Günlerdir uykusuzum. Çalışıyorum. Deli gibi. Durmadan. Koşarcasına. Başka hiçbir şey yok....
Suyun şıpırtılarını duyamıyorum...
Günde ortalama on beş saat çalıştığım oluyor, sırf isim yapmak için... Opsesifçe.. Görülmesi umuduyla.
Ayrıca her an aşağıya inip eczaneden, bir Lustral almamak için kendimi zor tuttuğum zamanlar yaşıyorum. Bilirim çünkü, bir yılda 15 kilo aldım, bulaşmak istemiyorum bir yandan. İradeli davrandım son dört ayda toplam 12 kilo verdim.
Zor. Sadece iş olsa? O zaman daha kolay olacak.
Bulunduğum iş yerinde, dayanamayıp sekreterin msnini sildim.
09.01.2007
İstanbul
Bugün çok sıkılıyorum. Tesiri olmayan bir söz. Sanırım sık tekrarladığım için.
Beynimin içinde bir sürü düşünce var. İnsan beynini okuyamamaları ne güzel. İstanbul’dayım. Adresi versem Google earth den bulabilirsiniz belki (dünya hakikaten küçüldü, ekrana sığdı).
Bir odadayım, bilgisayarıma karşı. Ne garip bir duygudur başka yerde, başka şeylere bakıyor olmayı tercih etcek bir ruh halinde bile değilim.
Fiziksel hiç bir rahatsızlık hissetmiyorum şuanda. Öyle ki, çorabım bile sıkmıyor beni.
“Neden yapıyorum bunu?” diye başlayıp sorabileceğim onlarca soru. Hayatımın filmi bir yerlerde sürüp gitmekte.
Herşeyin “try again?” i olduğu dünyada, başka hayat olmaması garip bir duygu.
27. yılıma giriyorum nefes aldığım. Hatırlıyor muyum 24 ümde neler yaşadığımı?
Keşke yine olsa dediğim bir mutluluğu? Neden bitti, bitmeseydi dediğim bir aşkı?
Ne kalmış elimde? 27 sayısından başka.