Siz mantıklı biri misiniz yoksa duygusal mı?
Birini seçin..Ama lütfen birini…
Çünkü hani öyleymiş ya ; kimi insan mantığıyla hareket edermiş de , kimisi duygularıyla ..
Olur mu hiç ya !! Ben düşündüm de yok öyle bişey..Bu insanları ayırmaz ki olayları ayırır..Hani bazı olaylar vardır mantıklı düşünürsün , bazısı vardır duygusal davranırsın.
Mesela siz hiç iş teklifini duygusal değerlendiren birini gördünüz mü ? ‘’Firma sahibi öyle güzel bakıyordu ki hayır diyemedim,üç kuruşa eşek gibi çalışıcam şimdi mecburen’’ diyen ya da işyeri çiçeklerle bezenmiş ve çok romantik bi atmosfer var diye orda çalışan birini.Ve ya düşünsenize ‘’5 liralık malı zararına sana 3 liraya veriyorum çünkü duygularım beni yanıltmıyorsa sen iyi birisin’’ Yok ya!! 2 liraya alıyor olmayasın sen onu .
Olmaz yani en duygusal adam bile işine mantıksal bakar bi kere . Ya da mantıklı biri de aşık olduğunda duygusallaşır. Böyledir bu işin matematiği…
vay vay vay ... Aferin şu karıncaya Yarı ölmüş bir sineği yakalamış götürüyor. Götür yiğidim, götür ! Sineğin karşı koyuşuna aldırma.
Bir hayvan olman sıfatıyla bütün acıma duygularını ayakların altına alabilirsin. Sen, isteyerek hüsrana uğrayan insanoğullarına benzemezsin...
Hakiki insan kendisi üzerinde düşünülecek herhangi bir şey olmayan, sözünü dinleten veyahut kendisinden nefret edilendir... mi ?
son olarak ağacın dalından bir kuru yaprak koptu, bak bak yere düşüyor. Yaprağın bu düşüşü bir kelebeklerin uçuşunu ne kadar da benziyor... Tuhaf değil mi ? En hazin ve ölü bir şey en canlı ve mutluluk saçan bir varlığa ne kadar da benziyor....
Insan bir noktadan sonra asik olma yetenegini kaybediyor galiba.
Lisedeyken iki gunde asik olur, siirler, oykuler yazar, beraber gecirdigimiz her dakikayi kutsal sayardik. Ayrilinca dibine kadar ayrilik acisi ceker, ama yine aradan bir ay gecmeden baskasina asik olurduk.
Isin sirri bir daha asik olmayacak gibi asik olmakti galiba.
Sonra yavastan buyuduk. Oyle iki gunde asik olmak diye bisey yoktu artik, biz ona ‘begenmek’, ‘hoslanmak’ demeye baslamistik. Artik daha dikkatliydik. ‘Ask’ kelimesinin gecmesi icin en az bir ay duzenli olarak cikmak gerekiyordu.
Her yeni baslayan iliski, kendini tekrar yeni birilerine anlatmak, yeni birilerini anlamaya calismak heyecan vermekten cok yorucu olmaya baslamisti.
Siir yazacak vakit kalmiyordu artik. Hatta deli divane asik olmak hem sizin, hem onun icin urkutucu bir kavramdi.
‘Temel seylerde anlasalim’, ‘birbirimizi sevelim’, ‘birbirimizin hayatlarina saygi duyalim’ gibi istekleri daha sik duymaya ve hatta telaffuz etmeye basladiginiz gun artik askin mantik karsisinda kaybettigi gundur.
O yuzdendir ki lisedeyken bol bol asik olmanizi, buyuyunce ve ‘biseyler mi eksik yoksa bana mi oyle geliyor’ diye dusundugunuzde su sarkiyi dinlemenizi tavsiye ederim:
“Dediler ki zamanla hep azalirmis sevgiler
Olsun bana ask dolu gecen yillarim yeter”
Bir Erkeği Tanımak…
Aslında erkek veya kadın fark etmiyor. Bütün tanımakların özünde kabul edebilmek var koşulsuzca, kimliksizce, sadece ve sadece bir birey olarak görmek ve saygıyla karşılamak var. Erkeği veya kadını veya bir çocuğu. Belki de olmamız gereken anlarda ve durumlarda nötrleşebilmektir kısaca.
Kabul etmeliyiz doğalarımızın farklı olduğunu. Kabul etmeliyiz birbirimizi tamamlayacak şekilde rollerimiz olduğunu. Kabul etmeliyiz her erkeğin bizim kadar duygusal olamayacağını, bizim kadar hissettiklerini belli edemeyeceklerini... Yalan mı ki sanki ? Her kadın belli edebiliyor mu hislerini? Hiç mi soğuk görünen veya gerçekten olan kadın yok, hiç mi verdiğini anlayamayan kadın yok. Varrr hem de çok. Kadını da çok, erkeği de çok. Onun için ayrım yapmamak gerek aslında. Genel almak lazım ama yinede cinsiyetimizle hareket ediyoruz işte. Kabul etmeliyiz en basit fizik gücünden, ruh halimize, duygu selimize kadar aynı olamayacağımızı. Tabi bunların hepsi genellemeler, muhakkak istisnalar mevcut. Muhakkak erkek kadar güçlü kadınlar, kadın kadar duygusal erkekler var. Muhakkak hepimizin birbirimize göre kişiliklerimizin, yaşadıklarımız, çevrelerimizin yoğurduğu şekillendirdiği ve cinsiyetlerimizde oluşan betimlemeler var. Olacak ta. Topu topu iki cinsiz işte, KADIN ve ERKEK. Farklıyız yani farklı ama birbirini tamamlayabilecek bir farklılığa sahibiz. İşin güzel yanı da bu.
Beyamca, Balıkçının önünde durdu ve Burada hergün taze balık satılır yazan tabelaya baktı ve balıkçıya ''evladım dükkanın burası, sattığın balıklar da burada o tabelada yazan ''burada'' kelimesi biraz fazla gibi durmuyor mu? dedi. Balıkçı düşündü '' haklısın beybaba cahillik işte düşünemedim, sileriz ordan'' dedi. Ertesi gün beyamca balıkçının önünden geçerken tabelaya gözü takıldı ''Hergün taze balık satılır''. ''Balıkçı evladım, taze balık hergün olursa taze olur zaten, haftalık taze balık olur mu hiç, sanki ordaki hergün kelimesi fazla gibi duruyor.'' dedi. Balıkçı durdu düşümdü. ''Hımm haklısın beybaba cahillik işte düzeltiriz.'' dedi. Beyamca ertesi gün balıkçının önünden geçerken, tabelaya baktı ''Taze balık satılır'' ve balıkçıya ''Hayırlı işler balıkçı oğlum, tabelaya baktım da, tabiki taze balık satacaksın, hiç bayat balık satılırmı yani tabelandaki taze kelimesi gereksiz gibi duruyor'' dedi. Balıkçı balıkları daha parlak gözüksün diye üzerlerine bir yandan su püskürtüyor bir yandan da beyamcayı dinliyordu. ''sağol beybaba haklısın galiba benim balıklarım hep tazedir, bunu belirtmek zaten gereksiz, düzeltirim'' dedi. Ertesi gün beyamca balıkçının önünden geçerken gözü yine tabelaya takıldı ''Balık satılır'', ''Hayırlı işler evladım, burada balık satıyorsun de mi?'' dedi Balıkçı ''OOOO beybaba hoşgeldin, tabi balık satıyorum hergün uğruyorsun ya bak tabelama nasıl olmuş, şimdi olmuş artık demi?'' dedi. Beyamca bir balıkçıya baktı bir balıklara ''evladım balık sattığın her halinden ve buradaki balıklardan belli zaten, tabeladaki balık kelimesi sanki anlamsız gibi duruyor.'' dedi. Balıkçı ''beybaba haklısın yahu burası bakkal dükkanı değilki balıkçı tabiki balık satıyoruz.'' dedi. Ertesi gün bir hanımteyze balıkçının önünden geçerken durdu ve tabelaya baktı ''Satılır'' Balıkçıya baktı ve ''Hayırlı işler oğlum, ''sen burda ne satıyorsun'' dedi. Balıkçı ''balık satıyorum hanımanne'' dedi. ''Peki taze mi evladım'' dedi. ''Taze tabi hanımanne'' dedi ''Peki evladım hergün mi geliyor sana balık'' dedi. ''Tabi hanım teyze hergün gelir'' dedi. ''Peki evladım hergün buradasın değil mi, benim yarın maaş günün yarın alacağım''dedi ''Tabi hanımanne ben burada hergün taze balık satıyorum'' dedi
1.mavi bir kalemle kırmızı yazmak mümkünmüdür?
2.İçini boşaltınca büyüyen şey nedir?