
Goethe hukuk eğitimi almış ve doktora aşamasına kadar bu eğitimini sürdürmüştür. Annesi kadar duygusal, babası kadar da akılcı birisidir. Resim ve tabiata karşı ilgi duymuş ve eğitimini tamamladıktan sonra kendisini edebiyata adamıştır.
Dünya klasikleri arasında önemli bir yer tutar Faust. Adeta Goethe’nin bütün eserlerinin sentezi gibidir. Goethe çok genç yaşta Faust’u yazmaya başlar ancak ömrünün sonlarına doğru eseri ancak tamamlar. Başladığında 18, bitirdiğinde ise 83 yaşındadır. Eser 2 bölümden oluşur. Sade ve anlaşılabilir tarzda olan ilk bölümde, Goethe’nin hayata verdiği önem göze çarpar. Daha karmaşık olan ikinci bölüm ise felsefe ağırlıklıdır.
"Hazlarım dünyadan fışkırıyor, güneş acılarımı aydınlatıyor" sözü, insandaki kader inancını yansıtıyor. İnsanoğlu ne kadar araştırırsa o kadar anlıyor bilgisizliğini, bilginin sonsuzluğunu. Hayatın kendisi hatalarla ve acılarla doludur. Ama insan yine de içinde bir yerlerde iyilik barındırır. Ulaşmak elinden gelmese de doğrunun ne olduğunu bilir. Faust'un ruhu da böyle karmakarışıktır işte. Bir yandan dünyaya dört elle sarılır, her şeyi elde etmek ister; bir yandan da hiçbir şeyden gerçek haz alamaz, gökyüzüne ulaşmak ister. İki ruhlu karmakarışık bir insandır Faust. Hayata değer kazandıran da Faust'un ruhundaki bu çatışmadır zaten.
İkinci Faust'ta romanın tonları değişir. Bu bölüm, meleklerin Faust’un ruhunu gökyüzüne çıkarmasıyla son bulur.
Faust’un teması Kuran-ı Kerim'de anlatılan şeytanla Allah arasında geçen diyalog üzerine kuruludur. Şeytanın insanoğlunu yoldan çıkaracağına dair ahdı...
Güzel bir bahar sabahı, iki köpeğim ve ben dışarı çıktık. Deniz manzarasına kendimi kaptırmış, köpeklerimin malum ihtiyaçlarını gidermelerini bekliyordum. Onlar da şen şakrak, kah sağa kah sola koşarak, her yere izlerini bırakıyorlardı. Kitty (kızım) zor beğenir, burnunu sokmadığı yer kalmaz, hanfendinin poposu çok değerlidir, her yere dışkı bırakmaz. Topiş (oğlum) tam bir serseridir, utanmasa beni de sınırlarına dahil etmek için bacağıma işeyebilir. Nitekim aklınca yastığıma işeyerek, kötü emellere sahip tüm köpekleri benim çevremden uzaklaştırmıştır. O bir kahramandır. Ona bu konu ile ilgili sakın sitemde bulunmayınız, inanın iyi niyetlidir. Kendisi bana defalarca bunu açıkladığı için, ben onun bu iyi niyetini memnuniyetle kabullenirim. Ancak en kısa zamanda yastığı değiştirir, sonra da hafif kaş çatarak, "ya gören olursa, anlamazlar ki" derim, o da anlar, bi süre dikenli tellerini yatağımdan uzak tutar.