Dünyanın en hızlı motorunu hakkında fikri olan var mı? Yoksa ben biraz yardımcı olayım size.Motorumuzun adı "MTT Y2K".

İlk önce Üsküdar-Beşiktaş motorlarına akbil ile geçiş kondu, akabinde motorlar da "aktarma" sistemine dahil edildi.
"Oh ne güzel, artık acelem oldumu motora, çay simit keyfi için vapura binerim" diyordum.
Dün acelem olmadığı için şöyle bir vapur keyfi yapayım dedim. Amma velakin işler hiç öyle olmadı, iskelede bekleyen 50 küsür kişi için şehir hatlarının minyon motoru geldi. Ben gerisin geri çıkıp motora giderken insanlar sığışmaya çalışıyorlardı, sonunda salkım saçak yola çıktılar.
Ben aynı olayı yıllar öncesinden hatırlıyorum, sanırım 1992 civarıydı, şehir hatları birden bire küçük motorları çalıştırmaya başladı, bizim öğrenci indiriminden dolayı başka şansımız yoktu, ama birçok insan bu sayede özel motorlara alıştırıldı.
Makinaların insan hayatındaki yerinden derin şüphelerim var. Aslında bunları tek başına incelemek imkansız çünkü her yazdığım yazının sonunda bir koca YALAN'a ulaşıyorum. Ama yine de makinalardan (özellikle 4 tekerli olanlardan)her geçen gün soğuyorum...
İnsan ve makine bütünleşebilir mi gerçekten? Bu barışçıl bir ortak yaşam mı olur? Ama asıl soru, şimdi çoğu kişinin düşündüğü gibi bu zorunlu mudur?
En başında arabalar geliyor. Bu aceleyi anlayamıyorum. En başında insanlar vardı, binlerce yıldır yürüyorlardı. Bu motor ve çelik işin içine girince mertlik bozuldu. Heryer onlar için düzenlendi. Asfalt döküldü dünyanın çevresine. Ve şehirdeki insanlar, kaldırımlara sıkıştılar. Arabalar yanlarından geçip giderken, onların yoluna çıkmamak zorunda kaldılar. Bütün bu arazide ulaşım kurallarla denetlenir oldu. Ve ayağı yerden kesilenler herşeyi unuttular.