Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "THY Brief"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

müzik hakkındaki yazılar:

sadece ön sayfa yazıları gösteriliyor, tümünü görmek için tıklayın
tuttum
16

Michael Jackson'ın anısına sinema tadında klipleri

Michael Jackson
Michael Jackson

Ani ölümü dünya genelinde şok yaratan ünlü pop yıldızı Michael Jackson Hafif'te müzik dünyasına getirdiği yeniliklerin yanı sıra sinema ve kısa film tadındaki video çalışmalarını hatırlatarak anmak istiyorum.

Klasikleşmiş şarkıları ve videolarının yanı sıra (Beat It, Bad, Billie Jean, Thriller, Black or White) özel yaşamı ve geçirdiği estetik operasyonlarla da medyanın ilgi odağı olan Jackson, bilindiği gibi kariyerine The Jackson 5 adlı grupla başlamıştır.

22 ahkam var
tuttum
20

Bitmemiş Bir Yas: Mozart’ın Requiem’i

Mozart'ın Requiem gibi bitmemiş olan portresi
Mozart'ın Requiem gibi bitmemiş olan portresi

Wolfgang Amadeus Mozart’ın Requiem’i (K626), şöhretini sadece bestecinin en iyi işlerinden biri olmasına değil, Mozart’ın 1791 yılındaki ölümünden sonra birçok efsane, dedikodu ve akademik tartışma kaynağı olmasına borçlu. St. Thomas müzik okulunun başkanı olan Hiller, Requiem’i kendi elleriyle kopyaladıktan sonra “Opus summum, viri summi” demiş. Yani “Yazılan en iyi beste, ustaların en büyüğünden.” Buna rağmen, Requiem’in hikâyesi müzikal değerinden daha ilginçtir. Mozart’ın Requiem’i bitiremeden ölmesi birçok insanı bu işte bir gizem olduğuna inandırmıştır. Tarihsel bilgiler bize aslında hiçbir gizem olmadığını söylese de, ilk olarak tarihsel gerçekliklere, daha sonra da efsanelere değinmek tartışmaları anlamak açısından uygun olacaktır.

20 ahkam var
tuttum
23

Türk Popüler Müziğinde İdoller

\

Her zaman gündemde olmasına karşın daha önce pek irdelenmediğini düşündüğüm popüler müzikteki idol olgusu, daha ilk başta bir “tuhaflık”ı kabul etmemizi gerektiriyor: İnsanın, ilk gençlik yıllarından itibaren müziğin büyülü gücü sayesinde, dinlediği müzisyenin etkisi altına girmesi! Tabii bu denli derin bir konuyu incelemek için öncelikle ‘pop’, ‘idol’ ve ‘popüler müzik’ kavramlarını benimsememiz gerek.

10 ahkam var
tuttum
34

Theremin: Elektronik müziğin atası

Léon Theremin
Léon Theremin

Theremin, mucidi Léon Theremin'in (Lev Sergeyevich Termen) bir bilimsel çalışma sırasında rastlantı sonucu bulduğu bir alettir. Mucit Léon Theremin 1896 yılında Saint Petersburg'da doğdu ve fizik eğitimini doğduğu şehrin üniversitesinde, Saint Petersburg Üniversitesinde tamamladı. Bir yandan da müzik ve çello dersleri alıyordu.

Rus fizikçi Léon Theremin, mevcut radyo bandından daha geniş radyo bandında yayın yapan bir radyo geliştirme üzerine çalışırken elektromanyetik dalgaların fiziki hareketlerle kontrol edildiğini farkeder. Bu çalışması üzerine yoğunlaşarak 1919 yılında ismine kendi soyadını verdiği Theremin aletini geliştirir.

