Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan torpilli.com'da: "link vermek ve imaj eklemek"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

moskova hakkındaki yazılar:

Gozlerimi actigimda yorganimla sevisiyor buldum
kendimi. Dun hava durumuna cep telefonumdan
bakmistim ama bu kadarini beklemiyordum. Yorganin
altindan cikmak istemiyordum, soguk odanin icinden
cikip tuvalete kadar uzanan yolu gitmeye bile
useniyordum. Yuzumu yikadim, her ne kadar yolda
yururken yuzumun donacagini bilsem de mentollu tras
kopugumle tras oldum, trastan sonraki olusan
yanmanin birazdan sokakta yururken esen, eksi on
derecenin etkisiyle bilmem eksi kac dereceye donusen
ruzgarla dinecegini biliyordum.
Bir seyler atistirdim, gomlegimi ve pantolonumu
utuledim, giyindikten sonra saclarima sekil verdim
kuru kuru, islatamazdim ki. Kapiyi acmamla burnuma
gelen kokuyla nefesim kesildi bir an. Bu kadar mi
soguktu? Copu goturup disaridaki cope atacak kadar
takatiniz yok muydu komsularim? Hizla gidip
asansorun metal dugmesine dokundum, bakalim hangi
asansor gelecekti? Yuk asansoru denk geldi. Binanin
kapisini acinca yuzume gelen bu sefer koku degil,
bir tokatti sanki. Adimlarimi attikca bedenim iyice
sogugu hissetmeye basladi. Ustumdeki montum sicak
tutuyordu ama giydigim kumas pantolon bu soguga
karsi yetersizdi. Yerdeki buzlarin ustunde kayip
dusmemeye mi calismaliydim? yoksa soguktan titremeye
mi? ikisi birden cok komik oluyordu.
Hele bir de daracik yolda karsidan birisi gelirse
yandim. Yururken aklimdan binbir turlu senaryo
geciyor, dusersem cebimdeki ellerimi yere temas
etmeden disari cikarabilirmiydim? Aikidoda
ogrendigim yere dusme hareketleri buzun ustunde de
gecerli miydi? Insanlara bakiyorum kimsenin yuzu
gorunmuyor, herkes kurklerin, deri montlarin icinde
kaybolmus. Aklima ilk gelen soru: acaba Rusya icin
uretilen kurk miktari, butun dunyada uretilen kurk
miktarinin kacta kacidir? Peki ya bu insanlar kurk
giymeseydi bu soguktan korunabilirler miydi? Peki ya
ben? Yaka kisminda bulunan tuyler acaba hangi
canlidan ne turlu iskencelerle alinmistir? Belki de
oluydu bir sey hissetmemisti hayvancagiz, kim bilir?
Amaaan sadece kucuk bir parca, onun ne zarari varki?
Evet, belki de cogu insan da boyle dusunup hic
cekinmeden aliyordu bu kurkleri.
Metroya yaklasiyordum artik, kulaklarimdaki aci
iyice artmisti, ellerimi ara ara cebimden cikarip
kulaklarimi isitmam pek ise yaramiyordu ama yapacak
baska bi sey yoktu bu durumda, sapkami almamistim
yanima, herkes yuzumu, gozumu gorsun diye. Yolda
gecen kizlar bakip bakip gecsinler, sonra arkami
dondugum zaman bana bakan bir cift mavi veya yesil
goz goreyim diye. Acaba bana mi bakiyorlardi? Yoksa
uzerimdeki bes bin dolarlik montuma mi? Yoksa 1500
dolara aldigim ayakkabilarima mi? Amaan fiyatlarini
nerden bileceklerdi ki.
Metronun Teksastaki bar kapilarini andiran ama daha
buyuk ve tavandan yere kadar uzanan iki kapisi
vardi. Birbirlerinden bir metre uzakligindaydilar,
iceriye soguk hava girmemesi icin guzel fikirdi. Yaz
aylarinda sokerler bu kapilari bildigim kadariyla
ama iyiki varlar. Kapilara dogru yonelmemle
itismeler baslamisti ama icerdeki sicakligi da
hissediyordum. Merdivenlerden inerken cok artistik
inmek gerekiyordu, ayakkabilarin altindaki
girintilere siginan karlar bu sicak ortamdan
kendilerini zemine birakip, eriyip cok
kayganlastirmisti ortaligi. Nihayet turnikelere
gelmistim artik montumun fermuarini acip, cuzdanimi
cikartip optik okuyucuya okutmustum kartimi. Kalan
bilet sayisini gosterdi bana hemen "1", iyiki vardi
bu kart cuzdanimda. Yoksa onun sirasina girmeyi hic
istemezdim.
Turnikeden gectikten sonra yine merdivenlerden indim
ama caddedeki kar ve buz buraya erisemiyordu.
Vagonlara binecegim yere gelmistim, her zamanki gibi
yuzlerce insan vardi o kocaman salonda. Benim evimin
yakininda olan bu istasyon yerin cokta altinda
degildi, tahminen otuz metre, o yuzden normal
merdivenlerden inmistim.

