Hep şikayet edip duruyoruz ;
Televizyonlardan ve orada bize sunulanlardan,peki neden onu hayatımızdan çıkarmaya cesaret edemiyoruz.
O olmadığı zaman sanki vakit geçmeyecekmiş zaman sadece sorunlarımız ve bizim başbaşa kaldığımız bir dilimde sıkışıp kalacak ve asla o kıskaçdan kurtulamayacakmışız gibi evden içeri girer girmez saldırıyoruz tv lerin kumandalarına.
Oysa neler yaşanabilir , neler sığdırılabilir o güzelim zaman dilimlerine;
Film seyretmek istiyorsam sinemaya gidiyorum , haberleri öğrenmek istiyorsam internete bakıyorum.
Bugün bulunduğum ilde düzenlenen bir kongreye katıldım. Girişimcilik konulu konun uzmanlarının katılacağının duyurulduğu bir kongre...
E her ne kadar batmış da olsak bizde bir girişimci olarak merak ettik ve kaydımızı yaptırdık kongreye..
Kongre başladıkdan bir süre sonra konunun girişimcilikden ziyade yatırımcılık olduğu ortaya çıktı.. Çünkü zaten parası olan ve ticaret ile uğraşan insanların farklı sektörlere yönlenirken ve kendi sektörlerinde daha fazla neler yapabilecekleri üzerinde duruluyordu. genelde....
Oysa benim anladığım girişimcilik doğru zaman ve yerde doğru parçaları bir araya getirerek yap-boz(puzzle) oynama sanatıdır. Yani elinizde sermayeniz olmayabilir. Esas önemli olan piyasade ihtiyaş duyulabilecek ve henüz piyasanın çok aç olduğu ve hatta belkide hiç tanışmadığı alanları yakalayarak doğru enstrümanları (bilgi,tecrübe,uzman personel vs ... ha tabi ki bir de finans kaynakları , ve en önemlisi CESARET) bir araya getirerek pazarın ihtiyacını karşılayabilme yeteneğidir.