İnsan doğadaki değişimleri ve yok oluşları görür. İnsan aynı zamanda değişmeyen, yok olmayan şeyleri arar. İşte, insan sanat ile, sanat eserleri yaratarak değişmeler dünyasında değişmeyeni, ölümlülüğün dünyasında ölümsüzlüğe ulaşır. O halde, insan sanat eseri yaratırken, ölümsüz bir dünya yaratmak ister.

İnsan, duyguları, düşünceleri ve hayal gücü ile manevi bir varlıktır. Buna karşılık, nesneler dünyası maneviyattan uzaktır, bir madde dünyasıdır. Yaratma, sanatçının algıladığı maddi varlığa duygu, düşünce ve hayal gücü katması olayıdır. Maddi varlığı böyle manevileştirmek, maddeye biçim vermek demektir. Biçim ve tinsellik kazanmış bir maddi varlık artık maddi varlık olmaktan çıkar, bir sanat eseri olur.
Siz kalemin sadece yazı yazmak için kullanılan bir araç olduğunu düşünebilirsiniz. Ama adamlar artık neyden sanat eseri çıkarırız diye düşünmekten elimizden kalemi alıp onuda sanatlarında kullanmışlar.Tebrik ettim ve başarılarının devamını diledim.Sayfaları sırayla gezmanizi tavsiye ederim.
Verdiğimiz bir eleştiri sözünü tutarken, toplumumuzdaki
bazı eğilimleri de eleştiriyoruz bu yazımızda.
Mekanımız asker ocağı, başlayalım!
Acemi birliğinde, akşam yemeğinden sonra bir de akşam dersi yapılıyordu.
Atatürkçülük eğitimi falan...
Aklıma gelmişken, "Atatürk'ün tanımı" diye birşey vardı.
On maddelikti sanırım. Yani tüfeğin silahın tanımı olur da,
"Atatürk'ün tanımı" kavramını hangi akla yakıştırırsınız,
bunu TDK'ya havale ediyorum.
Gerçi bu tanımın, "hangi aklın" eseri olduğuna dair duyumlar almadım değil.
Ama kesinliği olmayan bir konuda polemiğe girmeyelim deyip,
TDK'ya saygı ve sevgilerimizi gönderiyoruz(nedense!).