canistan adlı yarım kalmış romanını okudum yusuf atılganın. bir solukta hem de.
pınar kür'ün bir sürü kitabını okumuştum daha önce. asılacak kadın dışındakileri çok sevememiştim açıkçası. oysa yarın yarın ne kadar iyi. ne kadar güzel. teknik açıdan da. üstelik elinizden bırakamıyorsunuz. karakterler çok sağlam. anlatımı akıcı ve iyi, yazarın. bu roman yayımlandığında epey ses getirmiş. pınar kür'ün küçük oyuncu adlı bir romanı var. onu da okumak istiyorum.
bejan maturun tüm şiir kitaplarını okudum. tarif etmek zor, matur'un şiirini. güçlüler ama, bu kesin. doğayla çok içli dışlılar. kafiye kaygısı yok şairin. farklı uyaklar var şiirlerinde. dizelerin terslerinde, ortalarında (mesela birinci dizenin ilk sözcüğüyle, ikinci dizenin son sözcüğü arasında vb). neticede okunmalılar. farklı ve güzel, maturun şiirleri.
şimdi füruzan'ın kırkyedililer'ine başlayacağım. füruzan'ın öykülerini çok severim bakalım romanı nasıl...
Matematiği hobi olarak benimsemiş bir kitap kurdunun okumalarında çok geniş bir spektrum oluyor. Romanlar, düşünsel konular, makaleler derken bazen pat diye o kitaplığa ve beyne matematik içerikli kitaplar düşüveriyor. Bu kitabı alırken aslında ilgimi çekmesinin böyle bir nedeni olabileceğini de düşünmemiştim...
Alfabenin en çok kullanılan harflerinden biri kayboluverirse, bu kayboluşu aşabilir misiniz? Fransızcada en çok kullanılan seslilerden olan "e" kayboluverince George Perec de içinde hiç "e" geçmeyen bir roman yazmayı düşünmüş. Olay tamamen matematik aslında; aynı şeyi ifade eden ve içinde e olmayan kelimeler cümleler kurmak... Ve anlam bütünlüğünü bozmamak... Bunu yazmak tek başına büyük bir olayken, Cemal Yardımcı aynı düşünceden yola çıkarak Türkçeye çevirmiş... Adeta mucize...
Bu kadar şekil odaklı olunca insan ister istemez içerikten şüphe ediyor. Ama kurgu ve anlatı açısından en az Dan Brown kadar başarılı (Dan Brown'u başarılı bulduğumdan değil, isminin çok kişi için birşey ifade edebilecek popülerlikte olmasından ve tarz benzerliğinden onu örnek veriyorum). Ve bütün bunlar 1969'da yaşanıyor.... Bu arada bir ironiye dikkat, yazarın kendi adındaki en fazla sesli harf e. Yani aslında yazar kendi kayboluşunu anlatıyor.
İyi de matematikle alakası ne diyeceksiniz. Perec, edebiyatta matematik oyunlarını kullanan bir yazar... Ve kim bilir belki de bana enteresan gelme nedeni de o...
geçen cumartesi delirdim. bütün birhan keskin kitaplarını aldım. iki saat sürdü tüm şiirlerini okumak. öyle iyi geldi ki. hatta pazar günü de "birhan keskin suskunluğu" başlıklı bir deneme yazdım. yayımlayabilirim inşallah.
kim bağışlayacak beni'yi, ba'yı, y'ol'u edinin okuyun. size de iyi gelecek. altın portakal şiir ödülünü aldı ya şair ba adlı kitabıyla, metis yayınları, sempozyumu kitaplaştırmış yayımlamış, dayanamadım onu da alıp okudum. birhan keskin şiiri ve ba, su gibi içtim resmen. zihninizi açıyor, bir şiiri esas nasıl okumanız gerektiğini öğreniyorsunuz..
betty blue'nun peşinden ayrıntı'nın yeraltı edebiyatı'na devam..bu kez eşiktekiler'e başladım. yine çok iyi. betty blue'nun bittiği yerin 5 sene sonrasından başlıyor, eşiktekiler.
buket uzuner'in karayel hüznü adında bir öykü kitabını da okuyorum bu arada, bitmek üzere.
bir kitaptan daha bahsedecektim, silindi gitti aklımdan..
sabah akşam bu kliple, bu şarkıyla yatıp kalkıyorum. radikal, yaptığım röportajı yayımlamadı, pek keyfim yok. betty blue bitti. fena çarpıldım aslına bakarsanız. ayrıntı'nın yeraltı edebiyatı hoşuma gitti, hatta bu yazardan da devam edilebilir. ama yine de türk edebiyatı! nezihe meriç'in yandırma'sı bitti. yazarın kendini belli ettiği metinleri çok sevemiyorum. yani okuduğumun gerçekliğini sulandıran; bunun bir kurgu, zihin ürünü olduğunu belli etmeseler keşke..haldun taner okuyorum şimdi: yalıda sabah. ne kadar sağlam, sade bir dil. bir öyküsünü arıyorum haldun taner'in, onu bulana kadar öykülerine devam edeceğim. daha tiyatro oyunları var sırada..şiir yazmak çok keyifli. daha başka şeyler de anlatacaktım ama tutamıyorum aklımda. sanırım not almalıyım..
benim adım kırmızı'dan gene pes ettim. 190. sayfadaydım sanırım, yok dedim olacak gibi değil. bu kez orhan pamuk'un beyaz kale'sini aldım, onunla devam edeceğim.
bu arada, ayrıntı yayınları'ndan çıkmış betty blue geldi hediye. bitirmek üzereyim, iyi edebiyat kendini belli ediyor, çok keyifli..1950lerde çekilen bir de filmi varmış, betty blue'nun.. izlemek isterim ama bulmam çok zor olacak galiba..
leyla erbil'in zihin kuşları'nı okudum ama tam olarak değil kimi yazıları seçerek. iyiydi. keşke daha çok deneme, eleştiri yazsaymış leyla erbil..bu arada yazarın şiirleri olduğunu öğrenmiş oldum, onları da bulmak gerek..
tezer özlü'nün leyla erbil'e yazdığı mektupları okudum. o kadar dokunaklı metinlerdi ki. ellerine sağlık yapı kredi yayınları ve leyla erbil'in..
masanın üstünde kara kitap bana bakıyor. ben ona. korkar oldum orhan pamuk romanlarından..
duygu asena roman ödülünün ilan edildiği gün, dün gibi aklımda. ben de katılmak istiyordum. oysa internetten şartları okuyunca yıkılmıştım. çünkü yarışmaya başvurabilmek için daha önce herhangi bir kitabınızın yayımlanmamış olması gerekiyordu. bu durumu bir arkadaşıma hüzünle anlattığım da kalmış aklımda..
dün gazeteyi karıştırırken öğrendim, yarışmanın sonucu belli olmuş, "Lal Kitap" birinci seçilmiş. Yurdanur Avcı Yazgan'ı tebrik ederim, ne yalan söyleyeyim yerinde olmak isterdim çok..
bir de kaçtır size söylemek istediğim bir araştırma var: şairler düzyazı yazarlarından ortalama yaklaşık 10 sene daha az yaşıyorlarmış. sanırım şiir yazmayı bırakmalıyım..sırf bu araştırma yüzünden bile öyküye, romana geri dönebilirim..
elif şafak çok beğendiğim, takip ettiğim bir yazar. metis ise bayıldığım bir yayınevi. yayımladıkları her kitabı takip etmeye çalışırım, çok severim vs. elif şafakın son kitabı siyah süt neden metisten değil de doğan kitaptan yayımlandı..
iki ihtimal var. birincisi, metis yayınları, siyah sütü basmak istememiş olabilir. zira metis edebiyatın çok yüksek bir edebiyat eşiği var ve bence siyah süt o eşiğin altında.
ikinci ihtimal, yüklü bir transfer ücretiyle elif şafakın doğan kitapa geçmiş olması..bu ihtimalin doğruluğunu yazarın yeni romanında anlayabiliriz ancak. eğer yeni romanı da doğan kitaptan çıkarsa demek ki yazar doğan kitapa geçmiş demektir..
benim altıncı hissim, ilk ihtimalin daha güçlü olduğunu söylüyor, bekleyip göreceğiz..
sanırım en son peride celal'in mektup'unda kalmıştık. onun ardından aslı erdoğan-mucizevi mandarin'i okudum. çok sarmadı açıkçası. aslı erdoğan'ın ismini görünce büyük beklentilerle almıştım aslında. dili yine çok iyi, yazarın, haksızlık etmeyelim ama kırmızı pelerinli kentle mukayese bile edilemez bence. sanırım bir de kabuk adam'ı okuyacağım aslı erdoğan'ın, bakalım o nasıl..
sevim burak'ın hep ismini duyuyordum ama hiçbir kitabını okumamıştım daha önce..afrika dansı adlı öykü kitabını okudum yazarın.öyle ilginç bir üslubu var ki. hatta her öyküsünde bambaşka biçemler denemiş, yazar. sırf bu yönüyle bile okunmayı hak ediyor. yazar epey bir süre afrikada yaşamış, bunu kitabı okuyup bitirdikten sonra öğrendim ekşisözlükten..
şimdi de benim adım kırmızı(orhan pamuk)'ya başladım. epey geç kaldım. arkadaşlarım bu kitabı ilk çıktığı zamanlarda okuyup bitirmişlerdi..
orhan pamuk sayesinde türk edebiyatına olan ilgi artarak devam edecek. orhan pamuk sayesinde avrupalılar vs başka türk yazarlarla tanışacaklar...
çok kitap okumanın da kötü tarafları var. her kitabı beğenmez oluyorsunuz. hatta çoğunu. yarım bıraktığım, beklediğimi bulamadığım onlarca kitap. neyse güzel kitaplardan söz edeceğim gene. belki de kitapları insan yerine koymaya başladım, bilmiyorum.
peride celal'in mektup'unu bitirdim. birbirinden güzel dört öykü var bu kitapta. incelikle işlenmiş, usta işi öyküler hepsi. edebi açıdan, kurgu açısından, teknik olarak çok iyiler..kitaptaki öykülerden birkaç cümle alıntılamak istiyorum: