
Yakın bir zamanda evlenmiş çalışan bir kadın olarak ilk misafir ağırlama operasyonumu başarıyla tamamlamış bulunuyorum. Yaşasın teknoloji ve dahi yaşasın modern dünyanın nimetleri demek istiyorum.
Efendim evde misafir ağırlamak ince iştir. Bir sanatçı estetikliği, bir sporcu çevikliği, bir halkla ilişkiler uzmanlığı, bir gündelikçi titizliği, bir aşçı yeteneği gerektirir. Hele ilkse garip bir heyecan yaşanır. Böyle karın ağrısına neden olan stres garfiklerine pik yaptıran bir heyecan.
Bir tarafın hep tecavüze uğradığı
Bir aşk filminin karesinden, aşağı atladı küçük peri.
Hiç susmayan bir sukuşuydu,
İçine düştüğü ihtiras iksiri.
Yüzme bilmeyen bir adayı ayakta tutmak için,
Milyonlarca yıldır uyumayan bir deniz kadar yalnızdı, selzenişinden belli!
Doğumgünü pastasına bomba atılmış bir çocuk gibi,
Yangına koşan bir deli,
Sele kapılan bir sokak köpeği,
Yada buzulda isyan çıkaran bir penguen gibi,
Çaresiz, çaresiz, çaresizdi!
Bomba tik-takladı.
Pasta patladı,
Elinden, etrafa saçılmış paramparça kalbinin kanları damladı... zavallı küçük peri...
dünyanın bir kısmı açlıktan inim inim inlerken, yine dünyanın bir kısmı gelir dağılımı adaletsizliğinden hayata küserken, yine aynı dünyanın başka kısımlarında porsiyonu 25 bin dolardan başlayan pastalar varimiş.

içinde 5 gram yenilebilir 23 karat altın bulunan tatlılar yine yenilebilir altınla bezenmiş kadeh içinde ikram ediliyormuş. tatlının dibinde de 1 karat elmasla süslü 18 karatlık altın bilezik bulunuyormuş. devamı da şurada imiş.
Yemek için mi yaşarsınız? Yaşamak için mi yersiniz?
Valla ben birinci gruptanım. Yemek, benim için vazgeçilmez bir güzellik. Yemek konusunda önyargılı değilimdir. Her türlü tat ve lezzete açığımdır. Denerim, tadarım, beğenirim ya da beğenmem ama mutlaka denerim.
Özellikle yöresel mutfaklara bayılırım. Elimden geldiğince, kendim yapmaya da çalışırım. Bu benim için çok büyük bir zevk.
Şimdi o zevkim için bir şeyler yapmaya idiyorum....
Siz bu arada şu pastayı izleyin.:)


