Yaşlı Oligarkh (düzmece Ksenophon, eng: Pseudo Xenophon) hakkında pek de doyurgan bilgilere sahip değiliz. Kendisini İ.Ö. 5. Yüzyılda yaşadığı tahmin edilmekte. Yaşlı Oligarkh’ı öğrenmemiz ise Oligarkh’ın eserleri arasından çıkan bir metin gerçekleşiyor. “Athenaion politeia” (Ἀθηναῖων πολιτεία) ya da “Atinalıların anayasası” [eng: Constitution of the Athenians] olarak bildiğimiz “risalesi, günümüze Ksenophon’un eserleri arasında kalmış olmakla birlikte, onun olmadığı kesindir. Bu yüzden yazarı, düzmece – Ksenophon (pseudo - Xenophon) diye gösterilir ya da bu asıl kimliği bilinmeyen yazara, Yaşlı Oligarkh denir.”2
Polisiyenin bir alt türü olan Kara Roman’larda amaç suçu ve/veya suçluyu araştırmak, soruşturmak, aydınlatmak değildir. Klasik polisiyelerden farklı olarak Kara Roman’lar suçun üzerindeki gizemden ziyade başka bir şeyle ilgilenir, çok daha derinlerden beslenir: insanın karanlık yüzünden.
Kara Roman’lar ile klasik polisiyeler arasındaki bu fark sebebiyledir ki suçluyu kovuştururken duyduğumuz heyecan, olayı çözümlerken analitik düşünebilme yetimizi sınamayla gelen tatmin, (nihayetinde cinayet de olsa) suçlunun zekice planladığı eylemin takdiri üzerinden insan zekasını yüceltme, yerini insanı suça iten sosyal, ekonomik ve psikolojik sebepleri resmetmeye bırakır. Bu nedenle daha kitabın başında olaya şahit olmamız, katili iş başında görmemiz bu türün aşinalarınca hiç de yadırganmaz. Klasik polisiyelerde dedektifin gözünden olayların aktarılması (yorumlanması) teknik bir zorunluluk iken, Kara Roman’larda dedektifin varlığını hissetmeyiz bile. Bir gün bizimde başımıza gelebilecek bir kırılma anı, öncesi ve sonrasıyla küçük fırça darbeleriyle aktarılırken düşünürüz: bunların benim başıma gelmesini engelleyen şey ne? Popüler deyimle, bir cinnet geçirmeyeceğimizi kim söyleyebilir? Ya da ekonomik sebeplerden ötürü toplumun aşağı katmanlarından sıyrılamayan bir adam, daha fazla direnemeyip “kendini bırakıverirse”, çizginin öte yanında nasıl bir “şey”e evrilecektir? Birebir cevabını ver(e)mese de (çünkü bunun cevabı değişkendir) Kara Roman’ların asıl ilgilendiği husus budur. Varsın krimonolojik koşuşturmacalar diğer polisiye sayfalarında alsın başını gitsin…

Emin olun herkes içinde bir parça ' en iyi anne, en iyi baba' iddiasını barındırır. Öyle ki kendinin dünyaya gelmesine bile sebep olan anne babasını beğenmez hale gelir, ' aa! o öyle olmaz annecim/babacım, çocuğa şunu giydirmek gerekir bu havada' ya kadar gider iş...
Tamam, bu kadar iyi ebeveyn olma iddiasını reddetmem, hatta o çok meşakkatli yolda muazzam bir motivasyon aracı olarak bile gördüğüm ollur bu tip idealist yaklaşımları, hani yapmadım desem de yalandır bir taraftan...

Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir...gider gelirdi..
Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı Özek uzar giderdi. Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı. Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider, gelirdi...
Bu yazı benim çok sevdiğim, dönüp dönüp tekrar okuduğum bir yazarın sizin nezdinizdeki izleklerini görmek için yazıldı. Benim onu okurken hissettiğim duyguları başkası da hissediyor mu? Yoksa bana has bir şey mi sorusuna cevap bulmaya çalışıyorum. Ayrıca sizin de onunla kısaca da olsa tanışmanız da etkendir.
12 aralık 1928 yılında Kırgızistan’ın Talos kasabasının Şeker köyünde doğmuştur. Kim bilir belki de bu yüzden bütün kitaplarında hep zor doğa koşulları, uçsuz bucaksız bozkırlar vardır. Zor bir çocukluk geçirmiş. Kitaplarında çocukluğunun izlerini aradığını anlatıyordu, bir yazıda. Kendisi ilk önce veterinerlik okumuş. Daha sonraysa edebiyat okumayı tercih etmiştir. Elveda Gülsarı kitabının kahramanı bir attır. Bu at üzerinden betimlemeler, sorgulamalar yapar. Veterinerlik bilgileri kitaplarındaki hayvan sevgisinde ortaya çıkar. Bir şekilde insanın hayvanlarla olan bağı umudu işaret eder. Beyaz Gemi’de yeniden görülen marallar umudu simgeler. Küçük çocuk her şeyin daha güzel olacağına inanmaya başlar.
politik kurgu romanları metal fırtına ile birlikte en popüler türlerden biri oldu. birbiri ardına yayınlanmaya başlayan bu kitaplar "çok satılanlar" listelerinden pek ayrı kalmadı. ilgilenenler için bu kitaplardan bulabildiklerimin bir listesi aşağıda.

Kitap 23 Mayıs 2007 tarihinde başlayan Türkiye - ABD savaşını anlatıyor.
metal fırtına, ilk kitabın ardından iki ayrı seri olarak devam etti. burak turna tarafından yazılan metal fırtına 2 kurtuluş timaş yayınlarından, metal fırtına 3 karşı saldırı ise profil yayınlarından çıktı. metal fırtına 1'in diğer yazarı orkun uçar tarafından yazılan Metal Fırtına 2 / Kayıp Naaş ve Metal Fırtına 3 / Kızıl Kurt ise "altın kitaplar" ile okuyucuya ulaştı.
Kavuşamazsın, aşk olur.
Aşık Veysel

Aşk kişiden kişiye; toplumdan topluma; zamandan zaman değişen bir olgu. Kimileri için bir fenomen, kimileri için gelip geçici bir şey. Aşk; Goethe'nin Genç Werther'in Acıları,, Fuzuli'nin Leyla ile Mecnu'nu, Ehmede Xan'nin Mem û Zin'i Vedat Türkali’nin Birgün Tek Başınası ve daha ismini sayamadığım nice kitabın kahramanı……Üç harfli bir kelime aşk, kısacık. Ancak hayatımızda anlamı büyük. TDK'ya göreyse aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.
İnsanı insan yapan en önemli özelliklerden biri sevgi. Aşk ise onun bir türevi. Aşkın da sevgi gibi birçok türü var: Vatan aşkı, tanrı aşkı, devrim aşkı vs…O’da nesnesine göre farklı anlamlar taşır kuşkusuz. Bu yüzden de ilk soru aşk ama hangi aşk? Yöneltilen kişi, durum değişse bile sonuç ve özellikler aynı değil midir? Bir sufinin tanrı aşkıyla cinsler arasındaki aşk veya bir militanın bayrağına duyduğu aşk. Sonuçta hayatını aşık olduğu şeye göre biçimlendirir ve onun için ölümü göze alır. Aragon’un büyük aşkı Elsa’ya yazdığı mutlu aşk yoktur dizelerini kim unutabilir. Aşk ile ilgili sorular öyle çok ki! Yazıyı yazarken bile bütün bu soruların cevapları çıkmadı. Neden aşık değilken, kendimizi mutsuz sayıyoruz? Neden aşıkken mutlu olamıyoruz? Aşk iyilikten anlamaz deniyordu bir filmde, neden? Ne kadar çok acı çekersek aşkta, o kadar yüceleştiriyoruz, neden? Yoksa hepimiz sadist miyiz?


NASA'nın ikiz robotları Spirit ve Opportunity'nin Mars Exploration Rover görevi için Mars'ta bulunduklarını ve çektiği görüntüleri dünyaya gönderdiğini daha önce biliyordum. Bu insan yapımı araçlar, bir nevi mobil kameralar, gidemediğimiz yerlere gidiyorlar. Bu merak uyandırıcı kitap aklıma sinerji denilen kavramı getiriyor.
NASA'da büyük bir takım çalışmakta ve kitap kapağında Jim Bell'in adının geçmesi beni çok şaşırtıyor. Jim Bell, ikiz robotların Pancam renkli kameralardan sorumlu uzmanı. Buna rağmen sadece çekilen fotoğrafların derleme işini yapması, bence, kitap kapağında adının geçmesini haklı göstermez. Ben böyle düşünüyorum.
"şeytanın sözlüğü" adı "satanizm el kitabı" gibi düşünceler çağrıştırabilir belki zihinlerde ama kitabımız bu çağrışımı desteklemiyor. şeytanı aykırılıkla özdeşleştiren ambrose bierce toplumda bilinen kavramlara bilinmeyen tanımlar veriyor ve sanal alemi çepeçevre kuşatan sözlüklerde sunulan bilgilerden daha farklı tat bırakıyor insanın zihninde.
kendisine verilen parayı fazlasıyla hak eden bu kitap belki hayatınızı değiştirmeyecek ama 1-2 günlük aykırı bir tura çıkaracak sizi.
Reklamlarinin yapilmasi karsiliginda firmalar buradaki sitede yer alan yardim kuruluslarina bagis yapiyorlar."GIVE FREE FOOD" yazan butona tikladiginizda o gun icin ac bir cocuga yemek vermis oluyorsunuz. Ayrica siz tikladiktan sonra islem tamamlandiginda ekranda tesekkur eden... ingilizce yazı beliriyor, ilgili sayfanin en altina gelirseniz bu sefer de 4 farklı konuda yine yardim icin tiklanabilen 4 buton daha goreceksiniz. (Bu butonlar ana sayfanin en uzerindeki sutunda da yer aliyor bu siteler birbirine bagli link sitelerden olusuyor) Gogus kanserlilerine yardim, cocuk sagligi,okumaya yardim/kitap saglama, hayvanlari koruma/kurtarma ve yagmur ormanlari gibi... Dilerseniz teker teker ayni islemi bunlara da yaparak yardimlarda bulunabilirsiniz!
Not: Bu islemi gunde sadece birer kez tiklayarak yapabilirsiniz
Ben bilgisayarimdaki acilis sayfama bu siteyi ayarladim. Asagidaki butonlara da ilgili siteleri ayarladim. Bunlara hergun birer kez tikliyorum ve;
ac insanlara yemek veriyorum 
gogus kanserlilerine yardim ediyorum
cocuk sagligina katkida bulunuyorum
okumaya katkida bulunuyor/kitap veriyorum 
yagmur ormanlarina/dogaya katkida bulunuyorum
hayvanlari koruma/kurtarma sagliyorum
boylece hergun gune kendimi iyi hissederek basliyorum-))