Kıta Avrupası ve Yakın Doğu’ya ait bahçelerdeki işlevsel düşüncenin estetik kaygıya geçişi ve bunun getirdiği kültürler arası sıçrayış M.Ö 3. bin yıla kadar dayanmaktadır. Sümerlilerin mitolojik kralı Gılgameş eski Babilon’da bahçeler ve meyveliklerle süslenmiş, coşturulmuş bir şehri anlatan ilahiler söylermiş.
Bin yıl kadar sonra hemen hemen tüm Mezopotamya kralları, kraliyet bahçelerinde banketler vererek, yaşlı ağaçların gölgeleri altında değerli konuklarını lüks, konfor ve keyif içinde ağırlarlarmış.



Hayat bizden bir şeyler götürdü deriz hep.
Oysa karakterimiz değişir sadece.
Bizden bir şeyler götürmez;
Aksine bir şeyler katar.
Bir kapıyı kapatır, bir diğerini açar.
Aslında kapıları kapayan da açan da bizlerizdir;
Ama bunun farkında değilizdir.
Gözlerimizi açıp etrafımızdaki fırsatlara bakmak varken,
Eskiye takılıp, sınırlarımızla kapatırız yeni şansları.
Bunları kaçırdığımızı da farkedip bunlar için pişman oluruz bir de.
Hayatımız, pişmanlıklarımızın toplamı olur.
Her seferinde ''tamam,bu sefer farklı olacak,
Bu sefer gerçekten değiştim.'', deriz;
Ne yazık ki değişen bir şey yoktur.
Sadece kendimize olan güvenimizi ve zamanımızı kaybederiz.
Bunlar da sahip olduğumuz en değerli şeylerdir üstelik.
Kayıplar ve mutsuzluk yeni alışkanlıklarımız olur böylece.
Hepimiz birer örümcek oluruz.
Ama örümcekler kendi ağına yapışmaz.
Bizim farkımızsa,
Kendi ördüğü ağa yapışan ve hareket edemeyen,
Saplanıp kalan örümcekler olmamız olur böylece.
Bile bile örümcek oluruz.
Örümcek oluruz, hem de BİLE BİLE !
Klasik, klişe, sıradan lanetli bir labirent. Yaşam!
Çabalıyorum işte boşu boşuna! Her zaman istediğim, hiç bir zaman olamadığımdı... ve zamanın realitesi ne kadar kaçsama ensemde oldu hep.. hep sıkıştım aşk'la dosktluk arasında. Seni Seviyorum demek hep zor geldi. Olmayacak kılıklara girdim durdum.
Saplantılarım oldu çoğu zaman, birde amaçlarım. Ama bu amaçlar diğerlerine hep saçma geldi. - hayal, ütopya... ama hepsi pembeydi... - Klasiktir bir şey çıkar karşına son sürat gidiyorken, frenlersin. Mecbusundur. Çünkü onu öldürmek istemezsin... ama nerden bile bilirsin ki onun daha sonra seni öldürebileceğini...
Tanıdıklarım, isteklerim, çevrem ve hayallerim hep çakıştı durdu. Dünyayı taşımak istedim... Dünyayı taşımak olanaksız mı?.. Hiç denemedik ki!..
Dostlarım oldu bir de, ama bunlar gerçek olanlarıydı, sadece sandıklarımda vardı... Şimdi bir daha düşünüyorumda hayat bir labirent değil mi?..