Kapı çalar… Kapı açılır… Diyalog başlar…
Expresyon- Hoş geldin. N’aber?
X- İyidir.. Senden n‘aber?
Expresyon- Yazıyla uğraşıyorum hala bitiremedim.
X- Geçen gün yazıyordun ya, bitmedi mi hala?
Expresyon- Yok bitmedi. Girişi yazdıktan sonra devamını getiremedim.
X- Neden? Bak kızdım şimdi sana! O yazıyı yazmak için beni kovdun, sen varken yazamıyorum diye bağırdın bana...
Expresyon- Yahu yazmamamın seninle ya da başkasıyla alakası yok.. Ya da evet var ama o sen değilsin..
X- Senden önce başkası mı yazdı yine yoksa :)
Experesyon- Zaten internette bu konu hakkında birçok yazı var ama çok fazla üzerinde durulmamış ve zamanı geçmiş yazılar… Düşünsene; uzmanlar artık 200’de 1 görülen bu hastalığın sebebi bulamadık(!) derken, aynı zamanda başka bir uzman başka bir yazıda, ağır metaller bu tür hastalıklara neden olur diye vurguluyor. Bu nasıl çelişki profesörüm uzmanım demez mi insan! Diyemiyorum işte! Hem ben kendi kişisel görüşlerimi de yazmak istiyorum… Ama nasıl?
otistik çocuklar ülkemizde yaygınlığını koruyor.benim bildiğim bir otistik çocuktan bahsedeyim.otistikler hayal dünyasında yaşarlar.ancak bir tane çocuk varki yazı yazıyor okuyar çarpma işlemi toplamayıda yapıyor.sizce bizler onlar için nerler yapabiliriz?
Şurdaki videodan yola çıkarak keşfettiğim Stephen Wiltshire, gerçekte bir otizm hastası. Otizmin getirdiği sorun (deha) ise gördüğü hiç bir şeyi unutmaması ve bunları birebir çizebilmesi. 5 yaşında Londra'yı çizmiş.

Videoda görülen belgeselde ise helikopterle daha önce hiç görmediği Roma'yı 35 dk hiç bir yerden ikinci kez geçmeden görüp 3 günde tüm bunları pencere sayılarından dar sokaklardaki ayrıntılara kadar çiziyor. Kendi sitesinde aklazarar eserleri ve geçirdiği kötü çocukluk deneyimi görülebilir. Dünya ile iletişimini sadece resimlerle sağlayabiliyor, en azından dolandırıcı bi kardeşe sahip olmaması sevindirici.