Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Poker Taşı Şeklinde Flash Disk"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

masal hakkındaki yazılar:

savaşçı cengaver süvari atlı yiğit kahraman savaşan akıncı Hun Savaşçı türk türkler

Yiğitlerim…
Uyanın! Şafak söktü.
Şimdi varlığımızın bedelini ödeme vakti.

Sisli bir sabahtı. Tüm rüyaları geride bırakıp yola düştüğüm zaman. Uyanmıştı gözlerim. Ama aklım düşlerimdeydi. Herkes gibi…

Atlılar geçiyor önümden. Yüzleri kirli çocuklar izliyor bizi. Elleri koynunda analar. Zafer, zafer, zafer… diyor yürekler. Topal bir ite takılıyor gözlerim. Yumruğumu sıkıyorum ve göğe kaldırıyorum düşünmeden ama inanarak kapılacağım mutluluğa.

4 ahkam var
var olmanın dayanılmaz ağırlığı
var olmanın dayanılmaz ağırlığı
Daha dün zeytinyağlı dolma yedim. Bu sabah yine acıktım. Daha dün gece 7 saat uyudum. Bu akşam yine uyumak zorundayım.

Üstelik bugün susadım. Su içmek zorunda kaldım. Her gün tekrarlayan bir sürü ihtiyaçlar...

Tuvalet ihtiyacı, cinsel ihtiyaçlarım, sıcak bir barınağa ihtiyacım, sevgiye ihtiyacım... Yoruldum.

Evet, ben bir insanım. Ama bu zayıflığımdan usandım. Yeter artık!!!

aradığım şelale
aradığım şelale

Yedi dağın arkasında, yedi kat yerin altında ve yedi kat göğün üstünde bir şelale var. Onu arıyorum şimdilerde.

7 ahkam var
\
içimde anlamlandıramadığım bir gerginlik.kendimi bazen bi tim burton filiminin ortasında hissediyorum.ne alaka dediğinizi duyar gibiyim.ama burton filimlerindeki o orjinal kurgulamalarda acı ve neşe hep içiçe değilmidir hani?herşey iyiye dönerken filmin içinde tim amca gizemli bir tutarlılık eşliğinde bombasını patlatır;acıya mahkum eder kahramanını.ama bu sadistçe birşey değildir asla!fazla gerçekçilikle alakalı bir şeydir.dokunğunda acı verceksen asla dokunmamalısın ya da dehşet saçan bir canavarsan mutlaka geçerli bir nedenin vardır
ve renkler...
tim amca bir renk cümbüşünün ortasına atar bizi.her şey öyle renklidirki sanki her nesnenin bi kanı vardır ve o kan dışarı çıkmayı arzular.kontras renkler ve absürtlük üst düzeydedir.nesnelerdeki asimetri ve renklerdeki zıtlık uyumsuzluk içindeki bir estetiklikle karşı karşıya bırakır bizi.ama yinede gerçek bir tim burton hayranıysanız bilirsinizki aslında tüm bu renk cümbüşünün ardındaki her şey siyahtır.ve siyah tim amcanın kahramanının rengidir.ve galip gelen-belkide kaybeden- daima siyahın matemidir.
tim amcanın sürrealistliğinden bahsedilir...evet görsel açıdan sürrealizm tanısı koyulabilsede bence bu tim amcanın hayal gücüne ve kendini ifade etme şekline yapılmış büyük bir hakarettir.oysa direk realist bir bakış açısıdır onun bize sunduğu.çünkü mükemmel olan insan yoktur ve o bunun farkındadır.o yüzden aşırı iyimser kusursuz ve etkin karakterler yerine eksiklilklerinin farkına vardığı oranda kahramanlaşabilecek masal diyarı sahipleri sunar bize.
ve bu masal diyarı sahiplerinin tek bir sahibi vardır ki oda tim burton'ın ta kendisidir. tim amcanin bariz bi özelliğide kuşkusuz egoizmi ve saplantıları...hiç asosyal özellik taşımayan bir karakter gördüğünüz olurmu burton filimlerinde?benim olmuyo mesela.eğer sizin görmediğiniz oluyorsa sizin tim amca başka biri kuşkusuz...tekrar egoizme dönecek olursak şunu diyebilirimki her yönetmen kendini katar filimine ama burton yalnızca bakış açısını yansıtmaz ya da kamerayla doğru orantılı değildir onun yönetimi.o bizzat kendini katar filimine. dağınık saçını,donuk bakışlarını,içindeki şiddeti çoçukluğunu birebir yansıtır.saplantılara gelincede asosyallik;aile sendromlari;mekaniklik;zıtlıklar ve tabii masallar vs vs vs....... tim burton diyarına yolculuk başlığı altında yalnızca bir giriştir bu.asla bir iddia ya da sunum değildir kendi başına... serüvenimiz devam edecektir muhakkak... tim burton'sa söz konusu olan;masallar uçsuz bucaksız bir çikolata diyarıdır.doyurucu,lezzetli,tatlı ve tabiii iyi bir bitter gibi acı...(2006)
14 ahkam var
Etiketler: , ,
\

Kan kırmızısına boyanmış sayfalar
Rüzgarın çığlıklarıyla savrulan yapraklar
Bu kadar karanlığın içinde beyaz kalabilmiş tek bir kuş tüyü
Masallardan kopup gelen ankanın bir parçası
Duvarlardan akan siyah mürekkep
Burası kimsesizliğin evi
Yalnızlığın barınak kuytusu
Kapıları sonsuza dek kapanmış
Terkedilmiş,unutulmuş,yalnızlığın ülkesinde bir köşk
Hayallerimizi hapsettiğimiz yer
Ama bu fazla
Bu kadar çok karanlık yetmez mi?
O kadar mı sıkı sürgülü kapılar?
Kapıları açmak gerek artık
Hepimizin hayalleri içerde
Hayatlarımız…
Yazmak,söylemek,haykırmak lazım hatta
Sanki bir ses yaklaşıyor
Derinlerden…ince,nazik
Ne kadar oldu beklediğimiz?
Sanki yavaş yavaş piyanonun sesleri geliyor
Yılların inadına yavaş yavaş dokunuyorlar tuşlara
Zincirler kırılıyor
Ve yıllar sonra hayat giriyor hayallerimizin köşküne
Sürgülerin çekilişini görüyoruz…
Umudumuzu yitirmeden beklediğimiz kapılar,
İşte o geliyor
Masallarımızda büyüttüğümüz peri kızı
Acıların tercümanı
Hayatlarımızın yazarı
Beraber haykırabiliyoruz sonunda
Yeni bir hayat o kapının ardında
Beyaz Anka tüyüyle yazılmış hayatlarımız
Duvardaki siyah mürekkep
Ve kan kırmızısına boyanmış sayfalar
Kapıları aşmamız,
Onu gerçeğe götürmemiz lazım
Masalların gerçek olması için…
Artık sabır kalmadı
Geri dönüyoruz
Yeni hayatlarımızla…
5 ahkam var
\
Neil Gaiman'ın romanından sinemaya uyarlanan büyükler için yazılmış fantastik öğelerle süslü aşk romanı. Matthew Vaughn kitabı sinemaya uyarlarken birçok detayı değiştirmiş hatta hiç olmayan karakterler bile eklemiş. Romanı okumadığımdan uyarlamanın ne denli başarılı ya da başarısız olduğuna deyinemeyeceğim. Ancak filmi izlesem mi diyenler için bir ön bilgi sunumu yapabilirim.
\
Konu delice aşık olduğuna inandığı kızı elde etmek için ona kayan bir yıldızı bulup getirme sözü veren Tristan'ın o kayan yıldızın aslında bir kız olduğunu fark etmesiyle başlıyor. Ancak kayıp, dünyaya düşen bir yıldızın kalbini yemek cadılara sonsuz güzellik ve güç bahşediyorken üstelik o yıldız kral olmak için savaş veren 4 prensin mutlaka sahip olması gereken bir kolyeyi taşıyorken bu pek de kolay olmayacaktı. Film masal havasında rengarenk görüntüler eşliğinde akıcı bir şekilde ilerliyor. Oyunculuk konusunda bence yıldız rolündeki Claire Danes hariç herkes on üzerinden on puan almayı hak ediyor.
\

Robert de Niro'yu izlerken bu adam ölürse ne kadar üzülürüm diye düşünmekten Michelle Pfeiffer'ı her görüşümde bu yaşta hala bu kadar etkileyici olmayı nasıl başarıyor diye şaşırmaktan alamadım kendimi. Korkunç korsanı oynayan de Niro'nun elbiseli dans sahnesi, Pfeiffer'in büyü yapmadan hemen evvelki bakışları inanılmaz etkileyici. Peter O' toole kısacık rolüyle her zamanki gibi insana bir an nerede olduğunu unutturuyor. Filmde hayalet prensler sürekli bir gülümseme etkisi yaratıyor, konuşmalar esprili. Aşk incecik narin bir duygusal titreme gibi kenara ilştirilivermiş ancak o kadar yakışmış ki gözümüzü üzerinden alamıyoruz (benim gibi romantiklikten uzak birinde bile duygulanma hissi yarattı!).

3 ahkam var
Çocukluğumuzun harika dünyaları Masal diyarlarını hatırladınız mı?
Ne dediniz?
ne zaman unutabildik mi?
Haklısınız...
Masal diyarlarınız, keloğlanlarını, masal perilerini, masal cadılarını, dev ejderhaları, iyi kalpli yaşlıları, maharetli hayvanları, sihirli tüyleri, hep iyilerin kazandığı sonları ile masalların tadı hangimizin damağından gitti ki ...
\

Kah yıllarca gittik, bir arpa boyu yol gidemedik,
Kah iyilik ettik de bir yarenlik göremedik
ama sonunda kazanan iyi kalpli kahramanlarımızla sevindik.

İşte bu masalları unutmayalım isteyen bir site yayınına sesli masallarla güzellik katmış. Haberiniz olsun istedim.
Masal dinleyebileceğiniz, bilgisayarınıza masal müzik dosyalarını indirebileceğiniz, en popüler masalların listesini görebileceğiniz bu sitenin adı MASAL DİYARI

2 ahkam var
1 2 3 4 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu