nerde olduğunu bile bilmediğim bir adamı arıyorsam... hayatımdan çık dediysem hemde. o da buna uyduysa...
şimdi nerde, kimle bilmiyorum. sohbet etmeyi özledim. o hayatımdayken bu kadar değerli değildi. şimdi daha iyi görüyorum anlamını. ruhum, beynim nasıl doyuyormuş. heyecan denen şeyi o zaman duyuyormuşum...
telefonumda yok, silmiştim. o yok. ve ben ınu arıyorum. karşıma çıkacak diye bekliyorum. şiirler yazıyorum. şarkılar ona gidiyor...
gülüşünü, anlatışını anımsıyorum. nickini tarıyorum googleden, tesadüf bulurum diye...
Kalemi elinde aldı ve bir şeyler karaladı. Sonra da altına “hayat” yazdı. Yine utandı ve yırttı mektubu. Gözlerinden süzülen yaşa inat gülümsemeye çalıştı ve sarı dişleri göründü. “Bir yol” dedi ve üzerine basarak ekledi;”ıstırap”.
Devamlı bir şeylerden dert yanardı. Pencereden dışarı amansızca bakar ve ağlardı. Benimle çok az konuşurdu.”Selim” derdi, “dostum anlıyorum seni”…
Bense umutlandırmak isterdim; “bir gün başka bir ülkeye, başka bir şehre gideceksin, denizler, insanlar göreceksin”.
Her zamanki ürkek sesiyle cevap verirdi; ”Aynı mahalle, aynı sokak.. Aynı karlar yağacak üzerime, aynı gülüşler, aynı nefes, aynı can, hep aynı…”
Bu gece, kulağımda ki “Camdan Kalp” şarkısının hüznüne, mail kutuma gelen Sayın Ahmet Altan’ın yazısından bir alıntının, kalbime verdiği sızı eşlik ediyor.
Gözler, tüm gerçekleri söyleyen ve baktığınızda acı ve mutluluğu görebileceğiniz, duyguların saklanmasının en zor olduğu yerdir. Hele ki bir kadının gözlerinde…
Zihnimin kabul ettiği tek gerçektir, mutlu ve mutsuz kadını gözlerindeki ışığın ele verdiği. Mümkün değildir ki sevgiye doymuş bir kadının gözlerinin içinin parlamaması, şevk ve heyecan dolu olmaması, enerjisi ve kahkahası ile gururla gezinmemesi. Ne acıdır ki, sevgiye hasret bir kadının gözlerinin feri sönmüştür. Bakışları donuk ve hissiz olabilecek kadar tepkisizdir. Tüm heyecan ve isteklerini yitirmiş, ertelemiş ve hatta unutmuştur. Amaçları da, kendi ben’i gibi kaybolmuştur. Sadece ve sadece yaşamın gereklerini yerine getirmek için hareket etmeye başlamıştır. Kırgın ve kırılgandır. Artık yıkılmış umutlarını bile hatırlamamaktadır.
Diyelim
sessizliğine kaçıp gitmedin.
Diyelim
sesin soluğun buluşalım, anlatalım, sevişelim diyor.
Diyelim
bir bakışım için zaman ayırıyor, alt anlamlarımı kovalıyorsun.
Diyelim
sabahları -ancak yüzde yirmisine inanabildiğim- mesajlarla günaydın diyor,
Yanıtlarınla zekilik yarışı yapıyorsun.
Diyelim
hala numaranı çevirsem bebeğim diye açacaksın.
Diyelim
akşama buluşma hayalleri kuruyorum,
çin lokantası, Nietzsche , sohbet, Freud, Boudrillard, gülüşlerimiz, özlem belirtileri, dokunmalar, imalar, seks…