KADIN:
Etraf çok kalabalıktı, karanlık ve dumandan yüzleri seçemiyordum. Seçsemde ne olacaktı, herkes bir alemdeydi şu anda. Sahne ışıkları yön değiştirdikçe yüzüm aydınlanıyor bu da beni rahatsız ediyordu. Yerimde müziğe eşlik ediyordum o sırada sahnede dans eden arkadaşlarımı seyretmek ve birazda içkimden yudumlamak için gelmiştim şu an bomboş olan masamıza.
Lenslerim batmaya başlamıştı, gidip çıkartsam diye düşünürken, yanıma birinin yaklaştığını hissettim, gözleri gözlerimdeydi. Kim di bu tanıyordum ama ahh şu isimleri kayıt altına alamayan beynim, gülümsedi gülümsedim.. Umarım sarhoş değilsin yoksa seni savsaklamaya çalışacak yada senden kaçacak gücüm yok.. Başıyla selam verdi, bende selam verdim. Yanıma oturdu, benimle müziğe eşlik etmeye başladı. Adın neydi neydi yahu, evet tamam karizmatik adam, uzak şehirlerden birinde yönetici, evet arada bir merkeze geldiğinde de uğrayıp mutlaka hatır sorar, ama adı neee??
ERKEK:
Uzun zamandır aynı yerde çalışıyoruz , farklı şehirlerde. Ne zaman merkeze gitsem onu görme hissi ile doluyorum, bir bahane ile ofisine uğruyorum. Şimdi orda tek başına oturuyor gitsem yanına, bu gürültüde sohbet edemeyiz ama, olsun beni çeken birşey var yanına gidiyorum. Çok güzel gözleri var, selam verdim, selam verdi. Gülümsemesi ile ortaya çıkan gamzelerine takılıyor gözlerim. Burda ne işim var, ne diyeceğim şimdi, gecenin bu saatinde ne konuşacağım, ortak bir konu bulmam lazım, şu müzik ne gürültülü, umarım çapkınlık için yanına gelen biri sanmaz beni, yok canım hem çapkınlar yaklaşamıyorlar yanına, çok mesafeli o duvarları kırmaya kimse cesaret edemez..
KADIN:
Bu tip toplantılarda çapkınlar açık kapı ararlar hoşça geçirilecek eğlenceli gecenin ardından belki de amaçları one stand night dır. Bunlardan sıyrılmanın en iyi yolu imajınızdır, imajınız sağlamsa kimse yaklaşamaz, ee benimde sağlamdır, ama içki bu siz istediğiniz kadar yıkılmaz duvarlarla çevrili olun, kaleyi fethetmek isteyen olacaktır. Bunun için korunmanın en iyi yolu çok iyi tanımadığınız insanlarla gözgöze gelmemek, arkadaşlarınızın yanından ayrılmamak, yine çok iyi tanımadığınız içkili insanlardan uzak durmaktır. Ama o böyle biri değil, öyleleri mimlenmiştir zaten..
ERKEK:
İçkisinden son yudumu aldı, tamam konuşmak için bahane ne içtiğini soruyorum, söylüyor, istermisin diyorum, bunları konuşurken yaklaşmak zorundayım çünkü birbirmizi duyamıyoruz. Çiçek kokusu geliyor burnuma, uzaklaşmak istemiyorum. İstiyor, çok mu kaçırdım içkiyi acaba, birşey yaptığım yok centilmence içki ikram ediyorum, ne var bunda hem yanlış anlasa istemezdi benden içki falan, arkadaşız biz, ama neden etkileniyorum bu kadından bu kadar anlayamıyorum.. İçkiyi beklerken onu izliyorum kendime engel olamadan, yerinde duramıyor, çok enerjik ve çok güzel. İlk ilgimi çeken kocaman kahverengi gözleri olmuştu zaten, gülerek bakan gözler o kadar az ki.. Kendine gel aynı yerde çalışıyorsunuz, hem senin hem onun başı bağlı, yüzüğünü görmedin mi? Gördün o zaman tehlikeli oyunlar oynama. Oyun oynadığım yok, merak ediyorum sadece, arkadaş olmak istiyorum, tamam çekici bir kadın ve beni delirtiyor ama olsun arkadaş olabiliriz. İçkisini veriyorum, gülerek alıyor. Sigara içtiğini görmedim hiç, içer mi acaba? Soruyorum, duraksıyor önce sonra alıyor, sigarasını yakarken gözlerimi gözlerine dikiyorum, başını sallıyor ne oldu diye, ne diyeyim ki sırıtıyorum sadece, kesin beni sarhoş sandı kesin rezil ediyorsun oğlum kendini. Kaçacak şimdi senden.
KADIN:
Ne içtiğimi sordu, energy drink votka içiyorum. Yenisini isteyip istemediğimi sordu, kendine de alacakmış, olurr dedim. Çünkü topuklu çizmelerin üzerinde deli gibi zıplayarak dans etmekten yorgun düşmüştüm. İçkim geldi, hala adını hatırlayamıyorum, şehir , görev tamam ama isim yok:) Neyse bu gürültüde sohbet edecek halimiz yok, hem kaçarım ben birazdan yanından yada birileri gelir şimdi diye düşünüyordum ki, bu sefer sigara ikram etti, kullanmıyorum ama gecenin bu saatinde canım çekti aldım bir tane, allahım neden gözümün içine içine bakıyor, ne var der gibi baktım, gülümsedi.
ERKEK:
Bu müzik çok güzel dans etsek, olur mu? Ya red ederse? Etmez çok kibar, kırmaz beni gibi geliyor. Hahh tamam sen daha düşün dur, götürdüler bile kızı, off off ne aptalım, neden müzik başlar başlamaz elinden tutup dansa davet etmedim ki..Bu çocuk stajeriydi, şimdi başka bölümde işe başlamış, çok samimiler, yok canım abla, kardeş gibiler, sinir oldum çocuğa, dangalak başka kimse kalmadı dimi dansa kaldıracak... Çok eğleniyor gibi gözüküyor, elimde değil gözlerim onu buluyor pistte, tamam kaçırdın konuşup kaynaşma fırsatını ne yapalım, herkesin varmış böyle hayran olduğu ama ulaşamadığı biri..Gidip uyumak en iyisi ..
KADIN:
O da ne çılgın dans müziklerine ne oldu, bu slow parçada nerden çıktı? Beni dansa kaldıracak, birşeyler yapmam lazım, dans etmemeliyim..Ohh kurtarıcım can kardeşim Ali ellerini uzatarak bana geliyor, ellerimden tutup beni pistte çekiyor, allahım ne yücesin sen:) İzlendiğinizi görmeseniz bile anlarsınız, hele kadınlar gözlerin üstünde olduğunu çabuk sezerler, evet bende izleniyordum.
- olm, geçen gün Sincanlı'ya gittik. biliyorsun dedemler hala oradalar.
- hee biliyorum, küçükhöyük'te.
- eski adı neymiş bizim köyün bil?
- nereden biliyim lan!
- cidyessus.
- hade yaa haha. olm benim bildiğim cidyessus, önemli ve ciddi bir konu konuşulurken konu dışı şeylerden bahsederek türlü komiklikler peşinde koşan kişiye denir. cidyessus yazılıp, ciddiyetsiz okunur :PPP
- yuuuuuh..
- güzeldi ama lütfen.
- bu durumda cidyessus sen oluyorsun değil mi?
- bi nevi..hehe.
- neyse abicim, fazla sigaran var mı sen onu söyle?
- mantık hatası, anlam yanması, düşünce fakirliği var. ama bunlar bende değil, heeeeepsi sende.
- yok yani?
- eeeeyhh..fazla sigara ne demek lan. sigaranın fazlası mı olur? hem ben sigarayı bıraktım dün.
- eferin. iyi bok yedin. zamanını iyi seçmişsin.
- olm bak bak kim geçiyor.
- nihat değil mi o? olm bu üniversite sınavına hazırlanırken baya cozutmuş dedilerdi. napmış, girmiş mi bi yere acaba?
- ne bilim lan. dur soralım. nihaaaaat hişşşt nihaaaaat..!
- efendim abi.
- kaç aldın universite sınavında? girebildin mi biyerlere?
- eeee 3 aldım..sonra çok çalıştım 5 yaptım..bütünlemede hepsini bütünlicem işalah abi.
- ah ah ah! oğlum bitmiş bu çocuk yaa..
- sus be abi, tamam nihat git sen hadi selam söyle soranlara da..
- üzüldüm be.
- abi çocuğun yüzüne niye öyle diyorsun, alla hallah ya.
- tamam lan uzatma. gel satranç oynayalım.
- bilmiyorum ki ben.
- ögretirim ben sana, otur.
belediye başkanının yaptığı her işi dev afişlerle halka duyurmasına karşılık, şehirde yaşayanlardan da;
bez afişlere kocaman bir "teşekkür ederiz sayın başkanım" afişi beklediği hissine kapıldığı bir iş gününe başlarken bay M,
büyükşehir belediyesinin macaristan'dan ithal ettiği yanık lastik kokulu körüklü otobüsünde kadınların, kızların çantalarını sağ omuzlarından sol omuzlarına geçirerek erkeklerin "sürtünme" katsayılarını asgari seviyede tutma debelenmelerine utanarak tanıklık ederken elindeki şeyh gâlib divânı'nı ağır ağır okumaya
çalışıp aç erkeklerin anlık penis trophy eylemlerine tahammül göstermeye uğraşırken, yirmili yaşlarının sonuna yaklaştığını sandığı bir kadının ağzından dökülen kelimelerle elindeki divân'ı otobüsün çamurlu zeminine düşürdü:
hay sokiim şiirine!
onu nasıl mı tanıdım?
o, buldu beni. webcam marifetiyle millet bilumum organlarını göstererek sanal seksin âlâsını ifa ederken el yordamıyla, bizim zamanımızda bıyıkları yeni terleyenler ile âdet döneminin kanlı patikalarında ürkek adımlarla gezen kızlara yönelik "gençlik" dergileri vardı.
tabii, bunların olmazsa olmazı olan "mektup arkadaşı" köşesi...
kompozisyon dersinde on üzerinden en yüksek not olan beşi alan biri olduğum için de mektup yazarken zorlanmazdım.
severdim yazmayı. "toplumcu" çizgide şiirler yazmaya çalışırdım. engels, marks okuyor, clara zetkin'in ateşli nutukları içimi kavuruyordu. bir de rosa lüksemburg...
rahibini arayan bir haç gibi geçtim sokaklardan müslüman mahallesinde.
bir ipekböceği yürüyor damarlarımda şimdi.
damarlarım atmıyor sen yokken bu kasabada,
labada toplayan haminnem elimden tutarken...
yalan, doğruların ıssız kalbi değil mi?
yalan, doğrunun üvey evladı değil miydi, yuvaları kerpiçten yapılmış çocukları esir/geyen yuvalarda?...
altına aldığın kezzaplı bir azaptı hislerim, yara bere ve tere içinde sereserpe uzanmaya çalışırken pirinç bakraçlara...
jules verne bir gecede john steinbeck sabahını yere düşürdüm kafka eskilerini afaki bir balmumuna kiralarken
yok pahasına...
Yıl 229 Gün 51
Segili Günlük
Bugün seni bana verdiler,insanların unutmaması için eski alışkanlıklarımızı devam ettirmemiz gerekliymiş,hergün ne yapıyorsanız yazın dediler bende öyle yapıyorum.
Okul yine sıkıcıydı sadece videoları gösterdikleri zaman biraz olsun eğlenebiliyorum,hayvanları gösterdiler yeniden,o kadar ilginçki insan gibiler büyükler renkli renkli ama sadece ses çıkartıyorlar konuşan hayvan olmazmış,küçük hayvanlar sokaklarda,büyük hayvanlar da ormanda yaşarmış.İnsanlar,hayvanlarıda yermiş.Bir hayvanım olsa onu asla yemezdim günlük,uçan hayvanlarda var kendiliğinden uçabiliyorlar,orman dediğim ise küçük dünyanın kaynak salonunun çok daha büyük olanı bitkilerde farklı,renkli ufak bitkiler var,değişik yapraklı büyük bitkiler birsürü farklı besin,yerlerde hep toprakmış,birde denizler varmış onları ilk defa gördüm sadece su,bu kadar su olabileceğini düşünmek bile imkansız,suyun içindede hayvanlar varmış ve orda tavan yok yukarısı boşluk onu pek anlıyamadım açıkçası ama öyleymiş yukarısı bazen mavi bazen beyaz saatler geçincede kendiliğinden karanlık olurmuş daha sonra yine mavi ama tavan diye birşey yok tuhaf değil mi? Eski insanlarıda gösterdiler hepsi birbirinden farklı kıyafetler giymişler tekerlekli tuhaf cihazlar kullanıyorlar,kocaman üniteleri var her insan bir ünitede yaşıyor sadece kendine ait kocaman bir ünite.Göç bitince hepimiz orda yaşıyacakmışız sürekli oraya doğru ilerliyormuşuz aslında şimdilik bu kadar yeter günlük.Işıkların kapanmasına 1 saat kaldı besin sırasına girmem gerekli görüşürüz.
Futbol takımlarının kendi taraftarlarına özel tv kanallarının olduğunu biliyoruz, ayrıca isteyene bir sürü konsept kanallar da var özel medyalarda. Benim dikkatimi çekense son dönemlerde spesifik kanallar zincirinin moda akımlarından biri olan 'siyasi tv'ler. Ve bunun üzerine kurgusal bir deneme hazırladım aşağıda. Düşünsenize günün birinde televizyonu açtığımızda karşımıza bu tarz 'tematik' kanallar çıkıyormuş.
Liberalizm tv
Sosyalizm tv
Komünizm tv
Faşizm tv
Anarşizm tv
Fundamentalizm tv
Kapitalizm tv
Stalinizm tv
Marksizm tv
Leninizm tv