
1967 Adana doğumlu Yavuz Yapıcıoğlu 9 kardeşi olan bir ruh hastası. Sevgisiz büyüdüğünü iddia eden Yavuz, ilk ve ortaokulu üvey annesinin yanında okudu. İlk ve ortaokulda hep sınıf birincisiydi(kendi ifadesine göre). Lise 2. sınıfa kadar başarılı bir öğrenciydi. Lise 2'de önce ailesinden sonra okulundan ayrıldı. Evlendi fakat evliliği 3 ay sürdü. Okul takımlarında ve amatör kümede futbol oynadı. Bir ara dericilik yapmaya karar verdi fakat beceremeyip işyerini kapattı. Zaman ve mekan algılamasında bazen kendisini kaybettiği ve cinayetlerini bu sırada işlediğini söyleyen Yavuz, "sanki içimde iki kişi var" tarzı ifadeler kullandı.

genç kız, bir çok genç kız gibi aşıktı, evet ama bu bir aşk romanı değildi. aslında bu bir roman da değildi. konu sıkıntısı üzerine yazılabilecek boktan bir hikayeydi.. yazar ismini vermek istemeyen bir travestiydi aslında ve biraz alkollüydü. bu yüzden olsa gerek gerçekten genç kız olmadığı için genç bir kızdan intikam almak için kendine söz vermişti. ama nasıl olacaktı bu?
en iyisi yazmak, dedi ve yazmaya başladı.. mekan sote bir bardı ve genç kız hala endişeliydi. bir taraftan sulu birasını içiyor, bir taraftan da olası bir beyaz atlı prens bekliyordu. ve ince ince bakınırken etrafına onu gördü; her ne kadar atı olmasa da bir prens olabilirdi! çok geçmeden genç adam da kızı fark etti. gözler birbirine kitlitlendi ve delikanlı gaza gelip kızın yanına yaklaştı.
bu sıradan bir hikaye değildi. evet, çok garip hikayeydi bu ve bu garipliklerden ötürü diyaloglar da bir tuhaftı. bu durumda hikayenin geri kalanını dinlemek için olay yerindeki kahramanlarımıza bağlanmamız gerekli..
genç adam genç be bir o kadar da endişeli olan kızın yanına gider..

Kurbanlarının lanetlenmiş ruhlar olduğuna ve lanetli ruhları öbür tarafa geçirebilecek tek kişinin; kurtarıcı ruhun kendisi olduğuna inanan ruhlar vardır. Hayatta kendilerine biçtikleri rol hiç de azımsanmayacak kadar büyüktür. Kimi karizma öyle güçlüdür ki, bu etkileme sanatı karşısında çaresiz kalırsınız, gördüklerinize bir türlü inanamazsınız. Bu lider özelliği anlaşılmaz, sürükleyici bir güçtür. Hitler'in Almanyasını kendi doktrinine inandırması ve kitleleri etkilemesinin bir benzeri; mikro ölçekli soykırımından başka bir şey değildir. Manson'da da olan güç. Ama öyle bir güçtür ki, işlenilen cinayetler bir kenera, mahkemede dahi davalarını yönetebilmesini sağlayıp, müritlerini mahkemeye emekleterek getirtecek bir güç.
BİR VADİ OL; KADERE KARŞI DÖVÜŞMEYİ BIRAK VE BEKLE. O SANA AKACAKTIR...
Yattığı hücresine dünyanın her yanındaki gençlerden hala binlerce mektup yağan bir seri katille karşı karşıyayız. Anlaşılması gereken konu ise, masum insanları öldürmenin niye bu kadar popiler hale gelebildiği ve bu kadar yüceltilebildiğidir. Böyle bir durumda tartışılması gereken, ne Charles Manson'ın geçmiş analizi ne de bunları neden yaptığıdır. Onu anlamaya çalışmak değildir önemli olan... Anlayınca değişecek bir sonuç olmadığı gibi, ne onun ne de müritlerinin yaptıklarının doğrulanabilecek bir durumu yoktur. Önemli olan konu, bu insanların nasıl bu kadar hipnotize olabildiği ve böyle bir duruma hayranlık duyabildiğidir. Bir seri katilin felsefesi ile yüceltilmesi bana göre oldukça tuhaf. Bu durum ne gidenleri geri getirir ne de Manson'ın fan kitlesinin varlığını değiştirir.

Bu yazı bir natural born killers hayranı olan sörsi bebeğime nam-ı diğer Mallory Knox’a ithaf edilmiştir.
Her ne kadar Charles Starkweather ve Caril Ann Fugate seri katilden ziyade türkçe tam karşılığı olmamakla birlikte zincirleme katil gibi bir isimle açıklanabilecek olan ingilizce spree killer denilen kavramla tanımlanabilecek olsalar da çift olmaları bakımından onları da bu seride inceleyeceğim.

( caril ann fugate )
Caril Ann Fugate 1943 yılı 31 Temmuz’unda Nebraska’da Velda ve William Fugate’nin ikinci kızları olarak dünyaya geldi. 1951’de Velda kocasından boşandı çünkü William röntgencilik suçundan yakalanmıştı ve bir alkolikti. Caril birleşik Devletler’de birinci derece cinayet suçuyla yargılanan en genç kadın ünvanını aldığında Charles Starkweather’ın kızarkadaşı idi ve 14 yaşına yeni girmişti. Hayatı ufacık bir tatil dışında Lincoln’de geçmişti. 155cm boyunda idi ve 13 yaşında iken bile en az 18’inde gösteriyordu.

( velda ve marion bartlett )
Charles Starkweather 1938 yılı 24 Kasım’ında Nebraska’da doğdu. Annesi Helen garson babası Guy ise marangozdu. 8 kardeşin üçüncüsü olan Charles konuşma güçlüğü çeken, çarpık bacaklı, kırmızı saçlı bir çocuktu. 15 yaşında gözlerinin aşırı derecede miyop olduğu ortaya çıkana dek başarısız ve saldırgan bir öğrenci olarak çoktan hayattaki olası şansını yitirmişti.

( charles starkweather )
Okul hayatında aradığını bulamayan Charles iyi bir dövüşçü olmuştu. Bu dövüşler esnasında kendisini Caril ile tanıştıracak ve yakın arkadaşı olacak Bob von Bush ile tanıştı. Bob Caril’in ablası Barbara ile çıkıyordu. Caril ve Charles iyi anlaştılar. Caril küfür eden, kıvrık paçalı kotlar giyen asi bir kızdı. Charles ise hayata karşı isyan dolu James Dean hayranı tutkulu bir genç.

Myra Hindley 23 Temmuz 1942’de, Manchester’da, şiddet yanlısı bir baba olan Bob ve ondan sürekli dayak yiyen karısı Hettie’nin kızı olarak dünyaya geliyor. 1946 yılından itibaren büyükannesi ile yaşamaya başlıyor çünkü anne ve babasının Maureen adında bir kızı daha oluyor. Myra büyükannesine güya geçici bir süre için gidiyor ancak bir türlü geri dönemiyor ve hayatının geri kalanını onunla geçiriyor. Zekası düşük değil ama ya ev işlerine yardım etmek ya da başka nedenlerle okula çok fazla devam etmiyor ve bu yüzden ancak ikinci bir sınıf liseye devam etmeye başlamaya hak kazanabiliyor.

Myra lise yıllarında en yakın arkadaşı Michael Higgins’in boğulması üzerine ağır bir depresyona giriyor. Myra Michael’ın davetini kabul edip onunla gitmiş olsa her şeyin farklı olabileceğine ve tüm bunların kendi suçu olduğuna inanıyor ve bu düşünceler Myra’yı okulu bırakmaya kadar götürüyor. Çekingen, tahsilsiz ve depresif bir genç kız olan Myra birkaç işten sonra hayatının erkeği olan Ian Brady ile tanışacağı Millwards Şirketine giriyor. Millwards’ta Myra sekreter Ian ise depo katibi olarak çalışıyor.
Ian Brady 2 ocak 1938’de hiç görmediği gazeteci bir babanın ve bekar bir annenin (Margaret Stewart’ın) çocuğu olarak dünyaya geliyor. Margaret kendini Mrs. (ingilizcede evli bayanlar için kullanılır) Stewart olarak tanıtıyor ve kendine Peggy denmesini istiyor. Çalışıyor ancak bebeğine bakamıyor ve Ian’ı bakabilecek birilerinin yanına vermek adına gazeteye ilan veriyor. İlanı yanıtlayan 4 çocuklu bir çift Mary - John Sloane, Ian’ı 4 aylıkken alıyor. Ancak gerçek annesi Peggy teyze olarak bir aile dostu gibi sürekli gelip gidiyor, Ian’a hediyeler alıyor. Ian 12 yaşına gelip Peggy teyze Patrick Brady ile evlenene kadar Ian her sıradan çocuk gibi - ki yaşadıkları yer Gorbals- Glascow oldukça sert bir mahalle – kavga dövüş büyüyor. Huysuz ve huzursuz, akıllı ama kendini derslerine vermeyen, suça yatkın, hayvanlara zarar veren bir çocuk. Arkadaşlarından biri Ian’ın bir kediyi canlı olarak gömüp ne kadar süre yaşayabileceğine dair testler yaptığını anlatıyor yıllar sonra.
SERİ KATİL ÇİFTLER- 2
Karla Homolka- Paul Bernardo
Hastalıklı bir çift diye işte ben bu ikiliye derim. Sex düşkünü bir katil ve onun kölesi olup bırakmamak adına her şeyi göze alan bir ruh hastası. Sado mazonun anlam bulduğu bir çift; sadist bir koca ve mazoşist karısı.

4 nisan 1970 doğumlu Karla Homolka Kanada’da yaşayan hoş bir genç kız iken 1987’de bir iş gezisinde Paul Bernardo ile tanışmış ve ona ilk görüşte aşık olmuştu. Paul Bernardo son derece yakışıklı, gelecek vaat eden bir gençti. Karla’yı hafta sonları evinde ziyaret ediyordu bütün aile - ebeveynler ve Karla’nın kız kardeşleri Tammy ve Lori- Paul’e bayılıyordu. 1990’da Paul Karla’ya evlenme teklif etti ve kısa bir süre sonra yaşanacak trajediden habersiz olarak düğün hazırlıklarına başlandı.
Bu arada Karla Paul’e geri dönülmez bir şekilde bağlanmıştı. Paul Karla’ya hükmediyordu. Ona anlam katanın kendisi olduğunu, koşulsuz hizmet etmesi gerektiğini, sex konusunda sınırları olmaması gerektiğini, çirkin, şişman, başarısız olduğunu söylüyor ve Karla bunların tümünü kabul ediyordu. Artık Paul Karla’dan her istediğini alabilirdi. Bu istekler ne kadar akıl almaz olursa olsun.
Paul, Karla ile tanıştığında bakire olmamasının bir suç olduğunu ve Karla’nın bunu telafi etmesi için kız kardeşi Tammy’nin bekaretini istediğini söylüyordu. Karla çalıştığı veteriner kliniğinden aşırdığı ilaçla Tammy’i uyuşturdu. Önce Paul kıza tecavüz etti, sonra da Karla’ya kız kardeşine oral sex yapması, onunla sevişiyor gibi görüntüler vermesi için talimatlar verdi. Karla tümünü yerine getirdi. Her şey kameraya alındı. Tammy olay sonrası kusmaya başladı ve tıbbi ekip gelene kadar öldü.

Yaklaşık bir yıl sonra Karla Paul’ü evde bir kızla buldu. Paul kıza tecavüz etmek için Karla’dan yardım istedi Karla kabul etti. Leslie Mahaffy tecavüz, taciz ve şiddete maruz kaldıktan sonra boğularak öldürüldü.

Javier Bardem Academy ödüllerine aday gösterilen ilk ispanyol aktör. (ilk adaylığını Before Night Falls filmindeki rölüyle almıştı) İspanya'da almadığı ödül kalmayan başarılı aktörü biz de sanırım en çok The Sea Inside (İçimdeki Deniz) filmi ile tanıyoruz. Rol gereği her şeyi yapabileceğini, şiddetten ve silahlardan nefret ettiğini her fırsatta yineleyen Javier Bardem'in seri katil Anton Chigurh'u canlandırırken esinlendiği kişi George W. Bush olmuş. (Critics' Choice Awards'te verdiği demeçten)
BU YAZI LESORCIER VE MANSONILIZED İŞBİRLİĞİ İLE HAZIRLANMIŞTIR. HER HAKKI SAKLIDIR.
Bu bölümde seri cinayet işleyenlerin ritüellerine göz atacağız. Cinayet işlerken onlara heyecan veren ya da onları cinayet işlemeye iten tutkusal davranışlarına bakacağız. Bu sayede daha sonraki bölümde inceleyeceğimiz psikolojik profil ve çocuklukta yaşananlar konusunun sonucunu önceden öğreneceğiz. Sıralamayı ters tutuyoruz. Böylece bu insanlara psikolojik yapılarından ötürü önyargı geliştirmemeye çalışarak öncelikle çirkin yüzlerini net bir şekilde kafamıza yerleştireceğiz. Daha sonra dileyen sempati kurar dileyen de iğrenerek bakar…
Modus Operandi (Eng. Method of Operation/MO) latince bir kelimedir. Yol, yöntem manasına gelir. Birçok yerde bu mevzuda “katil” anlamını taşıyan tabir seri katillerin ceset üzerinde veya olay mahallinde yaptıkları kişisel değişikliklere referans eder.
Bu site modus operandiyi şu şekilde tarif eder: