Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "tipografik darth vader"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

ritm hakkındaki yazılar:

bir dramatik/senfonik death metal efsanesi! böyle bi gün death kokan diyarlarda dolaşırkene ben yine. bi de baktım dark lunacy, dark tranquillity den bi çağrışım yaptı bi çağrışım yaptı anlatamam. dedim bi bakmak lazım dark la başlayan gruplar pek tehlikeli oluyor... sonra korkarak sordum efendim bu grup nedir ne değildir diye... oradan çıkagelen yaşlı bilge herif anlatmaya koyuldu... rivayet olunurmuş ki; gothic metal le başlamış bunlar ama hep içlerinde bi ritmiklik bi oynaklık bulunmuş. sonra, amaaan ne bu iç baydığımız kardeşim deyip; biraz ondan biraz bundan biraz klasik biraz brutalli metalli ortaya karışık bi şekilde tür değişirmişler. velhasılıkelam 20 kişilik bi kadro sahibi olan bu ordu (grup biraz küçük kalıyor)

4 ahkam var
tuttum
2

SON

parçaSON

Her vakit yazılar yazıyorum ama sonları olmuyor. Hayatım da buna benziyor işte benim. Bir kişi oluyorum. O kişinin sonu yok. Sonra başka kişi oluyorum. O kişinin yeri yok. Çünkü verdiğim tüm sözlerin bir sonu yok, sonucu yok. Bu başkalarını değil en çok beni kapsıyor. Kendime verdiğim sözleri tutamıyorum. İşte bu beni başka bir kişi yapıyor. Bunun da sonu yok. Tamamlamadım daha hiçbir ilişkimi, tamamlamadım daha kendimi, parçaladım daha çok. Parçalandım daha çok. Tamamlamadım daha hayatımı daha yapacak çok şeyim var. Gidemem hiçbir yere. Olamadığım çok kişi var. En çok kendim. En çok çocukluğum. Olamadığım çok şey var. Sonu gelmemiş bu kadar iş bırakılıp gidilir mi benim çok işim var.
Somutlaştırıyım mı hislerimi? Bir kişinin en çok gözlerinde somutlaşır hisler. Yüzü güler. Dudakları güler. Sözleri güler. Ama gözleri söyler ne anlatmak istediğini. Gözler tanır başka bir insanı en çok gözlerinden. Ve en çok da saniyelerin sonu yoktur gözler salıverdiğinde hislerini. Birkaç saniye anlatır gerekeni. Çünkü bilenir duygular keskinleşiverir hele de doğru insana baktığında.
Ve bir yerlerde bir şarkı başlar insanın içinden. Herkesin şarkısı bir başka mırıldanır. Her bir insanın ritmi farklıdır hayatta. Tercihler vardır her adımda. Hayatta iyi bir dansçı ya da kötü bir dansçısındır. Ya da sadece dansçısındır. Adımların doğru olduğuna kim karar verir peki? İzin mi vermeli başkalarının adımlarımızı karıştırmasına. Özgür mü bırakmalı yoksa? Yaşamı kabul etmezsin hayır yaşama seni kabul ettirirsin işte bu noktada. Ve senin şarkın başlar. Senin dansındır şimdi sadece kendi adımlarınla bir başkasınınkiyle değil. Başkaları yön vermez hayatına, yalnızca pusula olur. Hangi yöne gideceğine sen karar verirsin yine. Sonu yoktur kısıtların kendimize koyduğumuz.
Toprağa girer vücut, tek olur, yağmura karışır, rüzgarı şaşırtır. Bir bedenin nefesinde çok olur yine sonu yoktur tekrar tek olana dek.

SON

3 ahkam var

Birçoğumuzun hayatımızın belirli dönemlerinde bazı spor branşları üzerine yoğunlaştığı dönemler olmuştur. Erkekler her ne kadar "spor"a mahallelerindeki yaşıtlarla mücadeleye girererek futbol ve basketbol ile başlasalar da üniversite yıllarında cinsiyet farkı gözetmeyen bireysel antrenman niteliğindeki spor dalları insanın mutlaka eğilmesi gereken ilgi alanları listesinde üst sıralara tırmanmaya başlar. Bu noktada yaşanan mental zorluk, ne ilginçtir ki ülkemiz gençlerinin büyümesi ve zamanın çok hızlı ilerlemesiyle paralel olarak karşılaştığı zorluklarla aynıdır. Önceleri takım olarak savaştığın, yıllardın üstünden çıkarmadığın şortunla fırladığın bağırma-çağırmayla dolu vurdulu-kırdılı maçların yerine; kendi performansına odaklamanı gerektiren, başlamak için bütçende güzel bir yer ayırdığın, şimdiki tabiriyle "cool" bir uğraş edinmişsindir kendine.

2 ahkam var

Verdiğimiz bir eleştiri sözünü tutarken, toplumumuzdaki
bazı eğilimleri de eleştiriyoruz bu yazımızda.
Mekanımız asker ocağı, başlayalım!

Acemi birliğinde, akşam yemeğinden sonra bir de akşam dersi yapılıyordu.
Atatürkçülük eğitimi falan...

Aklıma gelmişken, "Atatürk'ün tanımı" diye birşey vardı.
On maddelikti sanırım. Yani tüfeğin silahın tanımı olur da,
"Atatürk'ün tanımı" kavramını hangi akla yakıştırırsınız,
bunu TDK'ya havale ediyorum.
Gerçi bu tanımın, "hangi aklın" eseri olduğuna dair duyumlar almadım değil.
Ama kesinliği olmayan bir konuda polemiğe girmeyelim deyip,
TDK'ya saygı ve sevgilerimizi gönderiyoruz(nedense!).

5 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

çok tutulan ritm yazıları

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu