
Azıcık teknolojiden anlayanlarımız yahut anlayan eş dost sahibi olanlarımız DNS ayarlarımızı değiştirerek youtube'a girebiliyor, yasak yokmuşçasına fink atabiliyorduk.
Lakin bugün öğlen vakti, bir anda youtube açılmaz oldu. Dedim geçici bir şeydir herhalde, baktım geçmiyor, eşe dosta sormaya başladım. Türkiye sınırları dahilindeki kimse (dns lerini değiştirmiş olanlar dahil) giremezken yurtdışındaki herkes youtube'da hoplaya zıplaya fink atabiliyordu.
Geçiyorum kendimden sessizliğimde, yalnızlığımda.Yolculuk üstüne yolculuk... Bazen çok yorgun bazen çok mutlu bazen kızgın bazen hüzün dolu dönüyorum. Etraf gürültü doluyken ben neden sessizim diye düşünmedim diyemem. Ama cevap hep geldi geçti düşünülmeden. Duvar. Yıllardır huzurlu duvarlar ama yetmiyor artık. Sessizlik bir tercih mi benim için yoksa öylesine alıştığım bir durum mu. Hadi bozun sessizliği kelimelerle ...ağzıma. Sıkıcı oluyor anlarsınız ya sessiz oyun. Yapabilceğim son şey (yani şimdilik aklıma gelen) haykırmak. İstemiyorum sadece sessizlik olmasını. Huzurum kaçsın hadi. Canı sıkkın olan küfretsin bana, mutlu olan iki dakika ayırsın bana, ağlayan omuz istesin benden... İsteğimin sebebi her cümlem gibi basit. Ben de aynılarını istiyorum. Şansım nedir? Bilmiyorum.
Bazen dünyada bu kadar çok insan yaşadığına inanamıyorum. İnanasım gelmiyor. O kadar fazla insan, o kadar farklı hayatlar varki, düşündükçe çıldırcakmışım gibi hissediyorum, bırakıyorum düşünmeyi...ama olmuyor, yeniden düşüyor aklıma. Bu kadar çok insan, bu kadar çok farklı yaşam nasıl olabilir.
Düşünsene Paris'in cafelerinden birinde oturup kahvesini ve sigarasını içen yaşlı bir fransız kadın, aynı anda Irak'da oğlunun cesedini arayan Iraklı bir kadın, aynı anda amerikada golf oynayan emekli bir adam, aynı anda Türkiye'de emeklilik maaşı yetmediği için çöplerden topladıklarını satarak geçinmeye çalışan yaşlı bir emekli var bu dünyada.
