
Azıcık teknolojiden anlayanlarımız yahut anlayan eş dost sahibi olanlarımız DNS ayarlarımızı değiştirerek youtube'a girebiliyor, yasak yokmuşçasına fink atabiliyorduk.
Lakin bugün öğlen vakti, bir anda youtube açılmaz oldu. Dedim geçici bir şeydir herhalde, baktım geçmiyor, eşe dosta sormaya başladım. Türkiye sınırları dahilindeki kimse (dns lerini değiştirmiş olanlar dahil) giremezken yurtdışındaki herkes youtube'da hoplaya zıplaya fink atabiliyordu.
1970’lerin sonları, 80’lerin başları, Güney Afrika Cumhuriyeti, Apartheid günleri… Irkçı beyaz yönetim, her totaliter rejimde olduğu gibi kendi fikrinden olmayan, kendi söylemi dışında fikir beyan edenleri sistem araçlarını kullanarak en basit tabiriyle yaşayamaz hale getiriyor. Tabii ilk başta eleştirel ironinin tavan yaptığı Pink Floyd’un “The Trial”’ında “Bleeding hearths and Artists” denilen sanatçı türleri, sistemi şarkılarıyla eleştiriyor ve ırkçılığa kitlelere en rahat ulaşabildikleri araç olan müzikleriyle karşı çıkıyorlar. İşte o yıllarda, Güney Afrikalı bir beyaz olan Roger Lucey ırkçılık karşıtı şarkılar yapıyor, hatta utanmadan bu şarkılardan oluşan albüm filan da çıkarıyor. Üstüne albüm bir de fena halde satmasın mı? Satıyor… Sistem de çileden çıkıyor tabii… Sen suya sabuna dokunmadan şarkı yapacağına utanmadan ırkçılık kötü bir şeydir dersen, sistemin işkenceyle öldürdüğü siyahlardan bahsedersen, sistemin eli de armut toplamaz tabii… Tez araçlarından birini devreye sokuyor sistem; Bu işleri iyi beceren bir polisi Paul Erasmus’u, Roger Lucey ile uğraşmaya, yıldırmaya görevlendiriyor…
şu an itibari ile ekşi sözlük mahkeme kararı ile türktelekom tarafından 'yıkıcı ve bölücü' yayınlar nedeniyle kapatılmış görünüyor.

The CENSORED CARTOONS Page (cizgi filmlerin sansurlenen parcalari)