

Şimdi gelin bir daha tartışalım soru şu? Türkiye ilk defa bir nükleer santral kuracak (kurmak isteyip de yarım bıraktığı birkaç proje hariç) bunu acaba sinopta mı yoksa diyarbakırda mı kuralım? Acaba bu ikilem neden amaç kaza olsa bile toplu bir temizliğin altında yatma istemimi yoksa oraya sanayiyi götürebilmek kalkındırabilmek mi? E tabi buna cevap verirken ilk satırda bahsedilen şartı göz önünde bile bulundurmadan cevap vermeliyiz bir bakıma yanlış temelli bir soruya cevap vermek gibi bir saçmalık olacak **** ama asıl belirtilmek istenen burada bu.
türkiye gibi enerji zengini bi ülke neden enerji kıtlığı çeker anlamak mümkün deil.. genç ve sert yerşekillerine sahip bu ülke neden akarsularının akıp gitmersine izin veriyor.. arkasında 'bön bön' bakıyor.. deniz deseniz 3-5 tarafımız deniz ve biz turist bekliyoruz, gelmiyo işte turist artık gelmiyor.. kulağından tutupta getiremezsin ki.. şurdaki yapılan rüzgar enerji kaynağını görünce biraz geride kaldığımızı anladım..

İzlediğim bir belgesel nükleer enerjisi tahrikli uçaklar üzerineydi. Gerçekten çok ilginç şeyler yapılmış soğuk savaş zamanlarında. Nükleer enerjiyi kullanabilen uçaklar için ne yatırımlar yapılmış. Belgeselde anlatılanlara göre nükleer enerjinin uçaklara uygulanması iki ayrı sistem olarak planlamış. Birincisi kapalı bir çevrime sahip jeneratör ile sağlanması ki bu durum radyasyon yalıtımıyla desteklenecek uçakların çok ağır (pahalı) olması demek. İkinci sistemde ise açık çevrim; nükleer atıklar direkt olarak egzozdan dışarı atmosfere karışması demek. “Geleceğe Dönüş” filmindeki makinist amcanın Türkçe deyimiyle “Yeterli eğim ve ıs sağlandığında ki ben burada cehennem sıcağından bahsediyorum evlat, bu tren saatte 88 mil yapar.”…
Kemerlerinizi sıkıca bağlayın ve koltuklarınıza yaslanın.
Unutmayın koltuklarına oturduğunuz bu uçaklar çok güvenli,
her yıl kafasına yıldırım çarpıp ölen insan sayısı kadar az kayıp
veriyor uçaklar, ya da otomobillerde can verenlerden.
Amerika'da yıl başına uçak kazalarında ölen insan sayısı 600 ve her sene bu sayı giderek azalıyor.
Yıldırım çarpıp ölen insan sayısı yılda yaklaşık 500.
Araba kazalarında sadece Amerika'da yılda 40000 kişi.
En azından istatistikler böyle söylüyor...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin sanayideki rekabet içinde yer alabilmek amacıyla nükleer enerjiye yönelik çalışmalar yaptığını, bu konuda ABD, Kanada, İngiltere ve Almanya ile görüşmeler yürütüldüğünü belirterek, ''Kitle imha silahı olarak gördüğümüz zaman nükleer enerjiye olumlu yaklaşmamız mümkün değil. Barışçıl amaçlarla olduğu zaman buna kimsenin söz söyleme hakkının olmadığını da söylemek durumundayız'' dedi.