IŞIĞA DOĞRU
İsmail Bülbül
Şiir
Bu yol birlik, beraberlik yolu,
içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu,
gel; sen de katıl ol, dosdoğru,
birlikte yükselelim ışığa doğru..

Bir sevincimi sizlerle paylasmak isitiyorum. Hani düsman da olsak bir birimizin kederlerine, sevinclerine ortak oluruz ya, iste öyle bir sey bu da...
Ne demis büyük Veli: Dertler paylastikca azalir, Sevincler coskular paylastikca cogalir...
Efenim, sizlerinde sahit oldugunuz gibi, ben önceleri siir yazmak ister, fakat bir türlü bu isi beceremez ya kalemi kirar, ya da kagidi pacalardim. Cogunuz benim reiki, tasavvuf ve mistik ilimlere merakli oldugumu bilirsiniz. 11 yildir reiki egitimi aliyorum. Reiki'nin son asamasi olan dördüncü mertebesini de 29.02.2008 tarihinde aldim. Bunun adini Türkcemiz de bulamiyorum, kusura bakmayin. Almanca'da Einweihung deniyor. Yani Ehil bir Reiki hocasi tarafindan insana inisiasyon yolu ile veriliyor. Iste bu inisiasyon sirasinda bir dilek diledim; dilegim ise, sadece siir yazabilmekti. Inanin ben bile bu ise sastim kaldim. Inisiasyon biter bitmez, gectim klavyemin basina siir, siirler yazmaya basladim. "Erikagaci siiri" bundan önceydi. Bu siire ne kadar ugrastim anlatamam. Daha sonra beynim sanki kafiyelerle doldu. Inanin bir kac saat icinde 5-6 siir bile yazabiliyorum...


Zordur anlamak tasavvufu. zordur anlamak Mevlana'yi O'nun felsefesini...
Aslinda bu felsefe sadece Mevlana'ya öz bir felsefe de degildir. Adi: Tasavvufdur. Kuran, ve sünnete göre bir felsefe, bir mistik ilimdir. Kuran, ve sünnet isigi ile yapilir. Kaynagi Kuran, Ögretmeni Resullullah'dir...
Bu felsefe de Hz. Mevlana'nin önplanda olusu O'nun yazdigi eserlerin dünya platformunda taninmasidir. Bu felsefeyi anlatan sadece Hz. Mevlana degildir. Bir cok Mutasavvif ayni seyleri söyler, ayni seyleri anlatirlar. Her mutasavvif kendi mesrebince bu yolu anlatmaya, bize isik tutmaya calismislardir. Anlattiklari, söyledikleri hep aynidir. Belki bir baska dille anlatirlar ama yol, iz aynidir. Maksat, gaye farkli degildir. Rahmani anlatirlar, O'na kavusmanin yolunu, izini gösterirler. Her mutasavvif kendi yasadigi zaman bicimine göre, ve kendi anlayisi, kendi mesrebi ölcüsünde anlatmistir...

Katanayı bilmeyen yoktur.Kill Bill'de sık sık bu kılıcı görmüşüzdür.Peki yatağanı gören varmı?

''Ben size kendi nefesimden üfledim'' diyor Tanrı din kitaplarında,
yani Tanrıyı içimizde barındırdığımızı anlayabilmemiz için ipucu
vermiş, ama biz genede Tanrıyı hep bizden ayrı tuttuk.
İnsanın içindeki bu tanrısal güç, bazı insanlarda, diğerlerine
nazaran daha ön plana çıkıyor, kendiliklerinden dürüst ve ahlaklı
oluyorlar. Bu insanlar (planları gereği) zamanı geldiğinde varoluşu
sorgulamaya başlıyorlar, biz bunlara ''aydınlanma yolcuları diyoruz''
Her insanın içinde aydınlanma potansiyeli fazlasıyla mevcuttur,
bilgiyi bilmenin farklı birşey, içselleştirebilmenin ise çok daha
farklı birşey olduğunu söylediğimiz gibi, bu potansiyelin herkeste
olması farklı, herkesin bu gücü ortaya çıkarabilme yetenekleride çok
farklıdır. Bu gücün içinde olduğunu bilenler aydınlanma yolunda
bilgi sahibidirler artık, ama bu bilgiyi içselleştirebilmekte
yatıyor asıl sorun. Tanrısal gücün içinde olduğunu bilmek, tanrı
gibi davranabilmek sorumluluğunuda getirir. Kali Yuga çağında,
bedenlerimiz ve beyinlerimiz negatif enerjilere açık olarak
doğuyoruz. Beyin bilgisayarımız sadece bu enerjilerle çalışabiliyor,
ve evrenden sürekli negatif tesirler alıyoruz. Bu bizi, agresif,
hoşgörüsüz, arsız, öfkeli, şiddete meyilli, hayvansal sekse meyilli,
ve tamamen asi varlıklara dönüştürüyor. Bu devirde egolarımızda
bizim kontrolumuzden çıkıp, bizi kontrol ediyorlar. Bu tanrısal
olmayan özelliklerimizin toplamına, yani içimizdeki Tanrısal olanın
karşıtına Şeytan denir. Her insan içinde potansiyel olarak, tanrıyı
ve şeytanı barındırır. Büyük inisiyeler ve peygamberlerde dahil,
aydınlanmanın belirli aşamalarında Şeytan size sürekli çelme takar.
Daha fazla ileriye gitmemeniz için elinden geleni yapar.
Peygamberlerin, ve bazı büyük inisiylerin bu savaşları sembolik
olarak din kitaplarında anlatılır. Şeytanı alt edebilip,
aydınlanmaya ulaşabilenler, gerçek büyük inisiyeler ve peygamberler
olmuştur, bizler bu varlıkların yanında henüz şeytanın oyuncağı
konumundayız.
Sevgili dostlar, sizlere olan hizmetlerimin ardı arkası kesilmeyecektir.
Bütün çabalarım en doğru yöntemlerle sizi aydınlığa ulaştırmak
üzerinedir. Bildiğiniz gibi son dönemde New Age denilen yeni enerci
döneminde, hemen hemen hergün yeni bir öğreti, yada şifa tekniği ortaya
çıkmaktadır. Bunu ortaya çıkaran çok aydınlanmış varlıklar,
aydınlıklarının karşılığı olarak, bu enercilerin ticaretiyle kısa
yoıldan köşeyi dönmekte, hatta bazıları uluslararası ün bilem
kazanmaktadır. Peki siz kimin kızından aşağısınız? Sorarım size, sizin
neyiniz eksik? Siz hala neden bir yeni enerci çeşidi bulup, bu enerciyi
yayamadınız, da köşeyi dönemediniz? Neden biliyormusunuz dostlarım,
çünkü tekniğini bilmiyorsunuz. İşte bu Atilla arkadaşınız kalan
saçlarını süpürge ederektene, bunun tekniğini öğrenmiş, ve ücretsiz
olaraktana sizinle paylaşmaya karar vermiştir. Kendisi için bişey
istiyosa namerttir. Herşey evrenin en yüksek hayrınadır, e hepimizde
birer evren olduğumuza göre, herşey kendimizin en yüksek hayrınadır.
Hayırlara vesile olmasını dileyerek tekniğe geçiyorum. [önemli not, bu
tekniği yerine getirip başarıya ulaşanların, kazançlarının yüzde onunu
kredi kartıma aktarmaları, evrenin kuralları gereğidir, yatırmayanı
evren cezalandırır. Ben kendim için hiçbirşey istemem, bu tamamen
evrenin isteğidir.]
Tekniğimizin adı : Yorgan kaydırma tekniğidir.
Şimdi öğretiye geçiyoruz...
Sipirutualizm bıçak sırtında yürüme sanatıdır aslında. Bu işlerle
uğraşanların büyük çoğunluğu farkında olmasada, bıçak sırtındadırlar.
Özellikle enerjilerle, oynayanlar, enerji alışverişleri yapanlar,
bazı enerjilere uyumlananlar, her zaman bir riskle beraberdirler.
Mesela Reiki'ye uyumlanan bir insanı düşünelim. Bu insan bu
uyumlamayla aurasını ve enerjisini diğer boyutlara açmış olmaktadır.
Bu kişi çevremizde, bizi kapsayan sayısız boyutlar içinden,
yükselerek beslenebilirde, düşerek pislenebilirde.
İlk önce bilmemiz gereken, insanın ilk varolduğu kadim dönemlerde,
geldiği kaynakla tam bir uyum içindeyken, daha sonra ezoterik
bilgilerde Kali Yuga denilen, demir çağına geçerek düşüşü başlamıştır.
Bu düşüş KURAN'da şöyle anlatılır.