Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan torpilli.com'da: "En kötü bildiri nasıl yazılır?"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

kompozisyon hakkındaki yazılar:

Bir cami avlusundayız şimdi , havada bir hüzün , ağlamaklı gözler...Bir kırmızılık vuruyor yerdeki su birikintisine
Parıldayan yıldızlar var kızıllığın az ötesinde , kafamı kaldırınca gördüm. Gözü yaşlıydı , birşeyler istiyordu karşında duran dağdan,soğuk bakıştan,hissiz duruştan
arkasındakiler ağlıyordu ama o sadece "kanınız yerde kalmayacak"dedi.
Yaşlı gözlerin burktuğu dudaklar sadece "vatan sağolsun" diyebildi.
Tv si başında bu olayı seyredenler, ağlacaktı. Ne de olsa bizim koruyucumuzdu bu topraklarda, ona her ay cebimizden ayırdığımz rızkımızdan veriyorduk. Görevi buydu bizi korumak !
Kanalı değiştirdim , çocuklar vardı sahnede.
Mutlu çocuklar hepsinin yüzü gülüyordu. Bir karaltı belirdi sahnede , konuştu güzel yüzlü bir melekle. Herşey bitti o anda mutluluk dağaldı , bir öteki oluverdi sahnedeki.
Parlayan yıldız emir vermişti , inecekti sahneden gidip çocuk doğuracaktı. Çocuk gidip ölecekti vatan için ve o kız eğitimsiz olacak , dışlanacak, öteki olacaktı çünkü " vatan sağolacaktı ".

2 ahkam var

Çocuklarımıza (aslında öğretmenlerimize bile) tarihimizi anlatamamış olmanın sıkıntısıdır yaşadığımız herşey. Kendimizi anlayamamış olmamızın çaresizliğidir yabancı ellerde deva arayışımız. En son bir kompozisyonla yeniden patladı bu irin , iyi tımar edilmemiş her hastalık gibi nüksedip duracaktır. Tek çaresi ise okumaktır / okutmaktır. İdealleştirilmiş düşüncelerden sıyrılmanın vakti çoktan geçmiştir. Biz neysek oyuz neslimiz de oydu atamızda şimdimizde. Anlamamaya gayret gösterenlerin, gözlerini yumanların dışında herkese açıktır gerçekler. Dününü araştırmayan eskinin değerlerini elektronik terazide tartan bulduğuyla hüküm kesen ve bunun sonucunda 1299 yılını kötüleyen adamadır bu yazı ve onun gibilerine. Belki bu yazıyı okumayacaklardır (okuyanlar bir yerde kıstırıp anlatsınlar) herşeyin bir hikmeti vardır. Bir dostum yıllardır adını bildiğim ama her nedense alıp okumadığım Kemal Tahir 'in ''Devlet Ana'' romanı okumamı tavsiye etti (Bende size salık veririm) okudukça o kadar büyük bir eser olduğunu anladım ki tarihimize bakış açımızın bu çizgide olması gerektiği fikri hasıl oldu. Tam bu sırada yukarıdaki olay meydana geldi , Osmanlıyı kara bulut olarak gören bir öğretmen. Öğretmene mi kızmalı ? Öğretmenin bu güne kadar osmanlıya karşı şartlandırılmışlığına mı ? Osmanlıyı kötüle pirim yaparsın düşüncelerine mi ? bilemedim. Başlığa dikkat edin , Osmanlıyı kuran bu cümledir ,, osmanlı söğütteki kara bulut değil , zamanın rumu , ermenisi,bizanslısı için sığınılacak bir gölgelikti. Bu sözü söyleyen Kara Vasil in oğlu Mavro dur , söyleten Kemal Tahir. Osmanlıyı devam ettiren cümlede ''köylülerin köleliğine karşı ,Frenk soygununa,zulmüne,ırk düşmanlığına karşı biz hoşgörü, dayanışma,can,ırz,mal güvenliği sağlayacağız'' ve aslı osmanlıda şudur '' Batıya yöneleceğiz ! Talan etmeyeceğiz ! Din yaymaya çabalamayacağız. Tersine herkesin inancına saygı göstereceğiz! İnsanlar arasında , din,soy,varlık bakımından hiçbir üstünlük tanımayacağız!''
Devleti Alinin temeli bu esaslar üstüne kurulmuştur. Kökü sağlamdır , Hakiki oğuzun , türkün töresi budur , biz bin yıllardır süre gelen bu geleneğin yeni bir sürgünüyüz Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak , bir zaman sürgüne iyi bakmak için köke önem vermedik , şimdi çınarımızın bütünüyle ilgilenmek zamanıdır. Ayaklarımız üzerinde duruyoruz artık ! Evlatlarımıza bu çınarı nasıl anlatalım diyecek olursanız orta üçten sonraki tüm neslimize başlanacak bir basamak ''devlet ana'' dır. İşin Felsefesini arayanlar şuraya da bakabilir
yorumlarınızla yazıyı zenginleştirirseniz memnun olurum.

3 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu