
Aynı yerküreyi paylaşanlar arasındaki korkutucu bir uçurum değil mi bu?
Ne zaman tüm halkların kaynakları “insanca” paylaşabildiği bir dünyayı hayal edebileceğim?
“Ne de güzel sömürürüz biz!”
Sömürdüler… Sömürüyorlar… Sömürecekler…
Tâ ki…
Evet, tâ ki…
harschena'nın dilimiz üzerine yazısına atfen!!
Thedor Adorno Frankfurt Okulu'nda bu duruma kültür endüstrisi diyor. Öyle ki mesajı aktarandan, ideoloji sistemli ve düzenli olarak kitle iletişim araçlarından hedef kitleye ulaşmaya devam ettiği taktirde ileti bir süre sonra pekiştirilir, farkında olmadan içselleştirilir.
Devletin İdeolojik Aygıtları'nda Althuser bizim de doğal olarak değişim göstermememize neden olan ideolojinin eğitim kurumları, devlet ve aile aracılığıyla nasıl yayıldığını anlatır.
Bu anlamda değişim normal fakat hangi konularda değişmeli buna dikkat etmeli. Küreselleşmeye tamamen kaptırıp yerel bir değer olan dilimizi tamamen boşlamalı mıyız??

... Aslında tüm sorun doğumum ile başladı. Daha sonra dünyaya gelir gelmez benim için özenle hazırlanan hayatı başamaya başladım.
Tüm çocuklarda olan sevecenliğimin yanında görenler ilk olarak anneme mi, yoksa babama mı benzediğim konusunda bile kararsızdı, halbuki o “ben”dim. İkisinden birine benzeyip diğerini kırmak istemem. Ağladığımda hep acıktığımı düşünmüş olmalılar ki ya bir biberon ya da bir emzik verirlerdi, belki de susmam için sadece. Sonraları konuşmayı becerip bir de soru sormaya başladığımda ise asıl sorun o zaman başladı. “Anni bu ne?”, “Babba bu ne?” sorularımın çoğu yanıtlanmış olsa da aynı dönemde yanıtları çoğu zaman leyleklerde olan türde sorulara olan merakımın giderildiğini söyleyemem.
Kaptan Cook, Pasifik Okyanusu''nda gemisinin yelkenini ruzgarla doldurmus yeni adalar kesfetmekle mesguldu. Kesfedecegi her "toprak", emrinde oldugu kralicesinin devleti Birlesik Krallik yonetimine katilacak, yillarca somurulecekti. Kasiflerin, her yeni topraga kendi adini vermesi America Vespuchi''den beri bir denizci modasiydi. Bu modaya Cook''ta uydu.
1774 yilinda Pasifik Okyanusunda haritasinda olmayan takim adalara geldi ve buranin ismini "New Hebrides" koydu.
Gunumuzde New Hebrides Adalarinin 66''sinda Vanuatu Cumhuriyeti vardir. Republic of Vanuatu, Pacifik Okyanusu''nun guney batisi ile, Avusturalya Kitasinin ise 1200 mil kuzey batisinda yer alir.
Ulke cumhurbaskani semboliktir, bu yuzden devlet yonetiminde soz hakkina sahip degildir.
Ulkeyi halk tarafindan secilen parlamento yonetir. Adalarin toplam nufusu 146.400''dur ve ada sakinleri 130 degisik lisan ve diyalek kullanir. Fransiz ve Ingilizler somurgecilik konusunda tarihte daima yaris icinde olduklarindan, Ingilizler adayi terkettikten sonra adalar uzun yillar Fransiz Devleti tarafindan yonetildi. Cok ovundukleri Versaille Sarayina "Hela" koymayi dahi unutan Fransizlar, Avrupa''dan gelip, Pasifik Okyanusu''nun ortasinda bulunan bu adalarda yillarca hukum surduler .
Ikinci Dunya savasi sirasinda Amerika Birlesik Devletleri icin Asya ve Uzak Dogu staretejik acidan cok onemliydi. Atlantik Okyanusu tarafinda, Batista diktatorlugune devam ettigi ve Kuba''yi Amerikan Mafyasi yonettigi icin bir tehlike yoktu.. Avrupa kapitalist devletlerinden de ortak cikarlari oldugu icin bir tehlike gelmeyecegini sezinleyerek Amerika Birlesik Devletleri gozunu Asya''ya dikti ama kucuk bir sorun vardi. Asya, Amerika''ya cok uzakti. Asya''ya kopru kurmak icin Pasifik Okyanusu''nda ordularinin ihtiyaci olan malzemelerin teminini saglayacak "Ikmal Istasyonlari" gerekliydi. Amerikalilar Pasifik Okyanusunda "Ikmal Adalari'' aramaya basladilar.
1800''lu yillarin sonunda Amerikan "Marine"leri Hawaaii''yi istila etmis, Hawaii kralicesi Lili''uokalani''yi sarayina hapsetmis ve Japonya''ya ulasmakta ikmal icin cok onemli olan Hawaii Adalarini ele gecirmislerdi. Hindistan ve Cin''in kontrolu icin daha guneylerde adalar arandi ve bu is icin New Hebrides Adalari uygun goruldu. Amerikan Cikartma Birligi muhendisleri bu adalara onceden gidip havaalanlari insa ettiler ve Amerika Birlesik Devletleri Hava Kuvvetleri kargo ucaklari adalara ikmal icin havaalanilarina inise gectiler.. Ada sakinleri, Hiristiyan ve Musluman ulkelerin dini etkisine cok uzak olduklari icin inanc olarak buyu ve sihir temelinde koklesen ilkel insan din formuna inanirdi. New Hebrides Adalarinda sihirbazlara ve buyuculere toplum tarafindan korku ile karisik saygi duyulurdu. Buyucu ve sihirbaz din adamlarinin "Acikgozlulugu" sonucu askeri havaalani bir "Kabe", ucaklar ise tanrilarin birer elcileri haline getirildi.. Sihirbazlar yillardir tanrilar tarafindan gunun birinde adaya gok yuzunden "Yardim" gelecegini vaaz etmis ve buna inanmayi kendi dinlerine kabulun ilk ve tek sarti olarak ileri surmuslerdi.