
Ergenekon Operasyonu kapsamında Türk halkının yakından tanıdığı pek çok isim gözaltına alındı. Operasyon ve operasyon sonrası tüm görsel ve yazılı basında çarşaf çarşaf yer aldığı için yazmıyorum.
Ancak operasyon sırasında baskın düzenlenen bir yer ve gözaltına alınan bir kişi vardı ki, medyanın hiçbir mecrasında hak ettiği yeri bulamadı. Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol. Aslında gündemin sıkı takipçileri televizyon kanallarından Sevgi Erenerol’u tanırlar ancak dedesi Pavli Karahisarlıoğlu’nu, diğer adıyla Papa Eftim’i bilmeyebilirler.
1999 yılında Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer’in kurduğu “Oyun Atölyesi”nde bu sezon oynanan oyunlardan biriydi “Jeanne D’Arc’ın Öteki Ölümü”. Beni en çok etkileyen oyunlardan biriydi. Kimdi bu Jeanne D’Arc?
Jeanne d'Arc, 1412 yılında Meuse’deki Domremy köyünde dünyaya geldi.Yüzyıl Savaşları boyunca İngiltere'ye karşı durmadan Fransa'ya yardım eden ve daha sonradan Fransa'nın dört bir yanında nam salmış bir Fransız Katolik azisesidir.
12 yaşındayken St. Catherine, St. Margearet ve St. Micheal'in ruhları ile önsezi ile iletişime geçmeye başladığı söylenir. Savaşlarda Fransız ordusuna katılmış ve İngiliz'lere karşı savaşmıştır. Daha sonra onu esir alan İngiliz'ler onun erkek giysileri giyip savaşan ve gaipten sesler duyan bir kâfir olduğunu öne sürerek onu henüz 19 yaşında iken yakarak öldürme kararı vermişlerdir. Jeanne infaz töreni başlamadan hemen önce yanındakilerden haç istedi. Bir asker iki sopayı birleştirerek yaptığı haçı ona uzattı. Alevler vücudunu sarmaya başladığı zaman elindeki haçı dudaklarına götüren Jeanne’ın son sözü “İsa” oldu.
Bu olayın üzerinden 25 yıl geçtikten sonra Kral Şarl mahkemeyi yeniden kurarak Jeanne D’Arc’ın adını temize çıkardı. 1919 yılında da Papa XIV. Benedict, bu köylü kızının adını Katolik kilisesince kutsanan azizeler arasına geçirdi.
Ölmeden önce ve öldükten sonra adını korumak için görülmüş tüm mahkeme kayıtları bugün Fransa Millî Kütüphanesi'nde saklanmaktadır. Yaşadığı tarihteki diğer kişiler ile kıyaslandığında, hakkında en çok şey bilinen kişilerden biridir.

Van'ın Gevaş ilçesi sınırlarında bulunan ada son zamanlarda tartışmalı kilisesi ile ünlü oldu. Vaspurakan Kralı 1.Gagik tarafından 915-921 yılları arasında keşiş Manuel'e yaptırılan kilisenin restorasyon çalışmaları 2005 yılında başladı ve açılışı 29 Mart'ta yapıldı. Ermeniler için çok önemli olan kilise, daha önemli yerlerin restorasyonlarının yapılması gerektiğini düşünenler tarafından protesto edildi.

1) Ülkemizde Soğanlı bölgesinde rastlanan bu doğal anıtların oluşumu için önce depremler çalışmaya başlamış. Çökmeler sonucunda, yöre derin bir hal almış ve yörede vadi, platolar oluşmuş. Bu vadilere insanlar yerleşmiş sonraları ve bu yörede gördükleri kayaları oymaya başlamışlar. Buraları evler, kiliseler, toplantı yerleri haline getirmişler. Konumuz olan kaya kiliselerinde mezarlar ve İsa peygamberin resimlerine rastlanır. Uzun yıllar Romalılar yaşadıktan sonra, bölge Osmanlıların eline geçer, kilise imalatı haliyle durur.
Tanıdık bir sahne... Gelin babasının kolunda Kiliseye girer, ağır adımlarla rahibe doğru yürür. Bir dizi törensel aktiviteden sonra rahip şöyle der: "Sizi karı-koca ilan ediyorum." Ancak hıristiyan dünyasında artık alternatif sahneler de yaşanıyor; rahipler "karı-karı" ya da "koca-koca" ilan ediyor. Çünkü eşcinseller ve lezbiyenler artık Kilise'de Rahip huzurunda evleniyor.
Bu tarz nikahın ilk örnekleri, 16 Ocak 2001 tarihli Milliyet gazetesinde, biri eşcinsel, diğeri lezbiyen iki çiftin nikah haberleriyle anlatılıyordu:
"Pazar günü Toronto'nun büyük Kiliselerinden biri, eşcinsel iki çiftin evlenme törenine sahne oldu. Çiftlerden Kevuin Bourassa ile Joe Varnell, rahibin evliliklerine onay vermesinden sonra öpüşerek birbirlerini kutladılar. Papazın, nikahlarını kıydığı anne Vautour ile elaine Vautouri ise bir lezbiyen çiftti. Onlar da yüzük taktılar.Törenden sonra rahip her iki çifte de, Kanada'da ilk kez yaşanan bu tür evlenmelerin belgesi olan evlenme cüzdanını verdi."