Metro beklenilen yer
Metro beklenilen yer

Moskova metrosunun mukemmel
bir yapisi var, yapi derken mimarisini kastetmedim
aslinda cunku o mimari hakkinda bir kitap bile yazilir ve anlatilmaz, gorulmesi gerekir. Sehrin her yerini saran raylarin hepsi birbirleriyle baglantilidir, cogu insana cok karmasik gelen bu sistem aslinda cok basit ve cok kullanislidir.

12 ahkam var
Etiketler: , , , ,

Tozlu arşivden başka bir seçmece... Moskova'ya gidenler bilir. Ya gitmeyenler?.. Niye geri kalsınlarki?... "Bizde hafif çocuğuyuz, bizimde oralardan bir kaç ilginç yeri görmek hakkımız" diyenlere... Sıkılmadan inceleyin, tek tek sabırla.. her biri birbirinden etkileyici... kolay gelsin...

\
\

/13-2.jpg" alt="" border="0" />
\
\
\
\
\
\
\
\
\
\
\
\

İŞTE BÖYLE.........

43 ahkam var

Petergof, Petronun yaz aylarinda oturmak icin italyan mimar Rastrelliye insaa ettirdigi, icersinde 190 a yakin fiskiye, 4 selale, cok degisik bahce duzenlemelerinin de bulundugu muthis bir yazlik saray olarak adlandirilabilinir.
Otobusten indigimizde onceden hazirladigimiz fotograf makineme sarilmistim bile, biliyordum, petersburgda cok guzel fotogralar cekecektim, yedek hafiza karti bile almistim yanima. Otobusten indikten sonra tur grubunun toplanmasini beklerken etrafta goz gezdiriyorduk, birden uzaklardan gelen bir bando sesini duymaya basladim, -aklima hemen bandocu filmini getirir- tanidik bir sesti bu, once bana oyle geldigini sandigim sesler aslinda tam da sandigim seymis, tesaduf bu kadar mi olur bilemiyorum ama istiklal marsini calmaya basladilar, ve grupta rus olmayan tek insan bendim.
Marsi dinleyip uzerimdeki saskinligi attiktan sonra tesekkur ettim ve hem tura hem de fotogralari cekmeye basladik, ama biraz yurudukten sonra gruptan ayrilip kendimiz gezmeye karar verdik, boylece daha rahat olacaktik.
Once sarayin giris kapisina dogru yoneldik, sarayin kapisinin onunden baktiginiz zaman karsiniza soyle bir manzara cikiyor.

Ustten gorunum
Ustten gorunum

Asagidan baktiginiz zaman ise boyle bir manzara.
Alttan gorunum
Alttan gorunum

Merdivenlerden inerken kac adet fotograf cektigimi hatirlamiyorum, buyulenmistim adeta, bunu insanoglu mu insaa etmis? Ne zaman? Kac kisi? Ne kadar surmus? Gibi sorulara cevap ararken buldum kendimi, icimden neden gruptan ayrilip, rehberi dinlemedigimi dusundum.
Bahcenin buyuklugunde kaybolmustuk, gordugumuz her yola girip, sonuna kadar gidiyorduk, yollarin kenarlari hep yuksek agaclarla cevriliydi ve her yolun sonunda ya cok guzel bir havuz ya cok buyuk bir fiskiye ya da guzel bir heykel ile karsilasiyorduk.
Her yerde havuzlar, su sesleri, cok yukseklere ulasan fiskiyeler ve butun bunlar sizi cok rahatlatiyor, burasi neden benim evim, bahcem, dinlenme yerim, her seyim degil? Diye soruyorsunuz kendinize, sonra biraz kendinize geldiniz zaman ise akliniza fiskiyeler ve havuzlarin calismam mekanizmalari geliyor, onsekizinci yuzyilda cizimleri Petro tarafinda yapilan bu muthis saraydaki havuzlar ve fiskiyelerin suyu cok buyuk vakumlar tarafindan biraz otedeki fin denizinden cekiliyor ve havuzlara, fiskiyelere veriliyor, cogu deniz seviyesinden zaten yuksek olan bu noktalara o sularin (onsekizinci yuzyilin teknolojisiyle) nasil pompalandigini cok merak ediyorsunuz, zaten suyun geldigi noktadan yuksek olan seviyedeki fiskiyeden en az yirmibes-otuz metre yuksege fiskirtan bu mekanizmalarin yapildigi gunden bu yana asla ve asla hic bozulmadigini duyunca saskinliginiz kat kat daha artiyor.
Sonra biraz daha arastirinca isin aslinin oyle olmadigini ogreniyorsunuz ama yine de icinizden takdir etmeden duramiyorsunuz, su petergoftan 22 km uzakliktaki dogal kaynaklardan getiriliyor, sular kaynaktan cikip kanallara aktariliyor ve kanallar araciligiyla sarayin bulundugu bolgeye getiriliyor ama gercek olan bir sey varki hic bozulmadan calistiklaridir.
Bahceleri geze geze denizin kenarina kadar geldik saray ile deniz arasinda en fazla besyuz metre olmaliydi. Denizin hemen kenarina da yapilmis bir kac bina vardi, sanirim burada denizin keyfini cikariyorlardi.
Bahcede insani baska dunyalara goturen bu guzelliklerin disinda parkta eglenceyi de eklemeyi unutmamislardi, sadece 2 tanesine rastladigimiz su tuzaklari cok komikti. Genelde onunde olusan kalabaliktan hemen anlasiliyor orada neler dondugu ama eger bilmeyen biri direk gecerse islaniyor ama cok asiri degil, sistemi soyle yapmislar, insanlarin gectigi yollardan birinde taslari topraga gommusler, (eskiden aslfalt olmadigi zamanlarda yapilan yollar seklinde) ama kucuk bir alani kapliyor en fazla uc veya 4 metre kare ve o yoldan gecerken gidebileceginiz en yakin ve uygun yol orasi, kenarinda ise caliliklar var, siz tam taslarin ustunde gecerken caliliklarin arasina gizlenmis olan fiskiyelerden birden bire sular uzerinize fiskiriyor, tabi genelde etrafi cok kalabalik oluyor ve orda ne oldugunun hemen farkina variyorsunuz ama cogu insan bile bile altinda gecmeye calisiyor, geneli cocuklar ve cok eglenceli oluyor, kosamayan kilolu insanlar oldugu zaman islaniyorlar haliyle. Herkes taslara gizli bir mekanizma oldugunu dusunuyordu ama bunun mumkun olmayacagini dusunen ben caliliklarin arkasindaki yasli amcayi gorunce olayin sirrini da kendimce aciga cikarttiktan sonra ordan uzaklasmaya basladik..

10 ahkam var

Biletleri esim almisti, ben cok fazla istekli degildim ama onu kiramayip 3 gunluk geziye razi olmustum. Sabah 3 gune yetecek kadar esyalarimizi toplayip ise gittik, her ne kadar onceleri pek sicak bakmadiysam da aksami iple cektim, cunku otobusun kalkis saati bizim isten cikis saatimize yakindi. Otobusle gidiyorduk evet tur firmasindan aldigimiz 3 gunluk geziye her sey dahildi, kalacagimiz otel ve yemek yiyecegimiz restoranlar onceden belirlenmisti. Bulusma noktasinda arabayi birakamayacagimiz icin metroyla gitmeye karar verdik, zaten bulusma noktasi da metronun ayreport denilen istasyonunun cikisindaydi. Biraz erken varmistik, henuz kimsecikler yoktu etrafta, uzerinde San Peterburg yazan kagidi tutacak olan rehberimiz bile.
Markette, yolda atistirmak uzere alisveris yaptik, disari ciktigimiz zaman beyaz bir otobusun etrafinda kucuk bir toplulugun olusmus oldugunu gorduk, otobus soylendigi gibi mersedes degildi, eskiydi, markasina bi goz atmak istedim bulamadim sanirim sadece modeli yaziyordu, pek onemsemedim, ben ki otobus yolculuklarina aliskinim benim icin farketmezdi, en kotu sartlarda bile yolculuk etmistim. Hatta hic unutmam bir keresinde Irandan Ankaraya tam 48 satte gitmistim. Otobuste yerimizi almadan once esyalarimizi bas ustunde duran yere yerlestirdik, bende de esimde de kucuk bir spor cantasi vardi sadece. Henuz butun yolcular gelmemisti ve otobusun icinde bekliyorduk, birazdan insanlarin hepsi gelecek, binecek ve hemen yola koyulacagiz dusuncesiyle oturdugumuz yerde bekledik, ama dusundugumuz gibi olmayinca terlemeye basladik, tam cikmaya karar verince herkes binmeye basladi, zaten her zaman boyle olmaz mi?

0 ahkam var

Mim Nehri

geri »

pilli ilan

Arama

Yazı gönder »

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

çok tutulan moskova yazıları

pilli ilan

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu

network siteleri