Yarın hiç gelmiyor. Her merhaba diye karşıladığım gün aslında dün yaşayıp bitirdiğim gün. Yarın hiç olmuyor. Aynı şeyleri yaşıyorum her gün, yarın hiç olmuyor. Çünkü yarın ben seninle olacağımı düşünüyorum ve hiçbir yeni doğan güne gözlerin renk katmıyor. Demek ki tanrım… Demek ki yarın hiç olmuyor…
Taze aşklar aradım, taze aşklar yaşadım. Bir çok umutsuz fırtınama liman aradım. Yeni yarınlar yaratmak istedim; belki de bu günü sonlandıra bilecek yeni sesler aradım içimde yankılanacak, ama hepsi içimdeki doldurulmaz boşlukta yok olup gitti. Ama gün bitti, gece bitmiyor. Ve inan sevgili yarın hiç olmuyor.
üniversiteyi okuduğum şehirde bıraktım en büyük aşkımı
aynı zamanda umut etmeyi, heveslenmeyi, sabırsızlanmayı
şehri güzel yapan içinde yaşadığın insanmış belledim, anladım
kadrin kıymetin bilemeden içine ettim de ayrılırken afalladım
yelkeni saldım rüzgara; karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenirmiş dünya diye
rüzgarın yönünü değiştirmeye çalışmayı bıraktım ben o şehirde
üstümden ne heyecanlar geçmiş olacak ki, kaldıramadım kafamı görmeye güzelin cemalini
dün boktum, bugün koktum misali olgunlaştım saydım durgunlaşmayı
Tatilini kıyı şeridinde denizkenarında geçirenler, daha ziyade uzun süreli burada oturanlar, her nedense daima birbirleriyle çekişirler, birbirlerini şikayet ederler. Kimi bahçesine havuz yapan komşusunu şikayet eder, kimi sitenin bir yöresinde kendisini ilgilendirmeyen bir yerinde komşusunun yaptırdığı garajı şikayet eder. Bir başkası yan sitede gümbür gümbür bağıran diskonun müziğini şikayet eder. Kimileri de evinin önündeki ağaç manzarasını kapattığı için komşusunun veya komşularının bahçesindeki ağaçların kesilmesi için, Belediyeye şikayet eder.
Aşk üzerine çok şeyler söyleriz , yazarız ve bazende hayal eder anlatırız. Buyrun dostlar birde bu aşkı dinleyinn....
Yeni açılan ofis için uzun süren çabalardan sonra ikna olmuştu Şerif bey sekreter almak için. Uygun ortamı yakalayan kursat hiç zaman kaybetmeden gazeteye ilan verdi.
Bir iki gun içinde yapılan başvurulardan hiçbirine okey verememişti ne kurşat ne de Şerif bey. Artık uygun birini bulamayacaklarını düşünmeye başlamışladı. Kursat o akşam yeni bir iş görüşmesinden dönmüştü. Şerif bey kendisine bir cv uzattı. Birde bu arkadaş var bak bakalım annesi getirdi cv yi okeylersen çağıralım.
Bundan yıllar önce babamın ''gemi anıları'' olarak bana anlattığı ve beni eğlendirmeye çalıştığı birsürü hikayesi vardı. Ya dünyanın başka noktalarında yaşandığı için bana enteresan gelirdi, ya da enteresan olduğu için bana öyle gelirdi.
Gemiyle yanaştıkları bir A.B.D eyaletinde birkaç gün konaklama şansı elde etmişler. Bunu değerlendirmek istemişler tabi. Gemide kaç tane adamlar, hepsi de abazan tabiki...
Gemiden indiklerinde fahişe diye tabir edilen hanım ablalardan birtanesiyle karşılaşmışlar ve ödenecek mebla üzerinde tartışmaya başlamışlar. Bizimkiler kadının nereli olduklarını sormasıyla ''türküz'' demişler.
Rumlara liman açmamız isteniyor. AB'ye böyle gireceksek girmeyelim. Ayrıntılar burada.
Liman var mı? Bir yerlerde... Sığınabileceğin bir yer... Üzgün olduğunda diyelim yaslanacağın bir omuz... Olur mu? Yoksa sadece düş mü? Gelip kapılarını arar mı? Yoksa ağlamayıp yalnızlığımızı kabullenmeli. Peki isyanların olmalı mı, olmamalı mı? Ağlamalı mısın yoksa devam mı etmelisin içindeki karanlığa?
Geçecek mi bu karanlık yoksa bir yere çıkıp atlama isteğim anlamlı mı? Dün olanlar dün mü kalacak huzur bulur mu benim de gönlüm gün olup...
Yorulmakta yada kendimi böyle hissetmekte haklı mıyım yoksa bu mod bana yakışmıyor mu?
Aşktan geçtim.. Kendi hayatımdaki huzur olmayınca aşk sonraya kalıyor. Hoş sanki ben geçmesem, aşk’ta köşede beni bekliyor..
2005 yılından bu yana İstanbul sahillerindeki sualtı kirliliğine dikkat çekmek için dalışlar düzenleyen Sualtı Temizlik ve Bilinçlendirme Hareketi STH'nin Harem Limanı'ndaki temizlik çalışmaları Eylül ayı boyunca devam ediyor.
