Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan torpilli.com'da: "zamandan bağımsız yazılar yazmak"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

mitoloji hakkındaki yazılar:

var olmanın dayanılmaz ağırlığı
var olmanın dayanılmaz ağırlığı
Daha dün zeytinyağlı dolma yedim. Bu sabah yine acıktım. Daha dün gece 7 saat uyudum. Bu akşam yine uyumak zorundayım.

Üstelik bugün susadım. Su içmek zorunda kaldım. Her gün tekrarlayan bir sürü ihtiyaçlar...

Tuvalet ihtiyacı, cinsel ihtiyaçlarım, sıcak bir barınağa ihtiyacım, sevgiye ihtiyacım... Yoruldum.

Evet, ben bir insanım. Ama bu zayıflığımdan usandım. Yeter artık!!!

aradığım şelale
aradığım şelale

Yedi dağın arkasında, yedi kat yerin altında ve yedi kat göğün üstünde bir şelale var. Onu arıyorum şimdilerde.

7 ahkam var
Karanlık Tarafa Geçmiş Anakin Skywalker
Karanlık Tarafa Geçmiş Anakin Skywalker

“Efsane kutsal ve tarihi olayı anlatır: aktardığı, tarih öncesi dönemlerde zamanın başlangıcında gerçekleşmiştir. Efsane gerçekten olanı ve kendini tamamen ispatlayarak ortaya koyanı anlatır... Kısaca, mit doğaüstünün çeşit çeşit hatta bazen dramatik kırılışlarını günümüz dünyasına taşır.”
Mircea Eliade. Efsane ve Gerçeklik. New York: Harper and Row 1963 Sayfa 5-6

Mitin/efsanenin yegane amacı/fonksiyonu halka ayar vermektir. Yoldan çıkmaya hazır bu serseri kitleyi, kısık gaz lambası ışığında anlatılan cinli, perili, ejderhalı, kuzulu, masallar aracılığı ile günlük hayatta nasıl akıllı, uslu ve sadık davranacağını talim ve terbiye etmek gayesinden başkasını gütmez. Hükümdar ele geçirdiği bu mucizevi usulün sırrını kullanarak safların birbirine yakın durmasını sağlamak yolu ile iktidarına iktidar katar.

25 ahkam var

Aşağıda okuyacağınız alafortanfonik hikaye, ostrogotlar ve vizigotlar çağındaki kısa bir zaman dilimdeki küçük bir köy hayatını anlatmaktadır. Olayda verilen yer ve kişi adları tesadüften ibaret olup bugünkü yer ve kişilerle uzaktan yakından bir alakası yoktur.
Bermuda şeytan üçgeni mevkiinde, lip lip arazisininin derin ormanlarında sıvasız duvarlı bir evde yaşayan şakire dudu yatılı okulun mahseninde ikiyüzelli gramlık şahane bir tarantula beslerdi
Hatce ise bahçesindeki dipsiz kuyudan dudu için mütemadiyen istiridye toplar, onları kadifelere sarar sonra kutusuna koyar ve kurt ininden geçerek çatlak yoldan ilerlerleyerek yoluna devam ederdi.
Kayısı kutusunu kuruması için ağzı aşağı gelecek şekilde fare kapanının yanına koyan mamiş’in mukadderatında ise beliren obur kuş, yosunlu böcek deliğindeki üçgen çiçeği oyuktan çıkarırken kara delikte gördüğü lahanayı paketleyip mobilyanın önündeki elmas kutusuna pıtıklamayı da ihmal etmezdi.
Bu esnada olaydan habersiz olan gubarcık da derin bacakarasından kukulampiyi süzerdi. Kuku ise, cici hazinesini hüp deliğinden atlatıp, aman ortada kuyu var yandan geç hesabı pamuklar gibi olan çilikini faraşıyla süpürüp gömüsüne katardı.
Artık ambardaki saatli pırla ile ilgilenmenin zamanı gelmişti. Küçük kurnanın başında bekleyen kukuriku, mamuşunun yaprak gibi dıncığıyla vızzık yönünde ilerlerken, miş yerinin ukuku bölgesindeki gömü de gözünden kaçmamıştı.
Kukaraça ise bu esnada yumuğun yünlüsüyle ilgilenmekte ve onu derli toplu hale getirmekteydi. Vicey’in ise bu duruma amin demekten başka şansı yoktu.
Aman Şeytan kulağına kurşun.

