
edebiyata iki yazılık ara vermiştik. yıldız tilbe'den sonra da iyi bir şiirden bahsetmiştik. ki perihan mağden'in şiirlerini genel olarak da beğenirim. sanırım mağden'in sadece romanlarını sevemiyorum..
öykülerle aranız nasıldır bilmem ama iyi bir öykücüden söz etmek istiyorum. tek amacım var. belki biri okur bu yazıyı. belki bir kitap okumak ister. belki de daha önce tanışmadığı bir kaleme merhaba demeyi..
sait faik'in yazdığı öyküler bilinir en çok. oysa yazarın birtakım insanlar ve kayıp aranıyor adlı iki romanı ve şimdi sevişme vakti adlı bir şiir kitabı da var. georges simenon'dan yaşamak hırsı adlı bir kitabı çevirdiğini de ekleyelim.
o günlerde şiir arıyordum. yani iyi şiir. şiire, iyi şiire susamıştım. neyse ki onu buldum. köşe yazılarını severdim onun. sonra romanlarını. en geç şiirlerini keşfettim. siz de okuyun, görün istedim. içinize sinsin istedim. dokunsun. bulaşsın. illa ki değsin...


Gerçek Bestseller!
bir kitap "çok satanlar" listesinde bir sene zirvede durur. sanırsın ki binler, yüz binler satmaktadır. fakat sene sonunda bir dergide gerçekle yüzleşirsin! bunca zaman listebaşından inmeyen kitap sadece 20.000 ( evet sadece yirmi bin) satmıştır. peki sebebi nedir? korsan satış patlaması mı?? bence kesinlikle değil! sebebi "kitap okuma alışkanlığımızın" olmaması. ona gerek, ihtiyaç duymamamız. yeterince şeyle meşgul olmaktayız gün içre. dışarıda iş, evde iş ve bunlara bir de "televizyon" faktörünü eklersen; gel de kitap oku, ona vakit ayır! kesinlikle okumayanlara da hak veriyorum!
.. devam edeceğim :)



Büyük dedem, Sovyet Rusya’ya bağlı, Batum vilayetinde Ermeni çeteciler tarafından pusuya düşürülerek katledilmiş....
Bu olayın üzerinden yıllar geçti, konuyla ilgili çok ayrıntılı bir bilgiye de sahip değiliz...Dış işleri bakanlığı sorularımızı ;” O yıllara ait arşivlerin düzenlenme aşamasındayız bu konuda sizlere bilgi veremiyoruz” diyerek yanıtlıyor başvurularımızı...
Neyse derdim bu değil kimseye kinimiz yok ne ermenilere ne de başkalarına...Bu güzel günü ne kendime ne de sizlere zehir etme yanlısı değilim, bir şeylerin bizleri sınırlamasına izin vermeyeceğim...
Sevinçlerin en dorukta yaşanması gereken bir dönemde dahi kin ve nefret kusuyoruz içimizden çıkan birine...
Orhan Pamuk’dan söz ediyorum...
Binbir gece masallarını andıran bir törenle aldı ödülünü...
Bakanlarımızın,diplomatlarımızın bile üstlerinin arandığı, o ülkelerin birinde kralın elinden aldı ödülünü...
Bizler “sessiz seyirciler” gibi izledik muhteşem töreni buruk ve tatsızdık...
Sanki şu dünyaki yegane arkadaşımız mutsuzluk olmalıymış gibi davranıyoruz ve hiç yılmıyoruz...
Törende bulunan, aydınları,yazarları,çizerleri hainler ordusuna kattık. Pamuk’u bıraktık şimdi onlarla saldırıyoruz...
İçimizden birinin en büyük , en iyi olma savaşımına şaşkın şaşkın bakıyoruz....Bakmakla da kalmayıp ona savaş açıyoruz...Yapamadıklarımızı yapan birileri çıktığı zaman, denetleyemediğimiz bir “sara” nöbetine tutuluyoruz adeta...
Burada Orhan Pamuk’un Türk Devletini küçük düşürücü sözlerine onay vermediğimi de belirtmek istiyorum. Pamuk bir tarihçi değildir, rakamlarla ilgili yanılgısı doğru da olabilir...Ama o sözleri söylemiştir ve onun malum sözleri,Türk devletini batma ve yıkılma noktasınamı getirmiştir?... Türk Devleti bu kadar kırılgan bir yapıyamı sahiptir?... Bu yaygaradan millet olarak utanmalıyız ve bizlere başka dünyaların insanları ile köprüler kurma şansını veren insanlarımıza haksızlık etmemeliyiz...
Vakit'ten Hasan Karakaya'nın
"Bu ülkede tek yamuk, Orhan Pamuk mu?"
başlıklı yazısı şurada tekrar yayınlanmış.
Aydın Doğan'ın Doğan Kitap yayınlarından Emanet Çeyiz
adında bir roman çıkıyor.
MEB tarafından tavsiye dilen kitap iki de ödül alıyor.
Yazıda kitaptan alıntılar verilmiş ki, tam bir trajedi.