meramım şudur: on dokuzuncu yüzyılda mora'da doğmuş "rücu" sanatı üstadının meşhur gazeliyle
toz toprak içinde kalan, polemiklerle duman olan hafif'e
biraz neşe gelsin istedim.
yüz kaslarımız gevşesin, göz altlarımız buruş buruş olsun,
kozmetik sektörü canlansın...
efendim sümbülzade vehbi, hece ve aruz vezniyle yazdığı şiirlerle tanınır tanınmasına da, ders kitaplarında bu gazeliyle tanışmışlığımız yoktur.
rücu, ilk dizeyi okuyanı tahmin edilenden çok farklı bağlamlara götürür ve ikinci dizede yumruğu çakar!
ince ve derun bir zekâ göstergesidir velhasıl-ı kelam...
yalnızlık burcundayken
hack'lenmiş tüm hayallerim
yaralarım ağrılarıma mail atmış
windows ağlamış, hotmail kanamış
home edition bir ruhla
dolaşırken dışarda
hüzün reklamını yapıyor
kalbim billboard sanki
gözyaşlarım online
umutlarımsa offline hala
bana göre değilmiş
real-sanal and it's banal dünya
aranızdan ayrılıyorum artık
bu world wide web çok karanlık
unutmadan.. hayat eline sağlık!
Not: Bu şiirimsi şey, hayata devamsızlıktan kalanlar için 'bütün'leme hakkı vermeyen bir yeryüzünde yaşayabilme cesaretini gösterebilen ince ruhlara adanmıştır.
lyrics by: andrew love sam.
Toplumlar çağlar boyunca büyük teknolojik gelişmeler gösterirken,bu gelişmelerin sosyal yaşantılara ve bireylerarası iletişime etkileri büyük boyutlardadır. Son yıllarda ise bilgisayar teknolojisinin dönüştürücü etkisi yadsınamaz. Bu etkiyi örneklendirebilmek adına üniversiteli bir gencin evinde bayram sabahını hikaye etmek isterim...
Uyanması öğlen on ikiyi bulur. Ailesinin bayramını cep telefonuyla kutladıktan sonra kahvaltıdan önce bir fincan sütlü kahvesiyle bilgisayarının başına geçer. Messenger’da karşılaştığı arkadaşlarının bayramını kutlar. Bayram e-postalarını okur ve renkli,şekerli e-kartlarla yanıtlar. İnternette üye olduğu forum ve sözlüklerde bayramla ilgili başlıklara metinler ekler. Profillerinin altına eklenen “şekerli” tebriklere teşekkürler eder. Kapı çaldığında şeker toplayan çocukların geldiğini bilir ve açmaz kapıyı..zaten bayram için şeker de almamıştır. Öyle ya internet üzerinden yollamıştır çoktan bayram tebriklerini ve şekerlerini.Şimdi evde –ailesinin yanında- olsa o saatlerde ne yapıyor olacağını düşünmek bile istemez. Ziyaretler,gerçek suratlar,gerçek şekerler...ve korkunç kalabalık bir gün..böylesi daha iyi, der içinden. Yalnız ve “şekersiz”.

Sizleri tanimiyorum
siz rahatlatıyorsunuz
yazarlar takımı
hafifçiler
ustalar

Çağrışımlar
sanal arkadaşlar

Hic unutmam bir sitede biri sahsima küfür etmisti
Verdigim cevap suydu; „söz namusludur, namussuz olan kullanandir.“..:-)
zihniyet´e mendil sallar gibi..:)
Bazi seyleri anlamak ve kavramak icin alim olmak gerekmiyor.
Ego, kibir, yorumlamadaki yönledirme ve algilamadaki bireysel olgu tercihi de isin
denge unsurudur. Gösteri icin sahne aramak mi, yoksa kendinde olani paylasmak mi? Ben
ikincisini tercih ediyorum. Tüm zidliklarin varligini bilerek, her defasinda dolabin bas döndürücü
yan etkilerini yeniden tecrübe ederek, tekrardan binmeyi göze alisimizin asil nedeni birlige, bir
olmaya olan özlemimizden geliyor.