İş yerimizde ki kat görevlileri.. Çoğu evli ve ailesini geçindirmekle yükümlü orta yaş ve üzeri insanlar. Hayattan beklentileri bizlerden daha az, tabi ki tatmin sınırları da.. Bugün iki tanesini gördüm. En son bir yöneticinin odasını süpürüyorlardı. Oradan çıkmışlar belli, ellerinde temizlik aletleri, yürüyorlardı ve gülüşüyorlardı. Bu öyle pis bir gülüş değil, birbirlerine bakıp masum masum gülümsemeydi bu aslında. Yüzlerindeki o gülüşte bile mütevaziliklerinin ve çekingenliklerinin izleri vardı. Sanki 'gülüyoruz ama aman bizi kimse görmesin' der gibilerdi. Sanki büyük bir işyerinde çalıştıkları için gülmeye bile hakları olmadığını düşünüyorlardı.
Onları görünce aklıma bir tek şu geldi. Bizlerden daha mutlular. Memur yada işçi sıfatıyla çalışıp onlardan 2-3-5 kat fazla maaş alan insanlardan bence daha mutlular. Ben ne kadar onlar gibi olmaya çalışsam da etrafımdaki insanlar doyumsuz olduğu için onlar gibi hissedemiyor ve yaşayamıyorum bu hayatı. Dertleri belki bizler kadar çok ama sıcak bir ailenin, mutlu evlatların, az para olsa bile geçinebilmenin, sağlıklı olmanın aslında bir insanı ne kadar mutlu etmesi gerektiğini sanki bizden daha çok kavrayabiliyorlar. Bizler onlara göre daha çok para, kariyer peşindeyiz. Hayatı kaçırıyoruz. Sevdiklerimizi ihmal ediyoruz. Onlardan bir sıcak gülüşü, bir tatlı sözü esirgiyoruz. Çoğu kez saçma sapan gurur bahaneleri üretip 'seni seviyorum' bile diyemiyoruz birbirimize. Ne mi oluyor? Onlar, bizim kat görevlileri, çoğunu tanırım, küçüklü büyüklü ailelerinde bizden daha mutlu yaşarlarken, biz daha yolun başında olup kendimize eş seçmekte bile zorlanıyor, çoğu zaman hiçbirşeyi beğenmiyor, kadınsak evde kalıyor, erkeksek 40ımıza gelmiş müzmin bekar olarak etrafa sahte mutluluk efektleri atmaya çalışıyoruz. Evlilik durumlarını bir kenara koyun, 'hep kariyer, hep para olmazki canım' diyemeyip biraz da kendi zevklerim diyecek cesareti bile bulamıyoruz. İsteklerimizi gerçekleştirmek için harekete geçmiyoruz, hemde bizim kat görevlilerine göre daha çok imkanımız varken.
Onlar bizden daha mutlu görünüyorlar. Ben buna inanadım.
Omuzuna kadar dökülen düz ipeksi saçlar, dolgun etli kırmızı dudaklar, iri siyah gözler, küçük ama orantılı hatlar, yumuşak ve çocuksu bir ses tonu. Tadilat var. heryer kırıldı, yeniden yapıliyor. onceleri arka merdivenlerden üst kata çıkardı, şimdi önümden geçerek büyük salondaki merdivenleri kullanıyor, odaların aralarındaki seperasyonlar da artık yok. her adım atışında saçları dalgalanıyor, parfümünün kokusu içimi okşuyor, önümden geçip giderken arkasindan bakakalıyorum, yürüyüşündeki titreme bile yetiyor, işte yine yapti aynı şeyi, bu koşullarda ben çalışamıyorum ama.
Efendiiim, bugünkü konumuz "İnternet tarayıcı programında açılış sayfasını Google yapıp, her dakika birilerine bir şey soran insanlar".
Başlık yeterince açık olmasına rağmen, ben yine de gevezelik hakkımı kullanarak ayrıntılandırmak isterim.
Sanıyorum bir çoğumuz ofis adı verilebilecek ve birden fazla kişinin oturduğu ( çalıştığı) ortamlarda çalışıyoruz. Ve yine sanıyorum ki bu birden fazla kişi birden fazla masada oturuyor ve her masada da oturana ait bir bilgisayar mevcut. Ve utanmadan sanmaya devam ederek hala sanıyorum ki ( bazı kurumlarda patron/yöneticinin paranoyaklığıyla orantılı olarak sınırlanmış olsa da) her bilgisayarın bir de internet bağlantısı bulunuyor.

Dün sabah bismillah daha ofise girer girmez benden yaşça büyük iş arkadaşımın ve aynı zamanda telefondaki eşinin rica ve minnet saldırılarına uğradım. Talep ettikleri şey Kazaa ve Imesh tarafından çökertilmiş bilgisayarlarını tekrar(!) 3. kez kurmamdı.
Mevzu bahis pentium III 550'yi geçen sene zaten ben satmıştım onlara. Duygusal bir zorunluluktu benimkisi. 200 dolara gitmişti benim emektar bilgisayar.
Amacım sistemimi 120 dolara 1.4 thunderbird'e (upgrade) etmekti.
Kasamı ve ethernet kartımı da vermiştim. Üstelik 130 dolara arkadaşımdan 165 dolarlık yeni harddisk satın alıp fiyata dahil etmiş adil olduğuma karar vermiştim.
işyerlerindeki yılbaşı partileri ne sıkıcı oluyormuş unutmuşum, üstelik şarap ucuz, kötü. Mutlu yıllar, iyi seneler gülücükleri, kadınlarda bir neşe bir neşe, kıkır kıkır herkes, erkekler ikiye ayrılıyor, kadınların bulunduğu dairelere girip sohbete-oyuna katılanlar, erkek erkeğe oluşturdukları dairenin içinden yan gözle dışarıya bakarken, bu sahte mutluluk hallerini içleri giderek eleştirenler. Böö... Ne sıkıcı...
ben mi?: I'm your operator you can call anytime
I'll be your connection to the party line
I'm comin' up so you better get this party started