Bu sitede geçmişte yaşamış ve halen yaşamakta olan türk ve dünya tarihinde yer edinmiş devlet adamları, sporcular, sanatçılar, bilim adamları, iş adamlarının hayat hikayeleri ve yaptıkları ile ilgili yazılar var.
Bunlardan bazıları;
Mustafa Kemal Atatürk,
Abdullah Gül,
Yavuz Sultan Selim,
Süleyman Demirel,
Che Guevara,
Adolf Hitler,
Adnan Menderes,
Nazım Hikmet,
Mehmet Akif Ersoy,
Evliya Çelibi,
Cemal Reşit Rey,
Necip Fazıl Kısakürek,
Aşık Veysel Şatıroğlu,
Hakan Şükür,
Mimar Sinan,
İbn-i Sina,
Einstein,
Bill Gates,
Ayhan Şahenk,
Ve daha bir çok kişi ve konu hakkın da yazılar bulabilirsiniz.

Nazım Hikmet, Anadolu’nun bir köy mezarlığında mezarının başında da çınar ağacı olmasını vasiyet etmişti.Daha önce bu vasiyetini yerine getirmeye çalışan bakanlar oldu hatta Türkiye’de bazı şehirler,belediyeler,köyler de mezarının kendi bulundukları yerlere gelmesi için girişimlerde bulunmuşlardı ama sonuç alınamamıştı.Halen mezarı Rusya’da Kızlar Manastırı’nda bulunan Nazım Hikmet’in mezarının Türkiye’ye getirilmesi için Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın harekete geçtiği ve Nazım Hikmet'in vasiyetini yerine getirmek istedikleri bildiriliyor.
Haberin devamı...
Bütün mesele YÜREKTE!
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani YÜREKTE…
Ne güzel demiş Nazım Hikmet… Asıl mesele yürekte…
Acaba kaçımız Tahirle Zühre olabiliyoruz? Hangimiz tüm benliğimizle bir adamı sarıyoruz, sarmalanıyoruz ya da sarıp sarmalanıyoruz?
“Seni Seviyorum” diyoruz ya… Nasıl seviyoruz harbiden? Alışkanlıktan mı, yokluktan mı, açlıktan mı…
İnsan bir kere de olsa şu “koskoca” hayatta bir kere de olsa sevmeli. Sevmenin hakkını vermeli. Bir kere de olsa hayatımızı alt üst etmesine, damarlarımızı tıkamasına, kanımıza kadar acıtmasına izin vermeli…
Herkesin dosdoğru önüne baktığı o yerler var ya, salıveriyordun gözyaşını umarsızca.
Vapur beklemek bu yüzden güzeldi, sanki beklediğin vapurdu tam da kalbinin orta yerindeki hüznüne kan ter içinde dört bir yana koşturarak kahkahalarla karışık çığlıklar atarak kovalamaca oynayan bir grup çocuğun tasasızlığını, mutluluğunu ve özgürlüğünü yapıştıran.
Hele bir de yıllara sanki senin kulağında meydan okuyan o ezgiler de sızıverdi mi ortakulağından içerilere doğru… Değmesindi kimsecikler sana değil mi?... Keyif sandın bunu ve bir ömürdür bozmadın…bozmadın…
Mavi Gözlü Dev yani Nazım, yani Nazım Hikmet işte büyük şair, büyük Türk...Propaganda yaptığı sanılarak hapse düşen bir büyük Türk hem de bir Türk hapishanesine...neden?
Aylar önce vizyona girdi, öncelikle filmin yönetmeni sayın Biket İlhan'a ve senaryonun yazarı ve aynı zamanda da tiyatro hocam olan sayın Metin Belgin'e tekrar tekrar teşekkürler Nazım'ı bilmeyenlere en iyi şekilde anlatabilmeyi başardıkları için...tabii anlayabilenlere..
Bugün duydum ki piyasaya senaryo kitap olarak da çıkmış ve çok mutlu oldum..Filmi izleyemeyen arkadaşlar mutlaka kitabını alıp okumanızı tavsiye ediyorum.
O hiçbir zaman komünistim demedi, komünist şairim dedi, şiir yazdı.
Bu insan nasıl yaşadı, neler yaptı, NAzım'ın kadınları kimlerdi bu ve bunun gibi birçok sorunun cevabı kitapta..

“Mavi gözlü dev”e iki bilet istiyorum diyor gişenin önündeki bayan. Gişe personeli güler yüzlü olmaya dikkat ederek “aranızda öğrenci var mı?” diye sorunca bayan bu kez de “arkadaşım öğretmen bende ….bank personeliyim” diyor. Neden "ikimiz de öğrenci değiliz" demek yerine mesleklerini söyleme gereği duyuyor orası mâlum