
Amerikan pop-art akımının önde gelen temsilcilerinden Claes Oldenburg aslen İsveç kökenlidir. Hayatımızda yer alan öğeleri gözümüzün içine sokacak kadar büyüterek bir yerde onları alaya alan sanatçı 1929 yılında Stockholm'da doğmuştur.(uzun zamandır bu yazıyı yazmak istiyordum Oldenburg eserlerinin ve sanatçının sıkı bir hayranı olan kızım sayesinde bu sanatçı hakkında sürekli okumak durumunda kaldım )

Sürrealizmin en önemli temsilcilerinden biridir, René François Ghislain Magritte.
21 Kasım 1898'de Belçika'da Lessines Şehrinde bir terzi ve bir kadın şapkacısının en küçük çocuğuydu doğduğunda.

1910 yılında ilk çizim derslerini almaya başladı. 1912 yılında annesi Sambre Nehri'ne atlayarak intihar etti.

Çocukluğum Marmaris’te geçti. Bir gün balkonda otururken, aşağıdaki berberin önüne Temel geldi, oturdu, sohbet ediyorlar. Mahallenin Muhtarları’nın Temel’i. Sonra birçok sinema filminde de gördük ki iyi bir oyuncu nitelemesini hak eden Erkan Can, o. Sivil hayatta ilk kez bir ünlüyle karşılaşmam böyledir.

Sonra yine Marmaris’te Marina’nın oralarda gezerken Cem Karaca’yı görmüştük annemle, yanında bir bayan vardı…

Tekrar helâl olsun sana sevgili SAY.
Tüm düşüncelerini söyleyebiliyorsun, köhne bir sosyetiklik içinde kahkahalarla bezeli ortamların şakşakçı sanatçısı olmadın sen...
Yalnız ve güzel ülkem' e ! diye ödülünü almıştı bir başka vatanına duyarlı sanatçı da...

Ülkemin terakki etmiş "sanatçıları" teneffüse çıkmış öğrenciler gibi meydana atıvermişler kendilerini..
Sanırsınız ki sonsuz terakki, sonsuz refah için salınıyorlar..
Çoğunun geliri hatırı sayılır düzeyde.
Amaç ne?
Korku neden?
Ciğeri beş para etmez bir fikre inanmışlara karşı duruş mu?
Eğer öyle ise rüzgarda savrulan kum öbekleri gibisiniz?
Yoksa, yoksul kalabalıkların her melanete bulaşma ihtimaline karşı mevcut statülerinizin yerle bir olması tehlikesini sezmiş olmayasınız?
Yani moda deyimiyle "müesses nizamın" yerle bir olma ihtimali !.
Haklı olabilirsiniz elbette; Güriz sururi hanım,babasının süt ninesinden bile neler çekmiş!
ninesi ona kurandan dualar okurmuş "acayip kelimelere" bir türlü kafası basmazmış. Ama çok zeki olduğundan bunların arapça olduğunu anlamış..
"Acayip kelimeler"
Yesinler seni gülriz!
Efendim köy enstitüleri kapanmasaymış bınlar başımıza gelmezmiş!
Adama sormazlar mı ;köy enstitüleri mezunlarının şehirlere akışı birleştirici bir kültüre mi yol açtı?
Öyle olsaydı çin kültür devrimi ayakta kalmaz mıydı?
Gülriz, kirpiklerindeki aşırı rimelden önünü göremiyorsun. Al kocanı yanına keşanlı ali'yi, irma'yı oyna; Gerçekten de en iyi yaptığın işi yap..
Programa katılanlardan biri de Emre kınay..
Adamın ettiği lafa bakar mısınız?
" Darbe yapanlara devletin onay vermemesi lazımdı"
Güler misin, ağlar mısın?
Darbe yapanlar izin almazlar evladım, izne tabi değildir bu işler..
Teşkilatlı bir propagandanın sentetik aydınları, insanca bir düzenbazlık içindesiniz, bilerek veya bilmeyerek..

Medyaya teslim, popülist işlerden para kazanmaya bakarak, ben sanatçıyım masturbasyoncularına ben gülüyorum. Kendileri deve kuşlarının önde gidenleri oluyorlar efendim...
Ama Fazıl say; evrensel anlamda kabul gördüğü ve hiç bir reklama ve benzeri tanıtım çabalarına (!) ihtiyacı olmayan bir dev sanatçı iken muhalif duruşunu ortaya koyabiliyor, fikirlerini paylaşmayı bir ukalalalık yörüngesinde değil, sadece vatandaş duyarlılığı ile yapabiliyor.

