
İlk kez 1976 yılında NASA'nın "Viking 1" aracı tarafından Mars'ın "Cydonia" bölgesinden gönderdiği fotoğraflar arasında farkedilen ve insan yüzünü andıran bu gizemli oluşumun keşfi bir çok spekülasyonu beraberinde getirmişti.

Bu oluşumun uzaylıların işi olduğunu savunanlara karşı NASA bunun sadece bir göz yanılması, bir gölge oyunu ve doğal bir oluşum olduğunu dile getirmişti. Ancak bu açıklama pek çok insanı tatmin etmeye yeterli gelmemişti. Zira bu oluşumun uzaylı bir medeniyet tarafından inşaa edildiğini düşünenlerin bu düşüncelerini ispatlamaya yönelik teorileri vardı.

İzlediğim bir belgesel nükleer enerjisi tahrikli uçaklar üzerineydi. Gerçekten çok ilginç şeyler yapılmış soğuk savaş zamanlarında. Nükleer enerjiyi kullanabilen uçaklar için ne yatırımlar yapılmış. Belgeselde anlatılanlara göre nükleer enerjinin uçaklara uygulanması iki ayrı sistem olarak planlamış. Birincisi kapalı bir çevrime sahip jeneratör ile sağlanması ki bu durum radyasyon yalıtımıyla desteklenecek uçakların çok ağır (pahalı) olması demek. İkinci sistemde ise açık çevrim; nükleer atıklar direkt olarak egzozdan dışarı atmosfere karışması demek. “Geleceğe Dönüş” filmindeki makinist amcanın Türkçe deyimiyle “Yeterli eğim ve ıs sağlandığında ki ben burada cehennem sıcağından bahsediyorum evlat, bu tren saatte 88 mil yapar.”…