
Kar serpiştiriyordu fena halde…
Esen rüzgarın şiddetiyle, tanecikler yön değiştirerek yüzümü yalıyorlardı, bazısı yanaklarıma, alnıma yapışıyor, kimi ise kirpiklerimde takılıp kalıyordu.
Hava feci soğuktu. Dünyanın bütün düzensizlikleri kar taneleri gibi yavaş yavaş hayatıma birikiyordu. Hiç bitmeyen bir koşuşturmanın gönüllü üyesiydim. Dünyanın hızına yetişemiyordum! İnsanlar içinde yaşamadıkları şartlar hakkında ne kadar da kolay fikir yürütebiliyorlardı: Şaşıyordum.

Boks yaptıktan hemen sonra, daha terleri bile kurumamışken, kendilerini satranç masasında bulan rakipler, bunları belli bir sıra içerisinde yapmaya başlıyorlar. Bütün bunlar en fazla 11 round sürüyor. Tabi, oyunu kazanmak için rakibi ya mat ya da nakavt etmek gerekiyor. Evet, hem fizik güçlerini hem de zihinsel güçlerini sergilemek adına güzel bir örnek teşkil ettiğini söyleyebiliriz.

3 hamle sonra "Şah Mat". Evet. İlginç bir oyun. Satranç'tan bahsediyorum. Bazen amatörce oynamaktayım. Hoşuma da gidiyor. Özellikle bilgisayar beni arka arkaya 2 kez yenince daha da bir oynama hırsı oluştu ve bilgisayarın beraberlik tekliflerini reddedip onu yendim. Peki nereden çıkmıştı bu Satranç? Ufak bir araştırma yaptım. Buraya da yazayım dedim. Zaten epeydir de yazı yazmıyorum. Biraz bir şeyler paylaşalım.
