Ani ölümü dünya genelinde şok yaratan ünlü pop yıldızı Michael Jackson'ı Hafif'te müzik dünyasına getirdiği yeniliklerin yanı sıra sinema ve kısa film tadındaki video çalışmalarını hatırlatarak anmak istiyorum.
Klasikleşmiş şarkıları ve videolarının yanı sıra (Beat It, Bad, Billie Jean, Thriller, Black or White) özel yaşamı ve geçirdiği estetik operasyonlarla da medyanın ilgi odağı olan Jackson, bilindiği gibi kariyerine The Jackson 5 adlı grupla başlamıştır.

Wolfgang Amadeus Mozart’ın Requiem’i (K626), şöhretini sadece bestecinin en iyi işlerinden biri olmasına değil, Mozart’ın 1791 yılındaki ölümünden sonra birçok efsane, dedikodu ve akademik tartışma kaynağı olmasına borçlu. St. Thomas müzik okulunun başkanı olan Hiller, Requiem’i kendi elleriyle kopyaladıktan sonra “Opus summum, viri summi” demiş. Yani “Yazılan en iyi beste, ustaların en büyüğünden.” Buna rağmen, Requiem’in hikâyesi müzikal değerinden daha ilginçtir. Mozart’ın Requiem’i bitiremeden ölmesi birçok insanı bu işte bir gizem olduğuna inandırmıştır. Tarihsel bilgiler bize aslında hiçbir gizem olmadığını söylese de, ilk olarak tarihsel gerçekliklere, daha sonra da efsanelere değinmek tartışmaları anlamak açısından uygun olacaktır.

Her zaman gündemde olmasına karşın daha önce pek irdelenmediğini düşündüğüm popüler müzikteki idol olgusu, daha ilk başta bir “tuhaflık”ı kabul etmemizi gerektiriyor: İnsanın, ilk gençlik yıllarından itibaren müziğin büyülü gücü sayesinde, dinlediği müzisyenin etkisi altına girmesi! Tabii bu denli derin bir konuyu incelemek için öncelikle ‘pop’, ‘idol’ ve ‘popüler müzik’ kavramlarını benimsememiz gerek.

Rus fizikçi Léon Theremin, mevcut radyo bandından daha geniş radyo bandında yayın yapan bir radyo geliştirme üzerine çalışırken elektromanyetik dalgaların fiziki hareketlerle kontrol edildiğini farkeder. Bu çalışması üzerine yoğunlaşarak 1919 yılında ismine kendi soyadını verdiği Theremin aletini geliştirir.
Varg Vikernes



film müziği, bir film için özel olarak tasarlanmış, o filmdeki dramatik anlatımı güçlendirmek amacını taşıyan, genellikle görsel kurguyla eş zamanlı (senkronize) yazılan müziktir. film müziğinin dramatik anlatımı güçlendirmedeki etkisi, izleyicinin kültürlenme süreciyle ve psiko-akustik etkilerle ilgilidir.

dünyada bir yerlerde elleriyle müzik yapan ve bunu bir akıma dönüştürme çabası içinde olan insanlar var. orijinal adıyla "manualism" diyorlar yaptıkları işe. bana en uygun çeviri manuelizm gibi geldi. elbette alternatifleri olabilir. mesele yaygınlaşacak birşey olsa nasılsa tdk olaya el atar diyeceğim ama bence bu iş tdk'nın gündemine girecek kadar büyümeyecektir. bu sebeple ismine biz karar versek iyi olur aslında.

Radiohead de çalışmalarının internete sızması konusundan muzdarip gruplardan biri. Biriydi demek aslında daha doğru olacak ama bu konuya gelmeden önce grubun sondan önceki üç albümüne bir göz atalım... Yıl 2000, Radiohead’in merakla beklenen albümü “Kid A” piyasaya çıkmadan 3 ay önce internete düştü. 2001’de “Amnesiac”ın ilk mikslerinin kopyaları stüdyadan çalındı ve albüm daha tamamlanamadan radyolarda çalınmaya başladı. 2003’e gelindiğinde ise “Hail to the Thief” yine planlanan tarihten aylarca önce elektronik ortamdaki yerini aldı. Bu arada internete sızmasaydı satış rakamları azalır mıydı, artar mıydı tartışmalarını başka platformlara bırakacağımız “Hail to the Thief” albümünün piyasaya çıktığı ilk hafta 300.000 sattığını belirtmekte de yarar var. Bu üç albümün de öyle ya da böyle daha piyasaya çıkmadan önce Radiohead hayranlarının büyük çoğunluğunun eline geçmiş olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Şimdi yani 2007 yılında Radiohead bu dezavantajı kendi lehine çevirecek stratejik bir hamleyle tüm piyasayı şaşkına çevirmiş durumda.
Hafif camiasında bir yeniliğe imza atmanın mutluluğunu yaşıyorum. Siz şu anda bu yazıyı okurken, yazının konusu oluşturan müzik parçasını da size dinletebiliyorum. Bu hizmeti size ulaştırabilmemdeki en büyük kolaylığı bana, parçanın bestecisi olan John Cage sağlamaktadır.
Amerikalı besteci John Milton Cage Jr. (1912–1992) enstrumanların alışılmışın dışında kullanımları, elektronik müzik ve rastlantısal müzik (chance music-en uygun Türkçe karşılık bu gibi geldi) konularında bir öncüymüş. Aynı zamanda filozof ve yazar olan John Cage 1952 yılında dört dakika otuzüç saniyelik bir beste yapmış. Bestenin adı da 4'33". (Daha önce hafif'te adı geçmiş ve -şu anda bağlantı çalışmasa da- bağlantı verilmiş ama kendine ait bir yazıyı hakettiğini düşündüm bu bestenin.)