47 ahkam var

Bu soruyu konuyla ilgili bir kitabın reklam afişinde görünce, aklıma ilk gelen, “Merhum kör idiyse badem gözlü olur, kel idiyse sırma saçlı olur.” cevabıydı. Kitapta ne yazıyor, okumadım. Ama İslamla ilgili kitaplar satan bir mağazada asılı olduğuna göre, herhalde İslami anlayışa uygun cevaplar içeriyordur.
Sadece İslamda değil antik dönemden bu yana bütün kültürlerde bu meş'um soruya cevap arandığını görüyoruz. Bütün kültürler de farklı farklı cevaplar bulmuş maaşallah. Cevapların hiç biri birbirine benzemiyor, sadece birbirine yakın olanlar var, kültürel etkileşim nedeniyle olsa gerek. Bu ne hayal gücüdür, ne fantazidir. İnsan insanların yaratma, uydurma yeteneğine şaşıyor. Bütün kültürlerin yaklaşımlarını ele almaya kalksak, kitap yazılır. Bunun için sadece Eski Mısır'dan ve Eski Yunan'dan örnek verebiliriz. Ama temelde Eski Yunan'dan Japonya'ya kadar bütün kültürlerde, yaygın inanışlar, ölümün insanı mutlak bir yok oluşa, hiçliğe götürdüğünü kabullenmek istemeyen insanlara, onları üzmeyecek, kaygılandırmayacak cevaplar sunmuştur diyebiliriz.

26 ahkam var

Zeus'tan ateşi çalarak onu insanlara hediye edip, kardeşi Epimetheus'un hatasını telafi eden Prometheus'u tanımayanınız yoktur sanırım. Aynı şekilde İsa'yı da hepimiz çok yakından tanıyoruz. Peki ikisini bu başlıkta bir araya getiren şey nedir?

Kutsal öykülerin bu en meşhur ve "hümanist" iki karakterinin, bir başlıkta yan yana gelmekten fazlasını hakeden bir çok ortak yönü vardır. Bunlardan bazıları aleniyken, bir kısmı da keskin gözler için örtülerin ardına gizlenmişlerdir. Bu ortak noktalara değinmeden önce, tanrı inancının kökenine doğru küçük bir yolculuğa çıkalım istiyorum. Burada temel yordamım da, tanrı fikrine duyulan ihtiyacı açımlamak olacak.

1 ahkam var

Eskiden beri söylenegelen şey, zihnin karşıtlıklar üzerine düşündüğüdür. Karşıtlıklar, birbirlerine nispetle tanımlanır ve bu tanımlama daima içlerinden biri lehine olur. İki karşt kavramdan biri daima gölge kavramdır. Asıl olan, diğerinin, kendisine nispetle tanımlandığı kavramın gölgesidir. Beden dendiğinde, aklımıza gelen en temel karşıtlıklardan biri, ruh-zihin, beden karşıtlığıdır. Günümüz yaklaşımı genel olarak, zihnin bedenden ayrı dşünülemeyeceğini söylese de tarihin her döneminde bu böyle değildi. Felsefe tarihinde de bu karşıtlık daima asıl sorunlardan biri olagelmiştir.
kimi zaman beden ruhun taşıyıcısı olarak görülmüş, kimi zaman da ruh bedenin taşıyıcısı olmuştur.

Gaia'nın doğumu
Gaia'nın doğumu
Beden bir yanıyla doğanın bir uzantısı, diğer yanıyla da ruhla doğa arasındaki aşılmaz sınırdır. Beden topraktan gelir. Neredeyse tüm yaratılış söylencelerinde çamurla yoğurulmuştur. Ruhsa etimolojik incelemelerin gösterdiği gibi, hava-nefestir. Bedene canlılığını veren şey, toprağı dirilten şey bir anlamda tanrının içine üflediği nefes, ya da daha doğrudan bakışla soluk alıp verirken ciğerlerimize dolan havadır. Ruh uranos'un hayaletidir bir bakıma. Bedense Gaia'dan bir parça. Bu ayrım karşıtlığımıza ikincil bir anlam katıyor. Ruh karşıtlığımızın eril tarafı, bedense dişi tarafıdır. Bu yüzden de ruh bedenin içine hapsolmuştur. Bir yandan da bedeni yönetmektedir. Şimdilik bu kısma fazla değinmeyeceğim, çünkü kadın-erkek karşıtlığı da ayrıca inceleyeceğim karşıtlıklardan olacak.

6 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu