MİT'in adam öldürme yetkisinin olup olmadığıyla ilgili
bir haber yazılmış.
Dünyada demokrasiyi dillerine en çok dolayanlar,
en çok çiğneyenlerdir aynı zamanda.
"Muassır medeniyet" dediklerimiz,
birini gözüne kestirdikten sonra
bal gibi öldürür de, işkence de eder.
Sadece iz bırakmadıkları için "demokrasi düdükçüsü"
olup çıkarlar.
Her ülkede olduğu gibi bizde de -suç makineleri-
sokaklarda dolaşıyor.
Bu insanlar suç işlemeyi bir meslek,
hatta yaşam biçimi haline getirmişler.
Bilinçli ve özgür iradeyle yapıyorlar bunları.
İhtiyaç, bunalım, psikolojik durum falan değil...
Aslında pek hoş olmayan benzetmelerle başlamak istiyordum.
Ama neyse...
Teşkilatımızın kendine özgü yapısı ve çalışma şekli var.
Diğer kurumların basın açıklaması yapmasını normal karşılarken
MİT'in yaptığı pek alışılagelmiş birşey değildi.
Zaten bugüne kadar böyle bir açıklama da yapılmamıştı.
Peki ne oldu da sayın müsteşarımız böyle bir şeye gerek duydu.
Bunu anlamak zor.
Fakat vatandaş olarak bizim de bilgilenmek hakkımızdır umarım.
Eğer yanılıyorsak bilgilerimizi düzeltmelerini umarız.
Seçimler yaklaşıyor, siyaset sahnesi kızışacak, halkımızı kim daha iyi ” kucaklarsa” malı o götürecek...Anlaşılmayacak bir şey yok bunda...
Saddam Hüseyin’in idamı ile yeni bir gündem oluşturuldu farkında mısınınız...
Menderes ve arkadaşlarının idamları gündeme yeniden getirildi...
Sabık başbakanın asılmadan önce prostat muayenesi yapılarak taciz edildiği söyleniyor, oğlu da doğruladı ... Deniz Gezmiş’in idamında kasıtlı olarak, yağlı ipe iki ilmek atıldığı iddiası ....
Öyle anlaşılıyor ki, "üç sizden üç bizden" hesabı seçim meydanların da yeniden hissettirilecek...Yeri gelmişken;
Bu şüpheli ve “şaibeli” ölümler listesine bir ilave de ben yapmak istiyorum...
Menderes döneminin, iç işleri bakanı Dr.Namık Gedik!...
İntihar ettiğini biliyoruz....tutuklu bulunduğu yerin camından aşağı atmış kendini...
Ya öyle değilse!...Benim kafam karıştı....
Fazla uzağa gitmeye de gerek yok, Turgut Özal’ın, Bülent Ecevit’in ölümlerindeki “sır”perdeleri !....
Roma İmparatorluğunu geçtik....Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir ülke!
Neyse!...
Yine mevsimler geçecek,yine meydanlar dolacak...
siyasetçilerimiz, Milletimizi “kucaklama” yarışına girecekler ...Birbirlerinin arkasına dolanıp,puanları toplayacaklar...Ödev bilincinden yola çıkacaklar, ama en ciddi konuları bile mizah konusu yapacaklar, aynı küçümsemeyle aynı karanlık vicdanlarıyla kirletecekler meydanları...
Belki de “kurt sürüleri” yeni av mevsimi için, birleşecekler...Seçim barajını bahane edip, sağ,sol,ilerici,gerici demeden ittifak yollarını arayıp,meclise girmeye çalışacaklar...( LDP,nabız yoklamaya başlamış)...
Gördüğümüz filmleri yeniden “gösterecekler” ...Tıpkı sinamatek gösterimi gibi...
Kaçınılmaz gerçek; Biz de yiyeceğiz, ya da yemiş gibi yapacağız...
Son “dürüst” gitti...Son mohikan gibi !...
Bülent Ecevit de yok artık...
Ne yapacağız şimdi ?” Devlet adamlığı tartışılır ama “dürüst” adamdı be!” kime diyeceğiz?
Acilen hem devlet adamını hem de “dürüst” olanını bulmalıyız...
Bulamazsak!...
Leş kargaları pek uzağımızda değiller...”sevr’i” canlı tutmak için tepemizde daireler çiziyorlar...
Çetin Altan ,her şeye rağmen “ enseyi karartmayın” der.Evet gerçekten karartmayın ;19 mayıs 1919 ‘dan daha kötü bir durumda değiliz...
Henüz, vatanın bütün kaleleri ele geçirilemedi...
MİT ayakta...
TSK ayakta...
Her şeye rağmen,kainatın “ayar babası” simdilik bizden yana görünüyor...

Bu kadar fazla karışık konunun biraraya gelmesi olağanüstü bir durum yaratmış durumda. Soğuk Savaşın bitimi bile böyle birşey değildi Türkiye için.
Ben bir önceki yazımda yaptığım gibi özellikle "devlet içi çatışmayı" incelemek istiyorum.
Türkiyenin gündeminde uzunca bir süredir 'çete' olarak adlandırılan yapılanmalar var. Nedir bu çeteler? Köşe yazarları çok 'gizli' birşeylerden bahsediyormuş havasında iken acaba nelerden bahsediyorlar? Polat Alemdar özentisi dengesizleşmiş gruplar mı; eski ülkücü tayfası mı, yada klasikleşmiş mayfa mı?
Hiçbiri. Her defasında olaylara yenileri ekleniyor, ama sessizce hakkında konuşulan tek kurum 'ordu'.
Danıştay saldırısında gene gördük; dinci denen biri, zamanla -medyamız sağolsun- eski asker birisinin adamı çıktı (medya tarafından 'çıkartıldı' yada). O adam da kalbinden bıçaklandı (yada kendisi yapmış olabilir?). Etraf daha çok karıştı hemen..
AA - ANKARA - Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) geçen yıl 531 bin 514 kişi hakkında araştırma yaparak, talepte bulunan kurumlara bilgi verdiği açıklandı. Anavatan Partisi İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in konuyla ilgili soru önergesine, MİT Müsteşarı Emre Taner'in bilgi notuyla Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin cevap verdi. Şahin, MİT Müsteşarlığı'nca, ilgili yönetmelik kapsamında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapıldığını söyledi. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği hükümlerine göre, MİT'e 2005'te 483 bin 691 kişi hakkında talepte bulunulduğunu belirten Şahin, 2004'ten kalanlarla birlikte toplam 531 bin 514 kişi hakkında cevap verildiğini açıkladı. Şahin, bu kişilerin 485 bin 266'sının 'arşiv araştırması', 44 bin 905'inin 'güvenlik soruşturması' ve 1343'ünün 'ulusal güvenlik soruşturması' kapsamında işleme tabi tutulduğunu kaydetti. MİT'in, Türk Silahlı Kuvvetleri için de 250 bin 430 kişi hakkında işlem yaptığını bildiren Şahin, teşkilatın diğer yasal görevleri bağlamında yapılan soruşturmaların bu rakamlara dahil edilmediğini söyledi. Şahin, "Teşkilatın vereceği istihbari nitelikteki bilgiler diğer kamu kurum ve kuruluşlar için bağlayıcı değil, istişari niteliktedir" dedi.