küçükken hayaller kurardım.
kırmızı pabuçlarım ve beyaz üzerine papatyaları olan bir elbise içinde hayal ederdim kendimi.
küçükken hep büyümek isterdim.
zannederdim ki büyüyünce gökkuşağının üzerinde yürüyor gibi saf mutlulukla dolacak bedenimiz.
kimse bizi aşağı çekemeyecek ve dolayısıyla mutluluğumuz hiç azalmayacaktı.
hep elinde biberonu olan bebek gibi etrafa şirin gülücükler saçacağız sanırdım.
oysa küçük olmak zaten başlı başına ayrı bir mutlulukmuş.
hiçbir şeyden habersiz, emziği düşünce ağlayan ve tekrar geri verilince hiçbir şey olmamış gibi eski haline dönen bebek.
etrafındakilerden devamlı duyduğu “hayat”ın onu sınamadığı, olacaklardan bir haber olan kız çocuğu.
en önemlisi ise günlerce mutlu olmasına yetecek sade bir gülücük.
ne kadar güzelmiş küçük olmak...
21.07.2008 - 03.02

Bir kadını her yönüyle tanımak…
Sevgi dolu kalbi, içindeki fırtınaları, çocuksu halleri, daha gelmemiş yaşlarının olgunluğu, aşkları, yalnızlıkları, cinlikleri, saflıkları, yalanları, itirafları, şehvetleri, vurdumduymazlıkları, takıntıları, rahatlıkları, içlerinde barındırdıkları farklı farklı kişilikleri ve saymakla bitirilemeyecek tüm yönleriyle kadınları tanımak.
Sevgidir ilk adım. Sevmekle başlar her şey. Sonra kabul edersin, parçan olur, bazen sen o olursun. İşte o zaman tanırsın bir kadını, hayatın tüm sırlarına bir anda girersin. Zorlu ama keyif dolu, gizemlerle dolu bir yolculuğa adım atmışsındır.