Evet nerde kalmıştık. Hah tamam tekneyi Saipaltı barınağında emniyete aldıktan sonra Karaburun’a iniyoruz. Belediye Başkanı minübüs ile ring seferi organize etmiş, hazır olanları İskele’deki pansiyonlara transfer ediyor. Sıcak su ile duş almak iyi geliyor, temiz kıyafetler giyip kokular sıkarak dışarıya atıyoruz kendimizi, iskelede biraz yürüyüp dağları yeşilliği seyrediyoruz. Karaburun birkaç özel şeyle çok meşhurdur.



Geçen gün arkadaslarımdan birinin evinde kaldım. Arkadaşım bir çay tiryakisi, öğünler halinde çay içmeye bayılıyor. Malumunuz gece kalmasına gidince aksam cayını beraber içtik. Derken bir kavanoz geldi önüme. İçinde yeşil renki tohumlar vardı. Kavanozu açar açmaz burnuma "rakı" kokusu geldi. Kavanozun içindekiler anason tohumlarıydı ve cok keskin bir kokuya sahip olduklarını o an öğrendim.

Bir yanda PKK'nın iki önemli isminin yakalandığı iddia edilirken, bir başka yazıda aslında bunun çok önceden planlanmış bir olay olduğunu ve aslında artık bu iki ismin PKK için o kadar da önemli olmadığını öğreniyoruz. Bir yandan da yakalandığı iddia edilen adamlardan birinin direniş çağrılarını okuyoruz. (Kusura bakmayın bunun linkini verip, mahkemelerle başımı belaya sokamam.)
Bir yanda bilimde başarıdan başarıya koşuyoruz. Bir yanda en ünlü koşucumuzun doping haberi ile yıkılıyoruz.
Bir habere bakıp "oh!ülkemizin geleceği çok parlak..." diye tam sevinecekken, bir başka haberi okuyup "biz bitmiş, mahvolmuşuz!.." demek geliyor içimizden.
Olumlu ve olumsuz örnekleri çoğaltmak mümkün ama insan rakı masasına oturmadan bile artık şu meşhur soruyu rahatça sorabiliyor;
- Ne olacak bu memleketin hali?!...
Her yıl rakıya katılan su miktarı 60 bin ton!!!
Gelin sek içelim, kuraklığı önleyelim, hem kafamız da çabuk
güzel olsun.
(Çok eğlendim; paylaşayım istedim)
sonunda hafta sonu balığa çıktık uskumrular aktı desem yeridir kovaları doldurduk bu seferde şu an lüfer var lüferede çıkacağız bu sefer resimle geleceğim karşınıza. bu arada balığın çokluğundan dikkatimiz dubalara çıkıyorduk tekneyle neyse ucuz atlattık.
Sevgili Hafif Apartmanı sakinleri,
Daha önceki "hafiften içmeye gitme" organizasyonumuzu bilenler bilir. Çok eğlenmiş, çok hoş paylaşımlar yaşamıştık.
Efendim, genel istek üzerine (vallahi atmıyorum! Birçoğunuz bana özelden mesaj attı, çilek bir organizasyon daha yapsan, diye)...Evet, ne diyordum?...Genel istek üzerine yine bir fasıl gecesi düzenlemeye karar verdik.
19 Ekim 2007 Cuma akşamı toplanıyoruz yine Nevizade taraflarında. Mekan henüz ayarlanmadı. katılıma göre konuşulacak adamlarla. Bol katılım bekliyorum bu sefer. Geçen seferki gibi geliyorum deyip de gelmeyeni yolmaya kararlıyım:)
katılmak isteyenler bir zahmet buraya yorum düşüversinler.
biz de sayıya göre yer ayarlayalım.
bekliyoruz.
Boğazda balığa çıkıyoruz teknemizle. teknemiz kamaralı malum Çanakkale'nin rüzgarı hiç eksik olmaz, kıyıda üşümessiniz belki ama denizin üzerinde donarsınız.
neyse çıkıyoruz denize , herkeste bir heyecan. nede olsa balıklar gelecek, salıyoruz oltaları. bu arada boğaz akıntısı meşhurdur, 500grlık kurşunla atarsınız oltanızı mecburen. çekerken elleriniz kopar birde balıklar sıralandıysa çapariye çekene kadar ellerinizde biraz hasarlanır. ama hepsine değer.
balıkların pırıl pırıl parlayarak geldiğini görünce ne yorgunluk kalır ne de yara bere. kovalar dolar. balık göründümü bütün tekneler yanaşır yanına. her yer tekne dolar. ama herkesin rıskını verir allah, oyüzden kimse nazar etmez yanındakinin tuttuğu balığa.
şimdi kovalar doldu dedik. eee ne olacak şimdi tabiiki balıktan sonra yeşil salata ve rakı olmassa olmazları sofranın. kendi tuttuğunuz balıkla kurulu bir sofrada ailece yenen yemeğin tadına doyum olmaz.
deniz balıkçılığından bahsetmişken kıyı balıkçılarınında hakkını yemeyelim. saatlerce beklersiniz kıyıda balık vursun diye. şans bazen güler bazen gülmez, bizde teknemiz yokken az balık tutmadık kıyıdan. kalabalık olunca biraz dolaşıyor tabii misinalar ama olsun dedik ya herşeye değer çünkü bunlar derya kuzusu. uskumru, mercan, karagöz, lüfer, çinekop ve bunlar gibi birçoğu tadından yenmez.