Gülenler çok gülünç görünüyor. Hemen ve her şeye gülebiliyorlar. Ve belkide gülme tarzı yaratabilmek için ayna karşısında dakikalarca gülüyorlar. Ve bununla birlikte somurtan insanlarda çok gülünç görünüyor. Her şeye somurturlar. Gülene muhalefet... İki tarzdan birini yakalaman gerek. Seçim yap. Seçim şansı.... bok çuvalı... Bakalım hangi bok seçilmeye uygun..?
Gülen ve somurtan biolojik yaşıtlarımla birlikte sıralara bağlanmışım. Ve asla algılayamayacağım rakamlar ve rakam-harfler (x,y nadiren de z) asılı duran tahta parçasından "gencecik" beyinlerimize empoze ediliyor.
Bir yazarla kitabıyla ilgili bir röportaj… Romanın aldatan kadın kahramanı, aldatılan erkek tarafından dövülüyor… Röportajı yapan soruyor: ‘Neden kahramanınıza böyle bir ceza vermek istediniz?’
‘Ceza vermek istemedim. Böyle olaylar zaten hep olan şeyler...’
‘Yani bir bakıma sıradanlık katmak istediniz olaya...’
‘Evet. Zaten her şey sıradan değil midir? Bizim yaşadığımız bir olayı en azından 3 milyon kişi yaşamıştır zaten.’
Sıradanlık nedir? Bizim yaşadığımız her olayı gerçekten de önceden birçok kişi yaşamış mıdır? Her şey tekerrür mü eder? Yoksa her olay tek ve özel midir, aslında sıradan diye bir kavram yok mudur?
Evde,işte,okulda,sokakta etrafınızda dolanan yığınları anlamak,kendinizi anlatmak,ortak bir bağ yaratmak gibi sıkıntıları bohçalayıp bir kenara kaldırdığınızdan beri her ses,her yüz,her ifade birbirine benzer.
Biraz güvensizlik,biraz doymuşluk vardır.
Birlikte vakit geçirmek ,ortak bir nokta yakalamak,kendini birine anlatmak zor gelmeye başladığında yalnızlık tümörünün de büyüdüğü verdiği acılarla duyumsanır.
işte nedensiz bir durumda bir bakıştan, bir yazılandan, bir telefondan sonra yığınlardan sıyrılıp farkını hissettirenler vardır.bunu anlamak sürprizdir.