Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "Arthur and the Minimoys"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

psikiyatri hakkındaki yazılar:

\
Depresyon denen durumun (ki olmasına müsaade ettiğiniz sürece var olan şey) ilaçlarla hizaya geldiğini ben şahsen hiç düşünmedim.

Birçok çeşidi olan bu durumun (hastalığın bile demeye dilim varmıyor) yegane çözümünün kişinin düşünce gücü ile var olacağına inanırım. Kişi, beynine gönderdiği emirler ve telkinler sonucu ruh halini belirler bana göre...

99 ahkam var
\
Kadınlar çok eşliliği niçin kabullenirler? Eşlerini kaybetme korkusundan mı? Kendisi ile ilgili maddi-manevi muhtemel yok oluşların kaygısı ile mi? Sadece 'kadınlık gururu' diye toplumun isimlendirdiği gururun cinsiyete dayandırılmış son hâlinin üzerlerinde bıraktığı etkiden mi? Çocuk mu? Ben uzman değilim, uzman olan Psikiyatrist Doç. Dr. Oğuz KARAMUSTAFALIOĞLU' nun konu ile ilgili ilginç araştırması burada, şurada da 59 ülkede yapılan konuyla ilgili araştırma var
89 ahkam var
\

Hipokondriazis terimi yunanca bir sözcük. Kaburganın altındaki bölge yani hypocondriumdan geliyor. Terimi ilk olarak hipokrat kullanmış. Günümüzde bu terim halk arasında hastalık hastası anlamına geliyor.

Hastalık hastalığı psikiyatrik bir rahatsızlık olarak ele alınıyor. Hastaneye başvuran hastaların % 4-6 gibi bir aralığını kapsıyor. En çok 20-30'lu yaşlarda görülüyor. Bu hastalar hastaneye en çok karın ağrısı, karın bölgesinde batma - şişlenme, gerginlik, bulantı gibi şikayetlerle geliyor. Yapılan fizik muayene ve tahlil sonuçlarına göre hasta sayılmamalarına rağmen ve hekimin görüşünün aksine hasta olduklarını iddia ederler. Teşhis koymak çok zordur.

12 ahkam var

Bakırköy Prof.Dr. Mazhar Osman Uzman'ın yaptığı ilginç bir araştırmanın beni nekadar etkilediğinden bahsederek başlamak istiyorum ilk yazıma...

\
Hayat bazen insanın istediği yönde ilerlemeyebiliyor.Kimimiz kötü bir çocukluk geçirmiş,incitilmiş olabiliriz.Bize öğretilen kimseyi hor görmemek,insanları anlamaya,onların yaralarını sarmaya çalışmak değil miydi? Öyleyse neden etrafımızda eğitimli olsun,cahil olsun insanları kırmaya,eleştirmeye hatta yargılamaya çalışanlar var?

4 ahkam var
\
Requiem for a Dream'i izleyenler Ellen Burstyn'in Oscar'ı hakeden oyunculuğuyla canlandırdığı Sara Goldfarb karakterini ve karakterin bilinçsizce habire yuttuğu speed haplarının etkisiyle sıyırıp nasıl elektroşok tedavisine maruz kaldığını hatırlayacaktır (Bu sahneler akıl yetkinliği olmayanlara tavsiye edilmemekle beraber şuradan ve şuradan izlenebilir (18+)).
İşkence olup olmadığı tartışıladursun, tıbbi adıyla Elektro Konvulsif Tedavi (EKT) 1940 - 50lerden beri major depresyon, mani, bipolar bozukluk, şizofreni, deliryum gibi hastalıkların tedavisinde yaygın şekilde kullanılmaktadır. Genellikle anti-depresanlara cevap vermeyen veya (haplardan çok daha hızlı ve kesin bir yöntem olduğundan) intihara meyilli hastalara uygulanmaktadır. İşlemin temeli beyine elektrik verilmesidir. Bu sayede hastaya bir nevi epileptik nöbet geçirtilmekte ve depresif durum ortadan kaldırılmaktadır. Olan bitenin gerçek şekli kesin olmamakla birlikte, beyinde, anti-depresanların yarattığından çok daha fazla, çeşitli biyokimyasal değişimlerin gerçekleştiği kabul edilmektedir. Elektrik verme işlemi iki adet elektrod ile yapılır. 90lardaki gelişmelerle, beyin ısısındaki artış çok az olduğundan beyin dokusuna bir zarar gelmediği literatürde mevcuttur. Tedavinin bir kürü genellikle haftada 2-3 kez olmak üzere toplam 6-12 uygulamadır.
\
Günümüzde anestezi ve kas gevşetici uygulanması zorunluluğu, yöntemin anestezisiz, ceza veya işkence olarak kullanılmasını engelleyememiştir. Yöntem ne kadar etkili, sonuçları ne kadar parlak olsa da (vakaların %90'ında belirli bir düzelme) One Flew Over the Cuckoo's Nest filminde söylendiği gibi yıllarca akıl hastanelerinde cezalandırma ve kontol etme amaçlı suistimal edilmiştir ve hala sorgulanmaktadır. Modern uygulamalarda hasta veya vasisinin onayı gerekmektedir ancak bazı durumlarda rızanız olmadan da yapılabilmektedir.
\
Yöntemin en ilginç tarafı akut yan etki olarak bellek kayıplarına yol açabilmesidir. Hasta hem uygulamadan haftalar veya aylar öncesine ait olayları hatırlayamayabilir hem de uygulamadan sonra olayları uzun süreli hafızaya atamayabilir. Ancak bu durum yöntemi bir hafıza silme yöntemi yapmaz. Zira bu bellek kayıpları uzun dönemli değildir. Genellikle de ufak tefek şeylerin hatırlanmamasına yol açmaktadır. Hafızasını silmek isteyenler için üzücü ancak merak etmeyin yakında şu haplar ile bu da mümkün olacak (ayrıca bkz.).
18 ahkam var

\

Mitomani yalan söyleme hastalığı olarak tanımlanmıştır. Hastalık ciddi boyutlarda yalanlar uydurma, bu yalanlara inanma ve çevresindekileri olabildiğince inandırma ile karakterizedir.

Mitomani çoğunlukla hastanın dikkat çekip odak noktası haline gelmek adına yapmaya başladığı yalan söyleme alışkanlığının giderek hiçbir nedene gerek duyulmadan devam etmesi ve dozunun artmasıdır. Hastalık bazen diğer ruhsal hastalıklar ya da kişilik bozuklukları ile beraber geldiğinden ilk bakışta ayırdına varılamayabilir. Mitomaninin en çok eşlik ettiği hastalık histrionik kişilik bozukluğudur. Bu hastaların tek amacı vardır odak noktası olmak. Dikkatleri üzerine çekmek için yoğun bir istek ve arzu duyan kişi bunu başarabilmek adına olayları inanaılmayacak derecede büyütmeye, abartmaya, dramatize etmeye başlar. Bunu sağlamak için de mecburen yalan söyler.

2 ahkam var
\

Daha da bağırsam,
Yükseltsem sesimi
Çatlarcasına diyorum, çatlarcasına…
Duyar mı dağda sürüsünü yitirmiş bir çoban, ya da ateşler içindeki bir çocuk?
Ya da sevda çiçeğini dağıtırken kurşunlanan bir yürek,
Duymaz mı?
Çok mu dertliler onlar, çok mu?
Benden de mi çok, söylesene benden de mi?

Sana garip gelebilir tüm bunlar biliyorum. Belki de gülünç buluyorsundur bu halimi. Mühim değil. Yo yoo! Bal gibi “mühim” işte. Şöyle karşıma geçsen, gözlerimin içine bakıp dinlesen beni. Arada bir kafanı sallasan, ne bileyim bazen kaşlarını çatsan, bazen gülsen, bazen heyecanlandığını görsem, bazen gözlerinin nemlendiğini… Bak o zaman içimi sana nasıl açarım, nasıl da anlatırım yüreğimde kopan fırtınaları.

9 ahkam var

Kontrol edilemeyen fakat sürekli tekrar edilen mantıksız alışanlıklar ve huylar.

Daha geniş tanımlamalarla:Obsesyon Kompulsiyon
  • Aman tahtaya vur! Ne olur ne olmaz…
  • Ütüyü fişten çektim mi? Gidilen kilometre ne olursa olsun dönüp kontrol etmek…
  • Sehpanın üstüne bırakılan bardak çok mu kenarda? Hemen sehpanın ortasına koymak…
    \
  • Yeni aldığı t-shirt etiketinin ensesini acıtacağına kesin! Daha giymeden kesmek…
  • Sürekli olarak bir şeyleri kaybetmekten korkmak! Aşırı liste yapmak…
  • Yine kaybetme korkusu! Kirli çamaşırı yıkamadan önce 20 kez civarı cepleri kontrol edip bakmak…
  • İstemedikleri halde Tanrı’ ya küfür edip, pişman olmak! Aşırı dua, ibadet etmek…
  • Eşya ve hatta çöpleri atamamak! Çöp evler ortaya çıkarmak…
  • Düzenli olmak! Uğruna saatler harcamak, her gün aynı şeyleri saatlerce yapmak…
  • Hastalık kapmaktan korkmak, tokalaşmamak… Ellerini yıkamadan önce musluk ve lavabonun iyice temizlenmesi.

Yukarıda sayılan örneklerde;
cümlenin ilk yarısı obsesyon kalanı da kompulsiyon örneklemeleridir.

60 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu