Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Devir İktisat Devri"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

popüler kültür hakkındaki yazılar:

Cem Yılmaz'ın kendine özgü bir tarzı var.
Oynadığı filmlerde, yaptığı gösterilerde farklı karakterleri
canlandırıyor, fakat hepsinde, kendi karakterine özgü
tavırların izlerini görüyoruz.

Son olarak da, Gora filmindeki "porno film yapımcısı" rolünü
görünce "tamam" dedim.
İşte bu, Cem Yılmaz'a en çok yakışan rol.
Onun için biçilmiş kaftan.

Bu tespitimle ilgili bir yazı yazacaktım ki, olumsuz tepkileri
düşünüp vazgeçtim.

***

Daha sonra beklenmedik bir şey oldu.
Cem Yılmaz, basına ilginç bir demeç verdi.
Bu, benim için tam anlamıyla bir sürprizdi.

142 ahkam var

Ali gel.
Okul açıldı.
Koş Ali koş.
Gız peşinde koş.
Üff, nasıl mal ama.
Mala bak mala.

İtiraf edin. Çok hoşunuza gitti.
Ayağa kalkıp ellerinizi havada çırptınız.
Annenize, babanıza, kardeşlerinize,
yeğenlerinze göstereceksiniz bu yazıyı.
Onlar da çok beğenip taktir edecekler.

Çünkü bu yazı:
büyük bir emek ve zeka gerektiriyor,
büyük bir bilgi ve kültür gerektiriyor.
Çünkü,
bunları duymaktan hoşlanıyorsunuz.
Üstelik bunları duyup eğlenebilmek için
tv karşısında program saatini sabırsızlıkla bekliyorsunuz.

8 ahkam var
Nihayet Mustafa Sandal'ı da bir Turkcell (yan ürünü de olsa)
reklamında görebildik!

"Kaliteli pop müzik sanatçılarımızı say bakalım!" dediğimizde
kimler gelir aklınıza? 1.Tarkan, 2.Kenan Doğulu...
Bunlar aslında kaliteli olmaktan öte
kaliteli olduklarının kakalanması dolayısıyla kaliteli olan
pop müzik sanatçılarımızdır.
Bunun iindir ki popüler kültürün, tüketim çılgınlığının
kakalnmasında önemli rollaer ve paralar verilir bunlara.

Bir GSM operatörü olmaktan öte
boktan püsürük hizmetlerini kakalayarak gelir elde eden Turkcell de sırasıyla yararlandı bunlardan.

4 ahkam var
aglak velet
aglak velet

Hani ünlü bir poster vardır, çoğumuz bunu bir kere görmüşüzdür: Ağlayan Çocuk. Türkiye'de 70'li yıllarda popüler olan bu resim otobüslerin, dolmuşların arkasına, dükkanlara, evlere asılmış ve ağlak şeylere bayılan halkimizce çok sevilmiş. Sızıntı adlı Nur Cemaatinin çıkardığı dergi de, popülerliğinden yararlanarak, bu posteri ilk sayısıyla birlikte promosyon olarak vermiş okurlarına. Bugünlerdeyse, “Avrupa Yakası” dizisinde Burhan Altıntop'un duvarında arz-ı endam ediyor bu velet, “Çiko” rolünde. (Bağa mı ağlıyosun Çikooo!) Araştırma yapmadan önce, bu afişe malzeme olan resmi meçhul bir Türkiyeli ressam yapmıştır sanıyordum. Hatta Sızıntı dergisi bunu ilave olarak verdiğine göre, kocaman adam olduğu halde, vaaz verirken durmadan ağlayan Fethullah Hoca'nın çocukken çekilmiş bir vesikalık fotografından yararlanılmış olabilir mi diye düşünüyordum. Meğerse Çiko'nun ressamı bir İspanyol vatandaşı olan, Franchot Seville, Giovanni Bragolin, veya J. Bragolin olarak tanınan Bruno Amadio'ymuş. (Ne de çok takma adı varmış üçkağıtçının.) Meğer bu veled, sadece Türkiye'de değil, 80'li yıllarda İngiltere'de de fırtınalar koparmış. Salak İngiliz lümpenlerinin okuduğu The Sun adlı bulvar gazetesi, 1985'te yaptığı bir haberinde, Ağlayan Çocuk resminin yanan evlerin kalıntıları arasından hiç hasar görmeden çıktığını iddia ediyordu. İtfaiyecilerin ifadelerinden yararlanıldığı söylenen habere göre, bu lanetli resmi duvarına asan herkesin evinin barkının yanıp kül olma tehlikesi vardı. (Burhan Altıntop da tehlike altında demek ki. “Evim yandı ya beniiiim! Plazma tv'nin taksidi de yeni bittiydi yaaa!” deyu feryad edebilir yakında.) İngilizler de bu haber üzerine yine The Sun'ın organizasyonuyla, kitap yakan Nazi dürzüleri gibi, Ağlayan Çocuk resimlerini toplu halde meydanlarda yaktılar. Aynı yıllarda, Türkiye'de yaşayan ahali ise kendilerine yeni yeni ağlak idoller bulup tapmaktaydı. “Acıların çocuğu Küçük Emrah” (şimdilerde epey büyüdü maaşallah, sadece Emrah olarak anılıyor, arabeski de bıraktı pop söylüyor), “Küçük Ceylan”, “Acıların kadını Bergen” gibi. Ne demiştik, halkimiz ağlak figürleri sever, tapar. İnsanlarımız bir başkasının kendileri gibi ya da kendilerinden daha kötü durumda, mutsuz, melankolik vb. olmasından memnun olur, ona acımaktan haz duyarlar. Ne bileyim “ibret alırlar”, şükrederler, eğlenir oyalanır, yuvarlanıp giderler. Üstelik bu bir çocuk ya da kadınsa, güçsüz, korunmaya muhtaç bir figürse, bu acıma duygusu daha sadistçe bir keyfe dönüşüyor gibi. İşte o yüzden sabah akşam ağlamsırık dizileri seyredip muma dönüyor bunlar. O dizilerde ya bir kadın, ya da bir çocuk acınacak durumlara düşüyor genellikle. Ya da “Kadının Sesi” ve benzeri çığrışma programlarında...
Elin İngilizi topluca şeytan çıkarma ayini formatında Ağlayan Çocuk idolünü yaktı, kurtuldu. Türkiye'de aynı şeyi yapamadık, ağlayan çocuklar çoğaldıkça çoğaldı, çeşitlendikçe çeşitlendi maşallah. 68'lisi, 78'lisi, milliyetçisi, Atatürkçüsü, liberali, İslamcısı, popüler kültürde her görüşten, her yaşam tarzından insanlara göre ağlayıcılar ve ağlatıcılar bulunuyor ve çok da tutuluyor.

6 ahkam var

bir tv kanalının seçim otobüsü programını izliyorsanız
"demokrasi" tanımını yeniden sorgulamak, halkın kendi kendini yönetmesi gibi büyülü ve mukaddes sözün
manasını bir kere daha düşünmeniz kaçınılmaz oluyor.

hangi halk bu? yokluktan kırılırken, kapısını aralayıp da
eline iki üç kilo üçüncü sınıf pirinç, mercimek paketleri
bırakılan halk mı?

açlıktan midesi büzüşse de, vereceği oyu iki kilo ayçiçek yağına satmayan onurlu, şerefli halk mı?

etnik kökeni azeri olduğu cihetle ve cümbür cemaat "milliyetçi-muhafazakar" olduğuna iman ettikleri bir partiye gözleri yumulu bir şekilde otomatikleşmiş oy atan halk mı?

18 ahkam var

Yaklaşık bir haftadır ben bile gazetelere bakmaya hatta evde haber seyretmeye başladım. Ortalık gergin, ortalık karışık. Vatandaş sokaklarda, asker rahatsız, demokrasi lafı zırt pırt cümle içlerinde kullanılmaya başlamış, hepsi bir yana dolar düşmüş; var bir şeyler demektir.

Ama olayların bütün bu ciddiyetinin yanında gazetelerin manşetlerinde, internet sitelerinde ve haberlerin altında, sağında, solunda hala magazin haberleri dolanıp duruyor.

Haberde ciddi bir spiker, başka bir ildeki bir uzmana bağlanmış ciddi bir şekilde anayasa mahkemesindeki sürecin işlemesinden bahsediyor altta hoplayan zıplayan yazılar filanca dizi müziği için bilmem kaç bilmem kaça mesaj atın diyor.

0 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu