Hastalığımız var, doktora gittik.
Ya da, genel bir sağlık kontrolünden geçeceğiz.
Ya da, orduya katılmak için muayeneden geçeceğiz.
Böyle durumlarda alışık olmadığımız bir durumla karşılaşırız.
Karşı koyamayacağımız bir direktif.
Türkçesiyle yönerge...
"Soyun!"
O ana elbisemizle gizlediğimiz,
vücudumuzun en mahrem yerlerini göstermek zorundayız.
Doğal olarak utanırız, sıkılırız.
Utanmak insan olmanın bir emaresi.
İşareti...
Bedenimizin mahrem yerleri olduğu kadar,
ruhumuzun da mahrem yerleri vardır.
Duygularımızın,
düşüncelerimizin,
hislerimizin,
bakış açımızın,
isteklerimizin,
beğenilerimizin,
nefretimizin...
Hayatımız boyunca birçok şeyle karşılaşırız. Bazıları bizim istediğimiz için yaşamamız gerekenlerdir, bazıları ise dış kaynaklı olanlardır.

Kişisel tutum ve davranışlarımızın sonucu hayat deneyimi olarak skor tabelamıza yazılanlar çoğu zaman kişiliğimizin geçmişten o anın yaşanıp bitmesine kadar geçen süre zarfında kazanımlarımızın bizlere bir hatırasıdır. Fakat bu anların/durumların/olayların sonucu/bitişi bizim düşündüğümüz gibi olmayabilir ya da daha iyi bir geri dönüş artı puan kazandırabilir. Sonuçları çoğu zaman öngöremeyiz. Yani şöyle düşünürsek; hayat bize sunulmuştur ve onu son nefesimize kadar yaşamamız gerekmektedir.
Doktorumun bana depresyon teşhisi koymasının üstünden yaklaşık olarak bir sene geçti.Bir senedir hasta muamelesi görmüşüm, dile kolay!Dozajı sürekli arttırılan ilaçlarımla yaşamayı daha yeni yeni öğreniyorum.Peki ya neye yaradı hergün avuç dolusu alınan ilaçlar?
Hiç.
Farklı bir sonuç beklemiyordum aslında.Nedeniyse depresyonun ne başkalarının telkinleriyle ne de anti-depresanlarla geçmeyeceğini,kendime dönüp ne yaptığımı sorgulayacağım zamana kadar benimle olacağını bilmemdi.Aslında bu içe dönüşleri denemedim diyemem.Ama her içe dönüşte karşılaştığım kişi farklıydı,kendim diye bildiğim insandan çok uzaktı.İnsanın kendisiyle karşılaşması için,kendisini bulması için ne yapması gerekir bilemedim , ki hala daha bilmiyorum.
Şimdi insanların kimlik arayışı ya da gençlik bunalımı diye adlandırdıkları şeyden çok daha uzak olduğumu görüyorum.Depresyon benim gözümde kişinin kendi beyninde kaybolması , yol bulamamasından başka birşey değil.Artık kendi yolumu bulmam için sadece kendime bakmalıyım,ilaçlara değil.
Başlığa bakmayın.
Şimdiki bazı erkeklerin ense traşından geçtim, kendisini görmek mümkün değil.Hadi saçını temiz bakabiliyorsa, uzatsın.Ama ensede biten kıl mı tüy mü ne olduğu belirsiz şeyler gerçekten, çok iğrenç duruyor.Hele tırnaklar, çorba kaşıklayacak kadar uzunsa, yüzündeki kılıyla, burnundaki tüyüyle uğraşıp, kaşlarını aldırıyorsa, bunun yanında kol altındaki kılları kurdela bağlayacak kadar uzatıp,
bunu da çağdaş olmaya yorumluyorsa, ayaklarının kokusundan, burun direğiniz şiddetli depremlerle sarsılıyorsa, ağzındaki dişler ve kokusu size bugünkü menüyü söylüyorsa, tüm bunlar o erkeği yeterince itici kılalacaktır zaten.En azından hala bu kriterlerden bir çoğu, ilk etapta, biz kadınların en çok dikkat ettiği, fiziksel özellikler.
Ama bu erkeği tam anlamıyla erkek yapan özelliklerin, sadece vitrin kısmı.Emin olun; ne yakışıklılık, ne karizma,
yukarıda saydığım özelliklerden en az birine sahip bir erkeği kurtaramıyor.Peki bir kadın, nasıl bir erkek ister?Günümüz erkeğine bakınca, kadınların fazla bir tercih şansının kalmadığını düşünüyorum.Öncelikle sarsılmaz bir kişilik istiyor kadınlar.Kendi kendisiyle barışık olabilecek kadar, kendine, hareketlerine, oturuş kalkışına, giyimine, konuşmasına dikkat eden, kendine güvenli, saygı uyandıran bir erkek.İşini, parasını, kariyerini, tüm herşeyini
kaybetmiş bile olsa, batan gemiyi terketmeyen bir kaptandır erkek. Bütün metanetiyle kendisini ve ailesini ayakta tutabilen, şirket patronuyken sahip olduğu gururu hiç eksiltmeksizin, simit satabilecek, inşaatta çalışıp, hamallık yapabilecek adamdır erkek. Bekarsa, ana babasını, kardeşlerini, evliyse, bunlarla beraber, eşini ve çocuklarını başında tac olarak, hiç sarsmadan taşıyabilen ve oradan asla indirmeyen bir hakandır erkek.İşsiz kaldı diye cebindeki tüm meteliği, şişede balık olmayı değil, bir lokmayı evladına bulabilendir erkek.Kendisini doğuran ananın aşkına, ana, avrat, bacı değerlerini ağzından kusmayan, asla kusturmayacak olan adamdır erkek. Kadını; sırf arkadaşlarıyla oynadığı tavla uğruna, zar niyetine atmayan adamdır erkek. Erkekliği playboylarda, kadının etinde, şişe diplerinde, acize atılan naralarda aramak değildir erkeklik. Siz buldunuz da biz mi kaybettik?