Efendim, size konusuz konusuz yazılar yazdım son dönemlerde. Sonra bir durup düşündüm. Niye durduysam? Halbuki ('Halbuki Takamuro', Japon savunma bakanı, yuuuh. halbuse var bi de) Ne diyordum, evet halbuki ben durmadan da, hareket halindeyken de düşünme yetisine sahip (Yetiiiiiii, huuuuuu..!) bir modelim. Model 348-ARX. Evet, düşündüm ve size haksızlık yaptığıma karar verdim. En azından bu yazımda bir şeyler anlatmalıyım, bir konum olmalı, unutmamalı, sevgiyle anmalı dedim kendi kendime. Bakın bir anı anlatayım o vakit size. Valla laaan, bak aşağıda..!

Ben küçükken...Bak ya anlatamıyorum. Aklıma yine bir şey geldi. Sen küçükken kaç yaşındaydın diye de embesil bir soru vardır ya, küçük çocukları ambale etmek için sorulur.(ambale de ne acayip bir kelimeymiş) Ulaaan esas sensin o ambale, küçücük çocuğa o soruyu sorduğun için. Ambaleeee. Ayıp be ayıp. Kaç yaşında adamsın, eğlencene bak. O çocuk sana şimdi senin ben muğa koim, böyle soru mu olur, allağaaan gerizekalısı dese iyi mi olur?
Hep bana Ne eğlenceli insansın. Senin yanındayken hep gülüyoruz. En sıkıntılı anlarımızda bile bütün o ruh halimiz gidiyor, neşemizi buluyoruz diyorlar. Sıçarım ben böyle işe ama. Maymun muyum lan ben? Bir kere de gel sen beni güldür, ne var yani, alla hallah. Ben ise ağlayan palyaçoyum. Başkalarını güldürürken, içinde fırtınalar kopan (havva), dertlerle boğuşan, hüzünlü mü hüzünlü (hüzünlü kek) bir adamım ben. Biraz da naniiiik depresifim. Yok lan manyak, sen de hemen inanıyorsun ha. Hepsini attım. Yok be, atar mıyım hiç. Ben sana yalan söyler miyim? bu arada sen kimsin yahu. Bu senli benli muhabbet de nereden geliyor acep?

bugunku yazımı yazmak icin şimdilik bir çıkış noktası (konu, eni konu) bulmuş değilim. yani öylesine başladım yazmaya, bakalım bu yazı nerelere gidecek. yani şu an çok konusuzum. konusuzsanız konu sizsiniz. (böyle saçma mesaj kaygılı bir cümle vardı. umutsuzsanız umut sizsiniz. oooldu..) ama siz beni bir konu bulduğumda görün. en basit konu üzerine dahi (bile anlamındaki dahi bu ha, ona göre. bir de dahi/deha var. deha erus. yok lan deha muhtar. yaa sen var ya sen, neyse..) ne diyordum, evet en basit konu üzerine bile (hadi iyisin bak bile, bu da yıllar ayırsabile) uzun uzun nutuklar atabiliyorum. hiç konum yokken bile bakın ne kadar çok şey yazmışım. yalan mı, ha yalan mı? yalan mı dedim de aklıma özcan deniz'in yalanmış meğer şarkısı geldi. bu da bir arkadaşım ile yaptığımız kötü bir geyik konusudur. o da şudur ki ; yalanmış meğer, oysa ki ben temiz, el değmemiş, dokunulmamış olanı arıyordum. bu yalanmış. kim yaladıysa artık, onun allah belasını versin. bela okuma bela okuma, bela dolaşır seni bulur derdi şimdi babaannem yazıyı okusa. (ulan manyak babaannem nereden bulsun bu yazıyı da okusun a benim tıntın yarim.)
