Daha bu sabah yorum yapmak istemediğim için Kuzey Irak da yaşanan olayı sadece mim köşesine almıştım , ama öğlene doğru karşı tarafdan gelen açıklama çileden çıkartıcak nitelikde olduğu için yazmadan duramadım.
Haberin ana teması aynı bilmiyorduk yoksa yapmazdık. Ancak haberde ki bir ayrıntıya dikkat çekmek isterim. Türk askerlerine ve karargahlarına zaten koruma verilmiş ve bu askerler korumasız fotoğraf çekmeye çıktığı için tanıyamamışlar.
Arkadaşlar dün akşam bir tanıtım belgeseli izledim. Konu, Kerkük ve Kerkük'te yaşayan soydaşlarımız... Beni en çok etkileyen görüntü ise beş tane Kerkük gencinin Türk ve Kerkük bayrağı asılı meydanda harmandalı oynaması oldu. Abartmıyorum o kadar güzel oynadılar ki, sanki doğma büyüme Çanakkale çocuğu hepsi... Bu insanların ne kadar bizden olduğunu, damarlarında ne kadar Türk kanı aktığını o belgeseli izlediğimde bir kez daha çok iyi anladım. Bu insanlar bizim insanımız, hain peşmergelerin üzerlerine kurşun yağdırırken bile Türk bayrağını omzuna alıp "Kerkük Türk'tür Türk kalacak!" diye haykıracak kadar bizden, bir çanakkaleli gibi harmandalı oynayacak kadar bizden... Hepsine sahip çıkalım, insanlıktan nasibini almamış vefasızların arasında kaybolup gitmelerine izin vermeyelim! O insanlar bizim insanımızdır. Onlar için bir kez daha haykırmaya çağırıyorum sizleri "Kerkük' ümüze sahip çıkalım!!!"
ÖSS'de başarılı olamayan Kürt asıllı gençlerimiz elden gidiyor. talabani ve barzani artık Türkiyede üniversiteye giremeyen Kürt asıllı gençleri kendilerine çekebilmek için ayda 200 dolar burs + yurt+yemek'de vererek Kuzey ıraktaki üniversitelerde okumalarına olanak sağlıyor. YÖK bu üniversitelere denklik belgesi vermediği halde, şuanda 750 Türk vatandaşı öğrenci olduğu söyleniyor. Tabi ileride bu öğrenciler ve aileleri bize nasıl geri döner! onuda sizin takdirinize bırakıyorum.
Kuzey Irak'a Asker çıkarmamız halinde batağa saplanabilirmişiz.Bu açılamayı Milli güvenlik sekreteri yapmiş artık ne kadar doğrudur bilemem.Türk askerinin Kuzey Irak'a girmesini hiç kimse istemiyor.Acaba nedendir,Sınır ötesi harekat denilince her yerde kıyamet kopuyor,sanki daha önceki yıllarda Türkiye Kuzey Irak'a hiç sınır ötesi harekat düzenlememiş.Şuanda bir harekat sonrasında Türkiyenin pkk karşısında ağır insani ve maddi kayıplar vereceği söyleniyor, yani bir terör örgütü karşısında. Bizim ağır kayıplar vermemiz için karşımızda en azından bir devletin olması lazım ve o devletin büyük bir silahlı gücü. Yani anlayacağınız arkadaşlar Koskoca Türkiye Cumhuriyetini, basit bir pkk karşısında ağır kayıplar vereceğini söylüyorlar.Sizce bu mantıklımı?Bence değil. Bugun kuzey Irak'a girmemizi istemeyenler hem ABD'nin hem Kerkükte katliam yapmak için bekleyen kürtlerin, hemde bizi bölmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmüş olurlar. Nitekim olası bir harekatta elbette kayıplar olacaktır,sonuçta bu Memleket kolay kazanılmadı.Ogünlerde hiç birşeyimiz yokken Dünyanın en güçlü devletleriyle savaşmış ve galip gelmiş bu millet bugünde daha iyisini yapacaktır eminim.
Güvenlik sağlama gerekçesiyle Kerkük'te 14 Sivil şahıs peşmergeler tarafından öldürüldü. Irak Türkmen Cephesi (ITC) yetkilileri kendilerine bölgeden ulaşan haberlere göre, Kürt peşmergelerin cumartesi günü başlattığı operasyonlarda Kerkük’ün kuzeyinde rasgele açılan ateş sonucu 14 Türkmen hayatını kaybederken, 13 Türkmen de yaralandı. Ölü ve yaralı sayısının artmasından endişe ediliyor. Peşmergelerin açtığı ateş sonucu Türkmenlerin yanı sıra Arapların da hedef olduğu ifade edildi.
acaba günlük hayatta kullandığımız kavramların kaçına revizyon gerekir (yeniden düzenleme)...bir kavrama yapılan yeniden düzenleme hoşuma gitti ve kavramın asıl anlamını bulduğu ve yanlış anlaşılmalardan kurtardığı kanaatindeyim. Malumunuz ''dinlerarası diyalog'' diye bir kavram vardı. Hoşumada gitmiyordu am bu kavramın '' din müntesipleri veya mensubları arası diyalog '' olarak değiştiğini gördüm. Bu da daha akla yatan bir kavram tanımı oldu. Çünkü yapılması gereken dinleri birbirine yaklaştırmak değil onların müntesipleri arasındaki diyaloğu artıtırarak çatışma konularını azaltmaktır. Çünkü her dinin kendine ait bir duruşu vardır ve bu hiç bir zaman değişmez.