59 ahkam var
tuttum
4

Varg Vikernes

Varg Vikernes

Mahkemede, 21 yıl cezaya çarptırıldığı an
Mahkemede, 21 yıl cezaya çarptırıldığı an
Bebek yüzlü şeytan. Black Metal’in babalarından. Arkadaşını defalarca bıçakladıktan sonra alnının ortasına bıçağı saplayabilecek ve bunu da soğuk kanlılıkla anlatabilen bir adam. Norveç’in en büyük cezası olan 21 yıl ağır hapis cezasını aldıktan sonra da gülebilen biri.
Varg Vikernes’in gerçek adı Kristian’dır. Fakat bu ismini asla kullanmamıştır. 11 Şubat 1973’te Norveç’in Bergen şehrinde doğdu. Birçok grupla çalışmalar yaptıktan sonra tamamen kendine ait olan Burzum’u kurdu. Yaptığı müzik kesinlikle farklı ve karanlıktı. Sadece black metal değil, dark ambient çalışmaları da oldu. Black metal dinleyen biri olmasam bile Burzum kendisini bana bile dinlettirdi. Çünkü gerçekten farklı çalışmaları var. Gecenin bir yarısı karanlık bir ortamda dinlendiğinde cidden insanının psikolojisini etkileyebilecek bir müzik olduğunu kabul etmek gerek. Bu kadar karanlık bir müzik yapan adamın kendi düşünceleri çok daha beter.
Kendisi bir Neo-pagandır ve hristiyanlıktan gerçek anlamda nefret etmektedir. Varg suçlu bulunamasa bile, 12. yy. dan kalma Fantoft stave Kilisesi 6 Haziran'da kundaklandıktan sonra, Aske EP adlı albüm kapağına bu kilisenin kundaklandıktan sonraki fotoğrafını koymuştur.
\

121 ahkam var
tuttum
23

Orkestra

Çalgı toplulukları en eski çağlardan beri vardı, fakat gerçek orkestralar ancak çoksesli müziğin gelişmesinden sonra ortaya çıktı. 1475'den sonra Pesaro, Mantova, Brescia'da önemli çalgıcı topluluklarından söz edilir. Ama Rönesans devrinde şarkıcıların çoğunun viyol veya kornet gibi çalgılar çalarak şarkı söylediğini unutmamak gerekir. 1600'e doğru çoksesli çalgı müziği ses müziğinden ayrıldı, fakat iki türün ortak çalışmalarıda kesilmedi. 1700'de yalnız orkestraya yer veren bir repertuvar oluşmaya başladı. O zamana kadar tesadüfe veya durumun gereğine bırakılmış olan çalgı seçimi, operalar sayesinde değişmez bir düzene sokuldu; Lully'den yüz yıl sonra Paris Opera orkestrasının üye sayısı altmışı aştı. 1725'te Philidor'un kurduğu 'Concerts Spirituels' orkestrasının üye sayısı ise hiç bir zaman opera orkestrasına erişemedi. 1713'te Paris Opera orkestrasında 'küçük koro' adı verilen on çalgılı bir topluluk yer aldı; şu çalgılardan oluşuyordu:
\

11 ahkam var
tuttum
26

Film Müziği nedir, ne değildir

\
bir film sonrası yapılan sohbetleri düşünün. sohbetler ortak olgulardan ilerlerler hep. önce, filmdeki ünlü oyuncular, oyunculuklar üzerine kafa patlatılır. ardından, yönetmen ve aynı yönetmenin önceki filmleriyle ortaklıkları, kıyaslayarak hangisinin neye göre daha başarlılı olduğu üzerine düşünülür. kostümlerden dem vurulur, diğer yandan seslendirmenin başarısı ya da yavanlığı, çevirilerin doğruluğu, filmin adının anlamlılığına kadar çekilir sohbet. bazen bu sıra değişir. önce yönetmenle başlanır ama genelde biraz eksik biraz fazla değinilenler bu etrafda gezinir. eğer sosyal içerikli bir filmse örneğin filmin taraflılığından yakınılır bazen. heyecanı, durağanlılığı, güldürme yahut ağlatma becerisi tartışılır. yoksa hiç korkutamamış mıdır, çünkü klişelere mi başvurmuştur film. tüm bunlar uzayadursun, ortak beğeni ve yargı için bir filmde olmazsa olmazlardan olan film müziğinin önemi üzerine düşünelim istiyorum biraz.
bu doğrultuda bir sinema öğrencisi olan arkadaşımın yaptığı sunum sırasında defterime karaladığım notları paylaşmak istiyorum.
özgün film müziği nedir sorusunun cevabıyla başlayalım:

film müziği, bir film için özel olarak tasarlanmış, o filmdeki dramatik anlatımı güçlendirmek amacını taşıyan, genellikle görsel kurguyla eş zamanlı (senkronize) yazılan müziktir. film müziğinin dramatik anlatımı güçlendirmedeki etkisi, izleyicinin kültürlenme süreciyle ve psiko-akustik etkilerle ilgilidir.

