Microsoft Windows XP kurulumu esnasında F8 ile kabul ettiğimiz ya da bize verilen plastik torbalardaki kağıtta yazan EULA'da ne olduğunu şimdiye dek merak etmeyenler için can alıcı noktalarını sıralamak istedim.
EULA yazılım kullanım hakkını aldığınız şirket ile sizin aranızda geçen bir antlaşma, bu antlaşmanın şartları işinize gelmiyorsa yazılımı kullanmamanız gerekiyor. Neymiş bu şartlar bakalım:
Bu anlattıklarım Microsoft Windows XP Home Edition için geçerli. Ancak bu lisans son kullanıcıyı ilgilendiren en önemli lisans.
İşinize gelirse.
hızına hiç kimsenin yetişemediği google microsofta bir sol kroşe daha indirip net üzerinden kelime işlemci programını bu yakınlarda piyasaya çıkardı çıkaracak (dün çıkması lazımdı). adamlardaki laboratuarın hızına ferrari bile yetişemez. 10 sene önce şu 14.4 kb lık modem işletim sistemini taşıyacak,herkes her işini buradan yapacak deselerdi güler geçerdim. yarın google çamaşır ve bulaşıkları yıkayacak deseler inanırım valla!
internet explorerın geleceği ne olacak? IE.NET mi var sırada?
gününün neredeyse tamamını bilgisayar başında geçiren, masaüstündeki ikonları vitrindeki kahve fincanları kadar benimsemiş olan ben yıllardır bana yarenlik eden i mac'imi bırakıp kahrolası PC'ye, microsoft XP zımbırtısına geçtim. eskiden çalışırken bilgisayarım gürültü yapıyor zannederdim meğer gürültü neymiş bilmiyormuşum. nedir kardeşim bu kablo eziyeti. mauseu taaa kasaya bağlamak hangi zihnin eseri? neyse ki programın eli yüzü düzgün. Bu internet yüzünden oldu herşey. mac olunca konuya tam olarak hakim olamıyorsun. Bir sürü uyuşmazlık çıkıyor. yeni yıla yeni sistem. bi format da kendime atsam hiç fena olmayacak.
Selamlar... Arkadaslar aklima geldi icimdeki kin ve nefreti sizlerle paylasmak icin acayip bi yazi dosendim.
Olay su; yapilan istatistikler sonucu Microsoft'un Windows isletim sistemini Dunya'daki bilgisayar kullanicilarinin %78'i tercih ediyor. Ama bu tercihde isteyerek kullanma orani %28'mis. Kalan %50'lik kisim ise mecburenmis. (Benim gibi mecbur yani, nedenini aciklayacagim)
Tabi bu egemenlik sadece Windows icin degil. Yani Microsoft'un Internet Explorer (IE) browserini kullananlar (cogunlukla beles oldugu icin) oranlandiginda %92 gibi bir rakama ulasiyor. Geriye kalanlar ise Netscape, AOL gibi browserlar kullaniyor. Buraya kadar hersey dogal olabilir. Ama dogal olmayan, bunu bilmeyen var mi bilemiyorum ama, Microsoft'un ajan olusu. Hepimiz (Tabi genelde EndUsers harici, buyuk firmalar ve onemli teskilatlari...) her hareketimiz, bilgilerimiz izleniyor, inceleniyor. Bu bir gercek ve cogu gazete ve dergi makalelerinde ele alindi. Tabi buna karsi koyabilmek icin MacOs'lar daha da gelistirildi, Linux uretildi. Pek faydasi olmadi ama. Zaten su anda MacOs bile Microsoft'un ustunlugunu kabul ederek, MacOs9.2 versiyonunda MS-Office paketi bulundurmakta. Suanda Microsoft Windows icin tek risk Linux! Bende bir Microsoft dusmani olarak Linux'a tam destek veriyorum. (Microsoft'un tekelcilik suclamasindan davasi hala suruyor sanirim ama, Amerika buna bir ceza vermeyeceginden eminim...) Ama bende bilgisayarimda maalesef Windows ve bazen Linux kullaniyorum. Yazilimci oldugum icin ve programlarimi kullanacak kesim Windows kullandigi icin bu boyle. Ama su bir gercek Linux her yonuyle Windows'a 5 basar. Incelemis olanlar gormustur, piyasada ve Windows'da parayla satilan bircok guzel programi Linux bunyesinde barindiriyor. Bende bazen programlarimi Linux altinda Kylix kullanarak gelistiriyorum, gercekten mukemmel. Neyse esas olaya donelim... Bu Microsoft Cumhuriyeti ne zamana kadar surer bilinmez ama Bill Gates ve yandaslari Amerika'nin da buyuk destegiyle pek uslanmayacaga benziyor. (Gerci artik Microsof'da bi bok yapamiyor ama. Yani Windows da cakildi kaldi. Demem su ki; Windows 3.1/95/98/98SE/2000/ME ve XP. Hepsi onceden hesaplanmis ufak gelistirmelerle kullaniciya sunulan OS'lar. Olayin bir de Intel islemci durumu var kisaca degineyim. Intel'de Microsof ile birlik olup 286/386/486/586/868/Pentium I/MMX/P II/Celeron/P III/P IV... Allah ne verdiyse ama ufak ufak 3-5 ayda bir guncelleyerek kullaniciya sundular. AMD cok cirpindi, hala cirpiniyor ama dizginler Microsoft/Intel kardeslerin elinde....) Artik tek kurtulusun Linux ve AMD oldugu dusunulurse, buna nasil destek verebiliriz o da supheli. 3-5 kisiyle olacak birsey degil bu. Windows'un yasaklanmasi gibi birsey de olamaz. Zaten artik bilgisayar temel egitimlerinde (Ilkogretim okullari ve liselerde bile...) Windows ders mufredati haline geldi. Bazen diyorum acaba 8-10 kisi biaraya gelip isletim sistemi yazsak, Devlet ve ulke insani bu milli isletim sistemine destek verir mi? Zor! hemde cok zor. Hem bizim OS yazmamiz zor hemde destek almamiz. Tabi suda bir gercek Turkiye'de yazimcilara hic destek yok. Mesela bi Avukatin kayitli oldugu Baro vardir. Eee Turkiye'de Yazilimcilar icin boyle bi yer var mi? Varsa bana da soyleyinde kaydoliyim. Bu konu beni cok geren bi konu, olayi bu yone saptirayim...
Aslında; ne Microsoft karşıtıyım; ne Windows ve hatta zaman zaman, 'Windows olmasaydı; hangimiz bilgisayar öğrenecek ya da edinecek ya da bugün yaptıklarımızı yapabilecektik ki?' türünden savunmalar yapmak durumunda da kalmaktayım...
Gelgelelim; özellikle son dönem BSA isimli, lejyonerlerin; onur kırıcı etkinlikleri, beni lisanslı dahi olsa Microsoft yan ürünlerini kullanmamak konusunda çözümler aramaya ikna etti...
Serbest yazılım ile böylece daha yakın olmaya başladım. Özgür yazılım da denen bu akım aslında çok gelişmiş bir dünya idi. Türkçe destek de giderek artmakta... Kullanıcıları da... Sizin de üye olup, bilgi alabileceğiniz, bir bültenleri de var...
Linkleri takip ettiğinizde; pek çok maillist de var; ben çoğuna üyeyim ve çok şey öğreniyorum; ayrıca umutsuzluğumu yeniyorum...
Özgür bir gelecek için; özgür yazılımı kavramalı ve sahiplenmeliyiz...
Bu sürecin önemli ürünlerinden biri de aşağıda linklerini verdiğim yazılım: Open Office.org [Tam adı böyle...]
İngilizcesini de Türkçesini de kurdum; ikisi de sorunsuz şu an; ki sorun olsa dahi; önceki linklerden izleyeceğiniz, forum ya da maillistlerdeki, gerçekten fedakar insanlardan herhangi biri, sorununuzun çözümünü biliyorsa, bilgisini sizinle paylaşacaktır.
Piyasaya Thaide 17'sinde sürülmesi gereken bu yeni işletim sistemi daha şimdiden herkesin elinde dolaşıyormuş.
Thaili bilgisayar kullanıcıları tarafından şimdiden binlerce korsan XP satın alınmış.
Bu şifre kırılmasının sonu nolcak bakalım.... Kaynak
Eğer arabalarımızı Microsoft yapıyor olsaydı, bakın neler olurdu,... :
1. Arabalar arada sirada istop edecekti. Biz de arabadan inecek ve arabaya tekrar girecektik.
2. Arabalarda NT versiyonları hariç sadece tek bir koltuk bulunacakti. Her ilave koltuk için de 99 dolar ödeyecektik.
3. Arabalardaki (el freni, hararet, yag seviyesi, akü, motor) gibi uyari göstergeleri kalkacak yerlerini "genel koruma hatası" yazili tek bir uyarı göstergesi alacakti.
4. Hidrolik direksiyon, otomatik vites, air-bag, klima, ABS fren gibi özelliklere sahip araba almak istediginizde yeni Windows versiyonunu almaniz icap edecek. Bu ise 2 kat daha pahalı olacak, kilometrede 5 litre benzin yakacak ve araba sIkça istop edecek.
5. Arabada sun-roof olacak, ancak, onu açarsaniz arabaniz garanti kapsami disinda kalacak.
6. Standart bir Microsoft modelinde sadece tek bir ayna bulunacak. Daha fazla ayna isterseniz 5 bin dolarlik multi-tasking versiyonunu satın almaniz gerekecek.
7. Arabalar sadece Microsoft marka benzinle çalisacak.
8. Arabayi istop ettirmek için önce "çalistir" dügmesine basacaksiniz
Nasıl ama? Hepimize çok tanıdık geliyor bu arada.. :)
Microsoft terörist saldırıların ardından "Flight Simulator" adlı bilgisayar oyunundan New York'un Ticaret Merkezi ikiz kulelerin çıkarılmasını kararlaştırdı. (Haberin Devamı)
New York'daki gökdelenler yapılırken, özel bir kızılderili kabilesinin üyeleri, yüksekten hiç korkmamaları sayesinde aranan işçiler olmuşlar. Gökdelen belirli bir yüksekliğe geldiğinde inşaat şirketi, kabilenin liderine başvurur ve yüksekte çalışmaktan hoşlanan bir takım kiralarmış.
Amerikalıların ve bütün batı dünyasının kızılderililere hintli demesini bir kenara bırakırsak, gerçek hintlilerin de programcılık dünyasında buna benzer bir rolü var. Onlar, bir yazılım kontrol edilemez boyutlara geldiğinde, kodun içinden çıkabilen değerli varlıklar, bilgisayar dünyasının elf'leri. Kültür farkından mı, inanılmaz sabırlarından mı bilinmez, hintli kelimesi birkaç yıldır, ya New York bakkalı, ya da sıkı programcı manasına geliyor. İspat isterseniz, Windows 3.1'den itibaren bütün Microsoft yazılımlarının kredilerine bakabilir, hintli isimleri kendiniz de görebilirsiniz.
Bunca yıldır sektörün kalbinde bulunmaları, tabii amerikalıların stereotip yaratma güdüsünü harekete geçirmiş. Onlara Raj diyorlar. Ve şöyle düşünüyorlar: Raj, deli gibi çalışabilir. Dolayısıyla işinizi her an elinizden alabilir. Özellikle yetiştirmesi gereken birşey varsa önünde durmayacaksınız. O bir kodlama makinasıdır. Bir işi şu tarihte bitiririm, derse bitirir. Ama risk almaktan ve girişimcilikten hoşlanmaz. Patronların gözünde, şirketi ayakta tutan, çalışanların Raj'la yarışabilmek için çırpınmalarıdır. Pek hintli patron da yoktur. İstisnai Sabeer Bhatia dışında. O 1995'de kurduğu Hotmail'i geçen sene Microsoft'a 400 milyon dolara satmış ve bir efsane olmuştur. Birkaç senedir moda olan birşey, ağır programcılık işlerini yüklenip Hindistan'a götürmek, burada altından kalkabilecek ufak bir yazılım firması bulup, fason çalışmak. Tabii ufak bir yazılım firması, birden bire Lotus Notes programlamaya başladığında işin rengi biraz değişiyor. Firma bol bol para kazanıyor ve kendi işlerini de yapmaya başlıyor.
Bundan da feyz alan hintli programcılar yavaş yavaş iş adamlığına soyunuyorlar. Artık risk almaktan fazla korkmuyorlar. Üstelik Hindistan bilgisayar konusunda inanılmaz atılımlar gerçekleştiriyor. (Tabii, atom araştırmalarında da...)
ekim - 98