Kırgız tarihinde hala önemli bir yere sahip olan bir kadından bahsedilir , bu kadın Metal para kullanılmayan Kırgızistan'da, Som denen paranın elliliğinin üzerinde yer alan Kurmancan Datka'dır. Kurmancan Datka Kırgız tarihine mal olmuş kadınların en önemlilerinden biridir, kadın generaldir.Kırgızistan'da cesareti, özgürlüğü,mücadeleyi simgeler. Tarihin ilk kadın generalidir.

Degerli arkadaslar, oncelikle soylemek isterim ki; bizzat deneyimleyerek ogrenmedigim hicbir konu hakkinda konusmak yada yazmak istemem. Onceki yazi konum olan “rusca” ile baglantili olarak bu gun; hic parasiz, dil bilmeyen caresiz bir insanin yani bes yil onceki “BEN’in, nasil ve hangi cesaretle bir yabanciyla evlendigimi ve esimle beraber kah onun memleketinde kah diger komsu memleketlerde neler yasadigimi ve sonunda hayatimi nasil duzene koydugumu anlatmak isterdim ama anlattiklarima (yasadiklarima) inanmayacak arkadaslardan gelecek elestirilere henuz hazir olmadigim icin daha genel bir konuya deginecegim; “rus kiziyla evlenme” konusuna.
Ulkemizde rus kizlarinin adi maalesef kotuye cikmis durumda, ancak gozlemleyebildigim kadariyla; onlarin, ozellikle ulkemizde bu sekilde sohret bulma sebebi; rus kizlarinin adeta bir bebek gibi cok kolay ikna olmasi, insanlara kolaylikla inanmasidir. Ayrica ulkelerindeki genel ekonomik sartlar ve rus ailelerinde genel olarak babanin yada baba otoritesinin bulunmamasida bu sebebi koruklemektedir. Yine eklemek isterim ki; Turkiye’de kotu yola dusurulen yada dusurulmek istenen kizlarin cogu Turkiye’de bir dans grubunda calistirilmak uzere ikna edilmekte ve Turkiye’ye getirilmektedir.
Bununla beraber ruslarin derin bir kulturu, gelenegi, gorenegi var, ozellikle kadinlar cok calisiyorlar, annelerinden, anneannelerinden boyle gormusler. Hemen hepsinin bir becerisi var, universiteye gitmeseler bile bir kursa gidiyorlar, bitiriyorlar. Onlar icin yasamak adeta calismakla mumkun. Tutumluluk hayat tarzlari, beklentileri cok yuksek degil. Ornegin bizde olmazsa olmaz kabul edilen bulasik makinesi hic umurlarinda degil, oyle bir adet yok, herkes ne yediyse tabagini elinde yikiyor, hickimsede bu gibi esyalarin ozlemini duyup uzulmuyor. Onlarin en buyuk meraki ve talebi; makyaj+ giyim. Bu iki malzeme ne kadar guzel ve kaliteliyse onlarin keyfi, morali o oranda iyi oluyor. Tabi giyimle baglantili olarak topuklu ayakkabiyida unutmayalim.
Yani ozetle; biz Turk erkeklerinin aradigi; yumusak huy, tutumluluk ve kadinsilik gibi iyi ozelliklere sahipler. Onlarla tanismak icin cok iyi rusca bilmeniz gerektiginide dusunmeyin. Bilakis yarim yamalak ruscaniz sizi onlarin gozune, oldugunuzdan cok daha sempatik gosterir.
Ve… bir tutam ilgi, bir tutam sevgi, hepsi bundan ibaret… Saygi ve sevgiyle…
Rusya Federasyonu 17,075,400 km²'lik yüz ölçümüyle dünyamızın en büyük ülkesidir. Ayrıca en büyük kıta ülkesi de Rusyadır.Rusya tarihiyle ilgili günümüzde ancak 864 yılına kadar geri gidebiliyoruz. Bunun nedeni ise Kiril Alfabesi'nin bu yıllarda icat edilmiş olması.
Ruslar tarih sahnesinde irili ufaklı birçok devlet kurmuşlardır.18.yy da ise güçlü bir imparatorluk haline gelmişlerdir.

Rusya'nın bitki örtüsü ve coğrafyasıyla ilgili bilgi vermek gerekirse, dağlık alanları ilk olarak göze çarpmaktadır. Soğuk iklimin etkisinden midir bilinmez ama dağlarında son derece şifalı bitkiler yetişir. Bu bitkiler ilaç sanayiinde ve kozmetikte kullanılır.Baltık Denizi'nden okyanus çevresine kadar 1000 km lik geniş çam ormanları vardır.Bu ormanlara tayga denir.Aslına bakarsanız eskiden tayga bir iklimde görülen bitkilere verilen addı.(bozkır,maki gibi)Şimdilerdeyse bu bölge için kullanılıyor.


20. yüzyıl'da Japonya ile Rusya arasında cereyan eden savaş yüzünden oldukça zorlu günler geçiren Ruslar, Japonlar'ın savaş stratejileri yüzünden 'kaybedenler' tarafında yerini alıyordu.
2 Şubat 1905 tarihinde, hala savaşın göbeğinde olan Rusya'nın St. Petersburg eyaletine; Yahudi bir eczacı ile gündelik işler yapan genç bir kadının ilk çocuğu olarak dünyaya geldi Ayn Rand.
'Alissa Zinovievna Rosenbaum' adıyla bir Rus vatandaşı olan Ayn Rand, ilkokul yıllarında edebiyat ve sinemaya olan ilgisinin, geleceğini şekillendirmesinde etkili olacağını biliyordu.
İki kızkardeşe sahip olan Ayn Rand, ailesinin Tanrı'ya kayıtsızlığından, 'agnostisizm' adı verilen; Tanrı'nın var olup, olmadığının bilinmeyeceğini savunan inançlarından da etkileniyordu.
'Gözlemleme' yeteneğiyle ailesinin içinde bulunduğu maddi zorlukları anlamaya çalışan Rand, durmadan kitap okuyor ve annesiyle düzenli olarak Fransızca dil bilgisi çalışıyordu. Henüz 14 yaşına girmeden Victor Hugo'yu sevdiği edebiyatçıların arasına ekleyen Rand, erkek kahramını olarak da 'Cyrus Paltons'u bellemişti.

Üniversiteyi St. Petersburg'daki Leningrad Üniversitesi (eski adıyla; Petrograt Üniversitesi)'nde, tarih ve felsefe bölümünde okudu. Sosyalist eylemler ve Rusya'nın içinde bulunduğu durumu eleştiren yazılarla dolu olan günlüğüne, gelecek planlarından da bahseden Rand, İskoç asıllı 'cesur' şair Walter Scott; "Üç Silahşörler", "Monte Cristo Kontu" ve "Siyah Lale" gibi eserlerin sahibi Alexandre Dumas (İngilizce biyografi), Edmond Rostand gibi isimleri okuyor; Dostoyevski'nin felsefesini eleştirip, Eflatun (Plato) ve Aristo'nun fikirlerini benimsiyordu. Edebiyata olduğu kadar, sinemaya da yoğun ilgi besleyen Rand, 1924 yılında Devlet Sinema Sanatları Enstitüsü'nün 'senaryo yazarlığı' bölümüne kaydoldu. Bir süre eğitime devam eden Rand, yazdığı senaryo müsveddelerinin Rusların ve sosyalist insanların yaşam felsefesine ters düşeceğini düşündüğü için eğitim programını yarıda bıraktı. Operayla tanışan Rand, sahne görkeminden büyülendi ve oyunculuğa ilgi duymaya başladı. Sahnede olmak isteyen Rand, 'sessiz sinema' dersleri aldı.
Çok eski medeniyetlerin, Osmanlı sarayının ve bazı ünlülerin yedikleri , içtikleriyle bizi hiç ırgalamadıgı halde bilgilendik, yazdık, çizdik, öğrendik.Şimdi sıra kral ve kraliçelerin, asillerin yemeklerine geldi.


