel yönetimlerince, geçmişde yaşanan yanlışlardan ders alınıp, yetersizlikleri gidermek, onarmak ya da lodosa karşı alınacak önlemler için kentimize sonradan gelenleri uyarmak ( seçim yatırımı için ev ev dolaşıp oy karşılığı gıda yardımı yapmanın dışında ) için neler yapılıyor?...Yoksa; "Söylemimiz AK'tan, Ölüm Hak'tan" düşüncesiyle, lodosta öleceklere yalnızca beş metrelik AK KEFENLER mi hazırlanıyor?...
Daha önceki yerel yönetim de; "toplam kalite" söylemiyle gelmişti yerel yönetime güvercinlerini uçurarak...Kuşkusuz "toplam kalite" çağdaş bir kavram, iyi de "Neredeydi kalite?"...Yaşam alanlarının insan sağlığına uygunluğundan bile öncelikli, sağ kalmasına uygun olup olmadığını ( ki 1998'de 7 çocuğun yitirildiği gerçeğinden yola çıkıldığında ) incelemeden, araştırmadan yapılar yapılsın, "imar affı" çıkarılıp, halkın ağzına bir parmak bal çalınsın, karşılığında oylar sandığa atılsın, "gelsin yerel yönetimlerin egemenliği" düşüncesinde miydi?...
Gerçi sorunsalın başlangıcı vurgulanırken, 1994'ün yerel yönetimlerinin anılması nedeniyle sanılmasın ki bu yanlışların öncüsü onlar...Kuşkusuz onlar değil, onlar yalnızca ardılları...Kaldı ki bu yanlışların başlangıcında, o günlerde belki onlar henüz çocuktu, belki de bu Dünya'da bile yoktu MENDERES'in; "her mahallede bir milyoner" düşleriyle, Batı'ya göçü özendirdiği günlerde...Bilindiği gibi; bu yanlış kararların sonucunda enflasyon canavarımız her mahallede bir değil, binlerce milyoner yaratmasına yarattı da bununla birlikte her mahallede yeni yeni gömüt alanları açıldı. Korkarım ki bu gidişle; her yapının otoparkı, oyunparkıyla lodostan ölenler için gömütlükler oluşturması da koşul olacak yeni yapılaşma tüzüklerinde, yönetmeliklerinde...Ve Nazım Usta da dizelerini yeniden yazma gereği duyacak...

7 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

çok tutulan kentleşme yazıları

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu