Çok keskindi o.
Bir şey onun için ya vardı, ya yoktu. Varsa da, ya siyahtı, ya beyaz. Gri yoktu hayatında. Bu yüzden hiç yaşamadı; ama gri olsa da yaşamazdı zaten. Çünkü kırmızıyı bilmiyordu. Kırmızı yaşamdı. Nerede yaşam varsa, kırmızı oradaydı; baktığı her yerde; ama o siyahla beyaza takılmıştı bir kere. İyiyle kötüye... Bilmiyordu, dünyada ne simsiyah vardı, ne de bembeyaz. Dünyadaki her şeye kırmızı karışmıştı, saf değildi hiçbir şey; safı arayan kaybolurdu; hâlbuki kırmızıyı aramasına gerek yoktu, gözünün önündeydi o, baktığı her yerde.
2007-2008 KIŞ SEZONU ERKEK MODASI : 1 2
Ama olan modanın tanımına olur: neredeyse bir sanat eseri ortaya çıkarmak için yapılan bir hummalı bir çalışma, yaratıcılık süreci, birçok yaratıcı fikrin arasından süzülüp vitrinlere gelebilen seçilmiş fikirler lağvedilir bir anda, moda olur üvey evlat, kafası çalışmayanın meyledeceği bir para tuzağı...Evet bu son tanımlamalar(!) modayı öcü olarak göstermek isteyenlerin kendi dünyalarında itina ile ürettikleri tanımlamalar...


Bu yazının konusu: Zihin Haritası.
Kesinlikle başlıktaki iddiayı gerçekleştirecek bir düşünce tekniği... Zekanızı birkaç kat artırmak gibi, bazı yan etkileri var :) Dahi olmaya hazırsanız başlıyorum:
Altmışlı yılların sonunda Tony Buzan’ın henüz bir üniversite öğrencisiyken gün yüzüne çıkardığı bu yöntem de ihtiyacımız olan tek şey kağıtlar ve renkli kalemler. Ama önce nasıl ortaya çıktığına kısaca değinelim
Sözcükler verdim insanlara. Cümleler kurdum. Virgüller, üç noktalar bazen sadece nokta koydum ki anlamları olsun.
"Ben iyiyim" diyorum günlerdir kendime, onlara. Ama sanki değişen bir şeyler var yani yoksa da olmalı gibi...Yeşil yeşil değil gibi ya da ne bileyim baktığımla gördüğüm aynı değil gibi, gökyüzünün rengi değişmiş (delirmiş) gibi ya da benim rengim değişmiş gibi (mi?). Sanki hep olmaması gereken şeyler oluyormuş gibi de biz de buna "hayat" deyip geçiyormuşuz gibi..Sanki hep birileri giderken birileri arkada kalıyor gibi..Sanki bütün bunlar biten bir rüyanın (yalanın) arkasından kurulmuş birilerinin canını yakmayı isteyen cümleler gibi..Kimbilir öyledir belkide...Belki de sadece bir rahatlama, kendini de onu (onları) da rahatlatma cümleleridir.

SAĞ BEYNİMİZ KELİMELERİN ÜZERİNDEKİ RENKLERİ SÖYLEMEYE ÇALIŞIRKEN , SOL BEYNİMİZ KELİMELERİ OKUMAK İÇİN DİRENİR. :)
Dün gece düşündüm de
renkler olmasaydı
Yaşanmazdı bu dünyada
Korktuğum odur ki
Kapkara bir dünyayı
isteyenler var aramızda
Barış Manço
Çocukken en sevdiğim şarkılardan biriydi Barış Manço'nun 'günaydın çocuklar' şarkısı. İlk kez bu şarkıyı dinlediğimde gerçekten farkına varmıştım renklerin öneminin. Geçenlerde kitapçıda dolaşırken yeniler bölümünde Dost Yayınlarından çıkan ''Renkler'' isimli kitabı görüp incelerken bilinçaltımdan bu şarkı fırladı ve bende psikologların yardımı olmadan çocukluğuma inmiş oldum bir güzel.