Nasreddin hoca, Fethullah hocanın şanını duymuştur.
Nabzını yoklamak için,
kendisini birlikte yolculuğa çıkmaya ikna etmiştir.
Birlikte yollara düşerler.
Dere tepe, dağ taş aşarlar.
Nasreddin hoca, Fethullah'ın yüzünün hiç gülmediğini
farketmiştir. Kendisini neşelendirmeye çalışır.
Eskiden yaşadığı bazı olayları anlatır.
"Parası olan düdüğü çalar!" diye biten hikayeyi anlattıktan
sonra, Fethullah'ın ağlamaya başladığını görür.
Niye ağadığını sorar.
Fethullah da:
"O çocukcağızlara acıdım. Paraları yoktu belki de düdük alacak."
diye cevap verdi.
Nasreddin hoca bir şey demedi ve yola devam ettiler.
1980'li yıllardan beri zaman zaman alevlenen, zaman zaman durulan tartışmalarla türban bir ölüm kalım meselesi haline geldi. annelerimizin, ninelerimizin güzelim baş örtüsü döndü bir garip kuşa.
işin trajikomik bir yönü de var…
siyasilerin büyük bir açlıkla üzerlerine saldırdığı müslüman vatandaşlarımız sevinç içinde…
dini vecibelerimiz yerine getiriliyor diye…
türkçe kuran-ı kerim diyanet mealini inceledim. başörtüsü ile ilgili nur suresini buldum. gerçekten de, iktidar örtünme konusunda dinimiz emirlerinin yerine getirilmesini sağlayarak, oldukça hayırlı bir iş yapmakta.


Sonra bu gökteki tanrıya inananlar kafalarında şöyle bir şablon geliştirmişler; Gökte oturan bir tanrı var ve bu gökteki tanrının adına eğer müslümansan da “Allah” dersin. Tanrı’nın ödükten sonra bizi sevap ya da günahlarımıza göre göndereceği “cehennem” ve “cennet” isimli iki yeri var. Zaten sevgili tanrımız atamız Adem’i de adına cennet denilen yerde, elleriyle çamuru karıştırarak yaratmış, ruhundan “üfleyip”, sonra da cennetten dünyaya indirmiştir. İnsan nesli çoğalınca da kendisi ile arasında postacılık yapmaları için de peygamberler göndermiş. Bu peygamberler de insanları” gökteki Allah öldükten sonra kıyamet günü sizi diriltip hesaba çekecek ona göre, sonra uyarmadı demeyin demişler.

Ülkemizde Jet Fadıl olarak bilinen Fazıl Akgündüz ile otomobil pazarına giren Malezyalı otomobil firması Proton, İslami koşullar için tasarlanan arabalar üreteceklerini açıklamış.
Bu arabalarda kıbleyi gösteren pusulalar, Kur'an-ı Kerim yerleştirmek için özel bölmeler, namaz vakitlerini bildiren yol bilgisayarı gibi özellikler bulunacakmış. Arabanın üretimi Malezya, İran ve Türkiye ortaklığındaki bir girişim ile üretilecekmiş. Bu arabayı tasarlamada Malezya hükümetinin de destek vereceği haberde açıklanmış.
Müslümanlık ve Hristiyanlık arasındaki benzerliklere vurgu yapılan mektup 130 Müslüman din aliminin imzasını taşıyor. Papa 16. Benediktus'un yanısıra önde gelen diğer Hristiyan liderlere de gönderilen mektubun Müslümanlar ve Hristiyanlar arasındaki ilişkileri geliştirmesi umuluyor...
Kuran'dan da alıntılar yapılan mektupla ilgili detaylar için tıklayınız.