60 ahkam var
tuttum
21

manuelizm: bir enstrüman olarak eller

\
bilmediğiniz bir şeyi -hatta düne kadar benim de bilmediğim bir şeyi- sizinle paylaşayım dedim. umarım, hafif.org'un "meraklı ol!" sloganına uygun düşecektir.

dünyada bir yerlerde elleriyle müzik yapan ve bunu bir akıma dönüştürme çabası içinde olan insanlar var. orijinal adıyla "manualism" diyorlar yaptıkları işe. bana en uygun çeviri manuelizm gibi geldi. elbette alternatifleri olabilir. mesele yaygınlaşacak birşey olsa nasılsa tdk olaya el atar diyeceğim ama bence bu iş tdk'nın gündemine girecek kadar büyümeyecektir. bu sebeple ismine biz karar versek iyi olur aslında.

8 ahkam var
tuttum
24

Radiohead’den “Gönlünden Ne Koparsa!”


İnternette “sızma”, uykuya dalma ya da bir zeytinyağı türü değil. Çoğu internet kullanıcısının bildiği gibi bir albümün, filmin ya da kitabın, belirlenmiş olan tarihten önce, elektronik ortama yüklenmesi ve dağıtılması “leaking” yani “sızma” olarak adlandırılıyor. Yayıncılar, film ve müzik şirketleri bu durumdan her ne kadar muzdarip olsalar da, ellerinden gelen, piyasaya çıkartmaya hazırlandıkları eserlerin internete sızmasını engellemekte yeterli olmuyor. Bu durumun sanatçıların ve sanatın yararına mı, zararına mı olduğu tartışıladursun bazı sanatçılar, eserlerini internet üzerinden ücretsiz olarak dağıtıyor, paylaşıma destek veriyor.

Radiohead de çalışmalarının internete sızması konusundan muzdarip gruplardan biri. Biriydi demek aslında daha doğru olacak ama bu konuya gelmeden önce grubun sondan önceki üç albümüne bir göz atalım... Yıl 2000, Radiohead’in merakla beklenen albümü “Kid A” piyasaya çıkmadan 3 ay önce internete düştü. 2001’de “Amnesiac”ın ilk mikslerinin kopyaları stüdyadan çalındı ve albüm daha tamamlanamadan radyolarda çalınmaya başladı. 2003’e gelindiğinde ise “Hail to the Thief” yine planlanan tarihten aylarca önce elektronik ortamdaki yerini aldı. Bu arada internete sızmasaydı satış rakamları azalır mıydı, artar mıydı tartışmalarını başka platformlara bırakacağımız “Hail to the Thief” albümünün piyasaya çıktığı ilk hafta 300.000 sattığını belirtmekte de yarar var. Bu üç albümün de öyle ya da böyle daha piyasaya çıkmadan önce Radiohead hayranlarının büyük çoğunluğunun eline geçmiş olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Şimdi yani 2007 yılında Radiohead bu dezavantajı kendi lehine çevirecek stratejik bir hamleyle tüm piyasayı şaşkına çevirmiş durumda.

17 ahkam var
tuttum
31

Biraz Sessizlik

Hafif camiasında bir yeniliğe imza atmanın mutluluğunu yaşıyorum. Siz şu anda bu yazıyı okurken, yazının konusu oluşturan müzik parçasını da size dinletebiliyorum. Bu hizmeti size ulaştırabilmemdeki en büyük kolaylığı bana, parçanın bestecisi olan John Cage sağlamaktadır.
Amerikalı besteci John Milton Cage Jr. (1912–1992) enstrumanların alışılmışın dışında kullanımları, elektronik müzik ve rastlantısal müzik (chance music-en uygun Türkçe karşılık bu gibi geldi) konularında bir öncüymüş. Aynı zamanda filozof ve yazar olan John Cage 1952 yılında dört dakika otuzüç saniyelik bir beste yapmış. Bestenin adı da 4'33". (Daha önce hafif'te adı geçmiş ve -şu anda bağlantı çalışmasa da- bağlantı verilmiş ama kendine ait bir yazıyı hakettiğini düşündüm bu bestenin.)

John Cage
John Cage
İlk olarak piyano ile icra edilse de beste aslında her türlü enstrumanla icra edilebilir bir yapıdadır. Çünkü tamamıyla sessizlikten oluşan üç bölümden ibarettir. Bu üç parçanın uzunluğu icra edenin kendi kararına bırakılmıştır. Aslında parçanın tamamının uzunluğu da icra edenin kendi keyfine kalmıştır. Besteleri kendi egosundan etkilenmesin diye beste yaparken tarot kartlarına baktığı yönünde söylentiler olan biri için bu yaklaşım oldukça normal.

30 ahkam var
1 2 3 ... 40 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

reklam

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu